İcra ve İflas Hukukuna Dair Herşey...

Tam Versiyon: İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Nedir?
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyon'a bakınız.
İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Nedir?
İzale-i Şuyu veya ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz malda ortaklar arasındaki paydaşlığa son vererek kişisel mülkiyete geçişi sağlayan, davanın tüm tarafları için benzer sonuçlar doğuran bir dava türüdür.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Kime Karşı Açılır?
Ortaklığın giderilmesi davası, menkul veya gayrimenkule ortak olan tüm paydaşlara karşı açılır. Herhangi bir paydaş taşınır veya taşınmaz maldaki ortaklığa son verilerek ortaklığın bitirilmesini talep edebilir. Paydaşlar, kendi aralarında malı nasıl pay edeceklerine dair bir anlaşma yaparak ortaklığa son verebilirler. Anlaşma yoluyla ortaklık sonlandırılamaz ise, paydaşlardan biri diğer tüm paydaşlar aleyhine izale-i şuyu davası açarak dava yoluyla ortaklığın giderilmesini isteyebilir.
Tüm paydaşların ortaklığın giderilmesi davasında yer alması zorunludur. Paydaşlardan birinin ölümü halinde mirasçılık belgesinde ismi geçen tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekir. Tüm ortaklar davaya dahil edilmeden davanın sonuçlandırılması mümkün değildir.

On Sekiz Yaşından Küçüğün Paydaş Olması
Paydaşlığın giderilmesi davası açılan malın hissedarları arasında on sekiz yaşından küçük biri varsa dava küçüğün velisi aleyhine açılır. Küçüğe yönelik dava açılmaz. Küçüğün velayeti TMK’na göre anne ve baba tarafından birlikte yürütüldüğü için her ikisi de küçüğü davada temsil edebilir. Aynı şekilde küçük adına dava açma hakkı da velisindedir. Davadaki somut olayın özelliğine göre eğer küçük ile velisi arasında menfaat çatışması varsa küçüğe bir kayyım tayin edildikten sonra davaya devam edilir.

Davalı Paydaşa Tebligat Yapılamaması
Davalı paydaşlardan biri ya da bir kaçına davanın açılmasından sonra tebligat yapılamaz ve tebligat yöntemlerine göre kendisine hiçbir şekilde ulaşılamazsa tebligat yapılamayan paydaşa kayyım tayin edilir. Bu durumda kayyım tayini 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun hükümlerine göre yapılır. Bu kanunun amacı kendisine ulaşılamayan paydaşın paydaş olduğu malda hazinenin menfaatinin korunmasıdır. Bunun için öncelikle hakkında dava açılan malda hazine menfaati olup olmadığının o yer mal müdürlüğünden sorulması ve eğer o malda hazine menfaatinin bulunduğu mahkemeye bildirilirse bundan sonra mal müdürünün tebligat ulaştırılamayan paydaşın hissesi için kayyım olarak tayin edilmesi gerekir. Ancak uygulamada Yargıtay tebligat ulaştırılamayan paydaşın hissedar olduğu malda hazinenin menfaatinin bulunup bulunmadığına bakmaksızın kayyım tayinini zorunlu görmektedir. Bu açıdan kanun yanlış uygulanmakla beraber 3561 sayılı kanunda yer alan düzenlemeler nedeniyle satış sonrasında tebligat ulaştırılamayan paydaşın payına düşen paranın önemli bir kısmı da kayyımlık masrafları adı altında kesintiye uğramaktadır. Ayrıca mal müdürlünün o yer hazine avukatını yetkilendirebileceğine ilişkin düzenleme olmasına karşın mal müdürleri duruşmalara kendileri de girme hakkına sahiptir. Bunun sonucunda kanuni vekâlet ücretleri de mal müdürlerine ödenmektedir. Bunun en büyük sakıncası ise avukat olmayan mal müdürünün duruşmada davalılardan birini temsil ediyor olmasıdır.

İzale-i Şuyu Davasının Açılamayacağı Bazı Durumlar
 Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ortaklığının giderilmesi dava yolu ile istenemez.
 Ortaklığın giderilmesi taşınmazın tamamı için söz konusu olur. Belirli bir payın ortaklığının giderilmesi mümkün değildir. (6.HD. 04.02.1982T.959E.-985K.)
 Tapulu taşınmaz mallar gibi taşınır malların da ortaklığının giderilmesi istenebilir. Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılan motorlu aracın da ortaklığının giderilmesi mümkündür. Arzın (altın ve paradan gayrı mal, meta) teferruatı sayılan taşınır mallar yalnız başına ortaklığın giderilmesine konu teşkil eder.
 Tapu kaydında, ortaklarca şüyuun idame mükellefiyeti veya kooperatiflerce yapılan binalar için Kooperatif Tüzüğüne devrin imkansızlığı konmuşsa, bu gibi hallerde de ortaklığın giderilmesi istenemez.
 M.K 627.md ’de belirtilen şüyuun idame mükellefiyeti olmadıkça paydaşlardan her birinin taksim talebinde bulunabileceği hükmü konmuştur. Paydaşlar bu hükme göre ortaklığın devamı için sözleşme yapma hakkına haizdirler. Sözleşmenin yazılı olması yeterlidir, resmi şekil ve tapuya tescil zorunluluğu yoktur. Bu sözleşme 10 yılı geçemez. On yılın başlangıcı sözleşmenin ortaklarca tanzim edildiği ve hukuki tasarrufun yapıldığı tarihtir. On yıl dolmadan haklı sebeplerin varlığı halinde bu sözleşmenin feshi ve ortaklığın giderilmesi dava konusu edilebilir.
 Ortak mülkiyet devamlı bir amaca tahsis edilmişse, o tahsis devam ettiği sürece ortaklığın giderilmesi istenemez. Bu tahsis M.K md.627 uyarınca azami 10 yıl olabilir. Ancak iki taşınmaz arasında tahsis edilen ve sübjektif ayni haklara konu olan mallarda süre ile sınırlı olmaksızın hiçbir zaman ortaklığın giderilmesi talep edilemez.
 Ortaklığın giderilmesi M.K md.627/f: son uyarınca münasip olmayan bir zamanda istenemez. Örneğin taşınmaz malların anormal olarak fiyatının düştüğü süreçlerde inşaatın henüz devam ettiği bir zamanda bu malların ortaklığının giderilmesi istenemez.
 Kamulaştırılan taşınmazlarda buna ilişkin karar ilgililere tebliğ edildikten sonra o taşınmazın devir ve temliki(mülk sahibi edindirme) yapılamayacağından bu durumdaki taşınmazların satış yoluyla ortaklığının giderilmesi istenemez.
 Kamu mallarının ortaklığının giderilmesi talep edilemez. Bu nedenle dava konusu taşınmazlarda okul, hastane gibi kamu malı varsa onun ifrazı(ayrılması) için davacı tarafa süre verilmesi ve sonra geri kalan kısım için davanın yürütülmesi gerekir.
 Hazinenin kamu malı niteliğinde olmayan özel mülke konu olan taşınmazdaki paydaşlığı o malın ortaklığının giderilmesine engel teşkil etmez.
 Başkasının arsasına yapılan bina, M.K.md.654'e girmeyen temelli yapı ise arzdan ayrı olarak o yapının ortaklığının giderilmesi istenemez.
 Karı koca arasında mal ayrılığı rejimi varsa birlikte maliki oldukları her bir malın ortaklığının giderilmesini dava yolu ile istemeleri mümkündür. Karı koca arasındaki cebri icranın imkânsızlığı bu gibi davalara uygulanmaz.
 Muris(miras bırakan) adına tapuda kayıtlı taşınmaz malın, mirasçılar arasında ortaklığın giderilmesi için tapuda intikal muamelesinin yapılması şart değildir. İbraz edilecek veraset ilamına göre intikal muamelesi yapılmadan da ortaklığın giderilmesine karar verilebilir.
 Ortaklığın giderilmesi davalarında davaya konu olan taşınmaz malın kirada olması, hacizli veya ipotekli bulunması, üzerinde irtifak veya intifa hakkı olması, geçerli satış vaadi sözleşmesi ile veya haricen satılmış bulunması bu davaların görülmesine mani değildir. Ancak bütün paydaşlar taşınmazı belirli bir süre bir şahsa kiralamışlarla kira süresince ortaklığın giderilmesi davası açamazlar.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Hangi Mahkemede Açılır
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasında yetkili mahkeme taşınmaz malın bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Örneğin, taşınmaz mal Gaziantep’te bulunuyorsa ortaklığın giderilmesi davasında yetkili ve görevli mahkeme Gaziantep Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Mahkeme Harç ve Giderleri
Ortaklığın giderilmesi davası matbu harca tabi bir davadır. Her ne kadar davayı açan paydaş dava harcını ve mahkeme giderlerini davanın başında ödemek zorunda kalsa da davanın sonunda mahkeme giderleri ve avukatlık ücretleri payları oranında taraflara yükletilir. İzale-i şuyu davasında davanın kazananı veya kaybedeni olmaz, davanın tarafı olan herkes davadan aynı şekilde etkilenir.

Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi)
İzale-i şüyu davasının tarafları malı nasıl bölüştüreceklerine anlaşarak dava sırasında bu antlaşmayı hakime bildirebilirler. Hakim bu antlaşma doğrultusunda ortaklığın giderilmesine karar verebilir. Taraflar malın paylaşılması konusunda anlaşmazlarsa maldaki ortaklığın ya satış suretiyle ya da aynen taksim yoluyla giderilmesi gerekir.
Ortaklığın giderilmesi davasında malın aynen taksimi için taraflardan yalnızca birinin talepte bulunması yeterlidir. Taraflardan biri ortak malın aynen taksim edilerek ortaklığın giderilmesine karar verilmesini isterse, hakim öncelikle aynen taksim şartlarının bulunup bulunmadığını araştırmalıdır (MK md. 699/2).
Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Eğer taşınmaz malda kat mülkiyeti kurmak mümkünse, hakim kat mülkiyeti kurulup kurulamayacağını çok iyi araştırmalıdır. Kat mülkiyetinin kurulması mümkün olan bir taşınmaz malda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilemez.

Satış Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi)
Taşınmazın aynen taksimi mümkün değilse ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilir. Taşınmaz malın satışı, mahkeme vasıtasıyla değil satış memurluğu veya icra dairesi marifetiyle yapılır. Satış açık arttırma yoluyla yapılmalıdır. Ancak tüm paydaşlar bir araya gelerek satışın ortaklar arasında yapılması hususunda oybirliğiyle anlaştıkları takdirde satış yalnızca ortaklar arasında yapılır.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak bütünleyici parçaların bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve bütünleyici parçaların arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve bütünleyici parçanın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının bütünleyici parçanın isabet ettiği yüzdelik ( %… ) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Bütünleyici Parçalara isabet eden kısım bütünleyici parça sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.

Mahkeme Kararının İnfazı yani Ortaklığın Giderilmesi Kararının İnfazı
Yukarı da Ortaklığın giderilmesi davası ile ilgili olarak genel bilgileri verdikten sonra Sulh Hukuk Mahkemesince verilen Ortaklığın Satış Yoluyla Giderilmesine yönelik kararın infazının nasıl gerçekleştirileceğini anlatmaya çalışacağız.
Mahkemece taşınır veya taşınmazın satış yoluyla ortaklığının giderilmesine karar verilmesi halinde, ortaklığın giderilmesine konu mallar İİK. Hükümlerine göre satış işlemleri yapılır ve buradan elde edilecek bedeller paydalar arasında paylaştırılarak işlem tamamlanmış olur. Şimdi bu işlemlerin aşama aşama neler olduğunu görelim.
Sulh Hukuk Mahkemesince verilecek satış yoluyla ortaklığın giderilmesine yönelik karar kesinleştikten sonra mirasçılardan birinin kendisi veya yasal temsilcisinin talebi üzerine dosya, Mahkemece işlemler için kim görevlendirilmiş ise ona gönderilir. İlamda yazılı (davayı takip eden) avukatın, ayrıca infaz için vekaleti gerekmez. 
Ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin yetki kuralları; kararın infazı aşamasında hükümsüzdür. Zira; paylaşma kararı; İİK. md. 34 uyarınca; ilamların icrası niteliğinde olup; her yerde satış ve infaz talebi mümkündür.  Ancak uygulamada Mahkemeler tarafından görevlendirme yapılırken görevlendirme için zaman zaman Mahkemenin bulunduğu yer Satış Memurluğu, Satış Memurluğu bulunmuyor ise İcra Müdürlüğü açıkça isim belirtilmek suretiyle görevlendirme yapılmakta olup, bu gibi durumlarda görevlendirme yapılan yer Satış Memurluğu veya İcra Müdürlüğünden kararın infazının istenmesi gerekmektedir.
Satış talebi ve infaz konusunda yetki itirazını satış memuru inceleyemez. Tüm paydaşların, satış ve infaz için yetki sözleşmesi yapmaları olanaklı olup; böyle bir yetki sözleşmesine dayanan itiraz dikkate alınır. Yetki itirazı, İİK. md. 50 uyarınca; Sulh Hukuk Hakimince incelenir.
Satışa hazırlık, ihale ve paraların paylaştırılması konularında İİK. hükümleriyle bağlı olan satış memurluğu işlemlerine, İcra Mahkemesi sıfatıyla Sulh Hukuk Hakimi nezdinde itiraz ve şikayet olanaklıdır.