*Takipten Önce %4,55 / Sonra %9,10 / Satıştan Sonra %11,38
*Vazgeçme/Haricen Tahsil (Hacizden Önce) %2,27 -(Hacizden Sonra) %4,55
*Maaş ve Ücret Ödemelerinde %4,55
*Başvuru Harcı / Yerine Getirme Harcı 54,40.TL
*Tahliye Harcı -İcra Teb.Üzerine%1,13 /İcra Kanalıyla%2,27
*İhale Damga Vergisi : Binde 5,69
*Kefalet/Temlik/Taahhütname Damga Vergisi Binde 9,48
*Yediemine Ödenen Paralardan Damga V. Binde 9,48
*Resmi şahıslar adına şahıslara ödenecek
paralardan Kesilecek Damga V. Binde 7,59
*Kira Sözleşmelerinden Alınacak Damga Vergisi Binde 1,89
*Cezaevi Yapı Harcı %2
*Vekalet Suret Harcı 7,80.TL
*Haciz, Teslim ve Satış Harcı : 127,60.TL
2020 Yolluk Miktarı : 2.775,16.TL.
Haciz, Teslim, Satış Harcından Memura Ödenen 40,16.TL
İflasın Açılması, Konkordato İsteği, Masaya Katılma:89,60 TL

Satış ilanının tebliği- Vekile tebligat - Vekil ile Borçlu Arasında Menfaat Çatışması

Satış ilanında ilanda satışın yapılacağı yer, gün ve saatinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi gerektiği- Satış ilanının borçluya satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmesi yasal bir zorunluluk olduğu- Borçlu icra takibinde vekil ile temsil ediliyor ise satış ilanının vekile tebliğ edilmesi gerektiği aksi halde borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olacağı- Tebligat Kanunu muhatap adına kendisine tebliğ yapılabilecek kimseleri saymışsa da bu kimselerle, tebliğ muhatabı arasında husumet varsa bunlara tebligat yapılamayacağı yapılırsa da tebligatın usulsüz olacağı- Vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı düzenlenmiş ise de vekil ile borçlu arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vekilin icra takibinde hasım olarak ilgili olduğu işlerde borçlunun vekili sıfatı ile yapılacak tebligatların usulsüz olduğu-

Taraflar arasındaki “ihalenin feshi” talebinden dolayı yapılan inceleme sonunda İstanbul Anadolu 11. İcra (Hukuk) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.08.2014 tarihli ve 2014/238 E., 2014/615 K. sayılı karar borçlu (davacı) vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/34388 E., 2015/3646 K. sayılı kararı ile;

“...Sair temyiz nedenleri yerinde değil ise de;

Şikâyetçi borçlu 19.03.2014 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurusunda; diğer şikâyet nedenleri yanında satış ilanı tebligatının gönderildiği vekilin aynı zamanda kendisinden haciz alacaklısı olduğunu, bu nedenle satıştan haberdar olmadığını, satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek 13.03.2014 tarihli taşınmaz ihalesinin feshini talep etmiş, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nda "İşin reddi zorunluluğu" başlıklı 38/1. maddesinin (b) bendinde; "Aynı işte menfati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa" dedikten sonra fıkranın sonunda avukatın teklifi reddetmek zorunda olduğunu emrettiği görülmüştür.

İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2007/110 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... tarafından bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile borçlu ... aleyhine takip başlatıldığı, Av. ...'ın 21.07.2010 tarihinde borçlu vekili olarak talepte bulunarak vekâletname ibraz ettiği, takibin ilerleyen aşamasında şikayet konusu 528 ada 8 parsel 1 nolu bağımsız bölümün satışına karar verildiği, satış ilanı tebligatının borçlu vekili olarak Av....'a 30.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda, Avukat... tarafından İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/978 sayılı dosyası üzerinden borçlu hakkında takip başlatıldığı, bu dosya üzerinden borçluya ait ihale konusu taşınmaz üzerine 25.05.2011 tarihinde haciz konulduğu, satışın gerçekleştiği dosyadan 100. md yarar bilgilerinin sorulması neticesinde, taşınmaz üzerindeki haczin devam ettiğinin bildirildiği görülmektedir. İhale konusu mahcuzun satışı halinde, haciz alacaklısı Avukat... İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğü'nün 2011/978 sayılı dosyasındaki alacağına kavuşma imkânı bulabileceğinden, bu hâlde borçlu Ç.Ç ile borçlu vekili olarak geçen Av.... arasında menfat çatışması olduğu tartışmasız olup, mahkeme gerekçesi bu nedenle yerinde görülmemiştir. Öte yandan mahkemece borçlu asilin 14.02.2014 tarihli 1.artırmada hazır bulunması nedeniyle, satışın 2.artırmaya kaldığını bu tarihte öğrendiği kabul edilse de, ihale konusu taşınmazın 1. açık artırması 14.02.2014 tarihinde yapıldığından, 1.artırmada borçlunun hazır bulunması satışa hazırlanmak için makul süre olarak kabul edilemez.

İİK'nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.

O halde mahkemece; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1. maddesi gereğince borçlu adına vekil olarak Av....'a gönderilen satış ilanı tebliğ işlemi, usulsüz olduğundan şikâyetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.…" gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

[b]HUKUK GENEL KURULU KARARI[/b]

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

İstem, taşınmazın ihalesinin feshine ilişkindir.

Borçlu vekili; müvekkili aleyhine İstanbul 1. İcra Dairesinin 2007/110 Esas sayılı dosyasında icra takibine geçildiğini, müvekkili adına kayıtlı İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, Namık Kemal Mah. 528 ada 8 parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölümün İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin 2012/622 talimat sayılı dosyasında 13.03.2014 tarihinde yapılan 2. açık arttırmada ihale edildiğini, ancak yapılan işlemlerin usulsüz olduğunu, müvekkili adına hiç bir tebligatın yapılmadığını, borçlu vekili olarak tebligat yapılan Av. ...'ın tapu kaydında görüleceği üzere müvekkilinden alacaklı olup tapu kaydı üzerinde lehine İstanbul Anadolu 1. İcra Dairesinin 2011/978 Esas sayılı icra takip dosyasından haciz şerhi olduğunu, menfaat çatışması bulunduğundan Av. ...'ın borçlu vekili olarak iş takip edemeyeceğini, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1-b maddesi gereğince işin reddi gerekirken tebligatın vekil tarafından kabulünün hukuka aykırı olduğunu, usulsüz tebligattan dolayı borçlu asile tebligat yapılması gerektiğini, borçlu asile tebligat yapılmadığından müvekkilinin hiçbir satış işleminden haberdar olmadığını ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla vekile tebligat yapılması gerektiği düşünüldüğünde dahi vekile yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, vekile yapılacak tebligatın mesai saatleri içinde bir çalışana yapılması gerektiğini, Av. ...'a yapılan tebligatta tebliğin annesine yapıldığının şerh edildiğini, vekilin adresinin bürosu olup şerhin usulsüz olduğunu, satış ilanının tirajı ellibinin üzerinde ulusal bir gazeteyle yapılması gerektiğini, kıymet takdir raporunun taşınmazın tüm özellikleri dikkate alınarak düzenlenmediğini, taşınmazın değerinin altında bir bedelle ihale edildiğini, ihale bedelinin muhammen bedelin %50'si ve satış masrafları toplamından fazla olması ve rüçhanlı alacakları karşılaması gerektiğini ancak ihale bedelinin bu şartları karşılamadığını, satış ilanında ve şartnamede damga vergisinin tamamının alıcıya ait olduğunun belirtildiğini oysa ki kanun gereği yarısının alıcıya ait olduğunu, bu durumun ihaleye katılımı azalttığını ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklı ve ihale alıcısı vekili; borçlunun avukatını azledebileceğini veya avukatın istifa edebileceğini, borçlunun Av. ... ile aralarında olan meseleyi TMK'nın 2. maddesine aykırı olarak çıkar elde etmek amacıyla ileri sürdüğünü, bu durumun üçüncü kişiler tarafından bilinemeyeceğini, vekile yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu beyan ederek istemin reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece; borçlu ile vekili arasındaki ilişkinin ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülmesinin borçlunun vekilini azletmesi mümkün iken bunu yapmaması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, borçlu asilin ihale tarihinden haberdar olduğu ve şikâyete konu ihaleye katılıp ihale tutanağının altını imzaladığı dolayısıyla bu nedene dayalı fesih talebinde borçlunun artık hukukî yararının bulunmadığı, borçlu vekilinin Av. ...'a yapılan tebliğin de usulüne uygun olmadığı iddiasının yine şikâyet dilekçesinde...'ın borçlu vekili olarak hareket edemeyeceği, borçlu ile aralarında menfaat çatışması olduğu bu nedenle tebliğin vekile yapılamayacağı yönündeki iddiaları nazara alındığında çelişki arz eder durumda olduğu ancak bu yöndeki iddialar değerlendirildiğinde de Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre tebliğin öncelikle kendisine yapılması muhatabın kendisine yapılmasının mümkün olmaması halinde nerede olduğu hususu da araştırılarak daimi çalışanına yapılması zorunluluğu karşısında borçlu vekili olarak Av. ...'a yapılan tebliğin usulüne uygun bulunmadığı anlaşılmakla beraber usulsüz tebligattan borçlu asilin haberdar olduğu ve bu suretle satışa katılıp ihale tutanağının altını imzaladığı bu nedenle borçlunun bu yöndeki fesih iddialarının yerinde olmadığı, satış ilanının Hürriyet gazetesinde ilan edildiği ve ilanın yapıldığı tarih itibarı ile fiili net satış ortalamasının 382.337 adet olduğu, borçlu vekiline vekâletnamesinin de ibrazı karşısında kıymet takdir raporunun tebliğ edildiği, borçlunun kıymet takdirine itiraz edildiğinin iddia ve ispat edilmediği, kesinleşen kıymet takdiri karşısında kıymet takdirine itiraz sebebi olabilecek hususların ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülmesi ve dinlenilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazın tapu kaydında Ümraniye SS Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi lehine 20.000.000.000Eski TL meblağlı 21.04.2003 tarih ve 2531 yevmiye sayısı ile ipotek şerhi bulunduğu, ilgili kooperatifin 10.08.2012 tarihli cevabi ile borçlunun kooperatife borcunun bulunmadığının bildirildiği, 50.000,00TL muhammen bedelli taşınmazın 28.001,00TL'ye ihale edildiği, bu durumda İİK'nın 129. maddesine göre ihale bedelinin muhammen bedelinin % 50'sinden fazla olduğu, satış masraflarını ve rüçhanlı alacağı karşıladığı, damga vergisi yükümlülüğünün ihale alıcısına ait olduğu yasal düzenlemelerle kabul edildiğinden satış ilanında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddi ile ihale bedelinin %10'u oranına para cezasının borçludan tahsiline karar verilmiştir.

Borçlu vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Yerel Mahkemece önceki gerekçeye ek olarak; somut olayın borçlu ile vekili Av. ... arasında menfaat çatışması olduğu ve satış ilanı tebliğinin bu nedenle usulsüz olduğu şeklinde mi değerlendirilmesi yoksa ihaleye bu duruma dayalı olarak ve gerekçe yapılarak borçlu yanca fesat karıştırıldığı şeklinde mi değerlendirme yapılması hususunun üzerinde durulmasının gerektiği, kanuna veya ahlaka (adaba) aykırı bir şekilde artırmaya fesat (dolan) karıştırılmasının fesih sebebi olduğu, arttırmaya katılmayı ya da artırmaya katılanların gerçek isteklerine uygun ve özgür iradelerinin açıklamalarını hukuka ve ahlaka aykırı tertiplerle önlemek veya artırma sonunda elde edilmesi amaç olan en elverişli bedelin ortaya çıkmasına engel olmak amacı ile dürüstlük kuralına aykırı olarak yapılan her türlü davranışların arttırmaya fesat karıştırmak niteliğinde olduğu, hiç kimsenin kendi kusuruna ve iradi fiiline dayanarak hak iddia edemeyeceğinden ihaleye fesat karıştırmış olan kişinin kendi fiiline dayalı olarak ihalenin feshini isteyemeyeceği, 6100 sayılı HMK'nın dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü başlıklı 29. maddesinde "taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır. Taraflar davanın dayanağı olan vakıalara dair açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler" düzenlemesi ile 4721 sayılı TMK'nın dürüst davranma başlıklı 2. maddesinde ise "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." düzenlemesinin yer aldığı, borçlunun vekili azletme imkânı mevcutken (Anadolu 1. İcra Dairesinin 2011/978 Esas sayılı dosyasından yapılan takip sebebi ile ) bu haktan yararlanılmaması ve bu hususların ihalenin feshi davasına gerekçe yapılması karşısında borçlunun takip aşamaları itibarı ile iyi niyetli davranmadığı ve satış sonrası bu durumu gerekçe yaparak fesih talebinde bulunulmasının iyi niyetli hareket olarak değerlendirilemeyeceği, kendisinden beklenen objektif özeni göstermeyen borçlunun bu tutumunun hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiği kanaatine varıldığı, vekilin borçlu hakkında takip başlatılmış olmasının vekâlet ilişkisini sona erdirmeyeceğinden ve vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması zorunluluğu karşısında satış ilanının icra müdürlüğünce vekile tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, borçlunun ihale tarihinde satış mahallinde bulunduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takip dosyası kapsamında borçlunun vekili olarak vekâletnamesi bulunan Av. ...'ın aynı zamanda başka bir icra takip dosyasında borçlu hakkında alacaklı sıfatıyla başlattığı icra takibinde, lehine ihaleye konu taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi işlenmesi karşısında, borçlu vekili olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 127. ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesine göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında usulüne uygun olup olmadığı, borçlunun vekilini azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayarak ihalenin feshini talep etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen "... bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni korumaz" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Konunun açıklığa kavuşturulması için, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken yasal düzenlemelerin ve ilkelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 126 ve devamı maddeleri uyarınca haczedilen taşınmazlar yalnız açık artırma yolu ile satılır. Taşınmaz ihalelerinde artırma satıştan en az bir ay önce ilan edilir. Satış ilanında nelerin bulunması gerektiği İİK'nın 126. maddesinde ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre ilanda satışın yapılacağı yer, gün ve saatinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi gerekir. İİK'nın 127. maddesi gereğince satış ilanının borçluya tebliğ edilmesi yasal bir zorunluluktur. Cebri icra yoluyla yapılan açık arttırma ile satışta borçlunun, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satış ilanı borçluya satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmelidir. Zira icra takibinin amacı alacağın tahsili olup, cebri satış buna hizmet eden safhalardan biridir. İhaleye katılımın fazla olması ve yüksek bedelle ihale yapılması, alacaklının ve borçlunun yararınadır. Bu nedenle borçlunun ihale anında hazır bulunması, İİK'nın 127. maddesinde öngörülen satış ilanı tebliği koşulunun gerçekleştiği sonucunu doğurmaz. Borçlu icra takibinde vekil ile temsil ediliyor ise satış ilanının vekile tebliğ edilmesi gerekir. Avukatlık Kanunu'nun 41. maddesinin 1. fıkrası gereğince belli bir işi takipten veya savunmadan kendi isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi durumun müvekkiline tebliğinden itibaren on beş gün süre ile devam eder. Başka bir anlatımla bu süre içinde borçlu asile satış ilanı tebliği gönderilemez. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.

Tebligatın yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere iki ana unsuru vardır. Tebligat savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlıdır (Hukuk Genel Kurulu'nun 17.12.2014 tarihli ve 2013/12-1372 E., 2014/1065 K. sayılı kararı).

İİK'nın 21 ve 57. maddesine göre icra tebliğleri Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun tebellüğ edecek şahsın hasım olması başlıklı 39. maddesi " Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu muhatap adına kendisine tebliğ yapılabilecek kimseleri saymıştır. Ancak bu kimselerle, tebliğ muhatabı arasında husumet varsa bunlara tebligat yapılamaz. Bu maddenin konuluş nedeni, tebliğ muhatabı ile tebliği onun adına kabule yetkili olan kimsenin arasında husumet varsa, bu kimselerin aldığı tebliğ evrakını tebligat muhatabına vermeyecekleri endişesidir. Bu nedenle bu maddeye aykırı olarak yapılan tebligat usulsüzdür ( Yılmaz, E./ Çağlar, T.: Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 679).

Somut olay irdelendiğinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhinde İstanbul 1. İcra Dairesinin 2007/110 Esas sayılı dosyasında 12.01.2007 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde Av. ..., 20.01.2010 tarihinde borçlu ... vekili olarak vekâletname sunmuş, icra takibinin kesinleşmesi üzerine haciz konulan tapuda İstanbul ili, Ü..... ilçesi, N....... Mahallesi 528 ada 8 parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölüme 50.000,00TL kıymet takdir edildiği 19.03.2012 tarihli kıymet takdir raporunun borçlu vekili Av. ...'a 07.10.2012 tarihinde ve 04.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği, kıymet takdir raporuna itiraz edilmediği, alacaklı tarafından satışının talep edilmesi üzerine, İİK'nın 360. maddesi gereğince istinabe olunan İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin 2012/622 talimat sayılı dosyasına yazılan talimat uyarınca icra müdürlüğü tarafından 23.12.2013 tarihinde satış kararı alındığı, İİK'nın 126. maddesine göre hazırlanan satış ilanı borçlu ... vekili olarak Av. ...'a 30.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 50.000,00TL muhammen bedelli taşınmaz 13.03.2014 tarihli 2. arttırmada alıcı ...'a ihale edildiği görülmektedir. Diğer taraftan Av. ... İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/978 Esas sayılı dosyasında avukatlık ücret sözleşmesi gereği vekâlet ücreti alacağına dayalı olarak 18.01.2011 tarihinde ... aleyhine başlattığı genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilerek takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine, alacaklının talebiyle ihale konusu taşınmazın tapu kaydına 25.05.2011 tarihinde haciz konulduğu, sonra alacaklı...'ın satış talebinin icra dairesince şartlar oluşmadığı için reddildiği, İstanbul 1. İcra Dairesinin 2007/110 E. sayılı dosyasına verilen İİK'nın 100. maddesine yarar bilgilerde haczin devam ettiğinin bildirildiği, şikâyete konu ihalenin yapıldığı talimat icra dosyasından...'a haciz alacaklısı sıfatı ile satış ilanının tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Avukatın icra takibinde borçlunun vekili olması vekilin vekâlet ücreti alacağı için müvekkili aleyhinde icra takibi yapmasına engel değildir. Her ne kadar Özel Daire 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "işin reddi zorunluluğu" 38. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ihaleye konu icra dosyasında borçlu vekili sıfatı ile Av. ...'a satış ilanının tebliğ işleminin usulsüz olduğundan ihalenin feshi gerekçesi ile yerel mahkeme kararını bozmuş ise de söz konusu hükmün somut olayda uygulama alanı bulunmamaktadır. Ancak, Av. ...'ın borçlu vekili olarak icra dosyasına vekâletname ibraz ettikten sonra vekâlet ücreti alacağı için müvekkili olan borçlu aleyhinde icra takibi başlatması ve sonrasında kendi alacağı için ihalenin feshi şikâyetine konu taşınmaz üzerine haciz koydurması sureti ile haciz alacaklısı konumuna geçmesi ile birlikte borçlu ile arasında açık bir menfaat çatışmasının doğduğunun kabulü gerekir. Av. ...'ın müvekkili borçlu aleyhine başlattığı icra takip dosyasında ihaleye konu taşınmaza konulan haczin devam ettiği 05.09.2013 tarihli İİK'nın 100. maddesi kapsamında verilen bilgi ile anlaşılmakta olup, bu haciz düşmüş olsa dahi vekilin borçlu aleyhinde icra takibi yapmış olması menfaat çatışmasının doğması için yeterlidir. Av. ...'ın haciz alacaklısı olarak menfaati alacağına bir an önce kavuşması, borçlunun menfaati ise taşınmazın ihalede gerçek değerine satılmasıdır.

Tebligat Kanunu'nun 39. maddesi "tebellüğ edilecek şahsın hasım olması" başlıklı olup "bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına tebliğ yapılamaz" hükmünü düzenlemektedir. Aynı Kanun'un 11. maddesi vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını düzenlemekte ise de vekil ile borçlu arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vekilin icra takibinde hasım olarak ilgili olduğundan Av. ...'a borçlu vekili sıfatı ile yapılan satış ilanı tebligatı Tebligat Kanunu'nun 39. maddesi gereğince usulsüzdür.

Borçlunun vekilinin vekâlet ücreti alacağı için müvekkili aleyhine icra takibi yapması yasal hakkıdır. Ancak bu durum vekili azilde haklı bir neden olmadığından borçlunun vekilini azletmemesi bir kusur değildir. Borçlunun bu nedenle ihalenin feshini istemesi TMK'nın 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen TMK'nın 2. maddesi hükmü genel kural niteliğinde olduğu için somut uyuşmazlık hakkında bir kanun hükmü veya genel olarak bir hukuk kuralı bulunmaması hâlinde uygulanır. Her hukuki sorunu dürüstlük kuralı bunu gerektirir anlayışı ile çözmeye kalkmak hukuki belirsizlik doğurur. Çünkü dürüstlük (iyiniyet) ve hakkın kötüye kullanılması tanımlanması mümkün olan kavramlar olmayıp belirsiz ve geniş nitelik gösteren kavramlardır (Arslan, R. Medeni Usul Hukukunda Dürüstlük Kuralı, Ankara 1989, s. 37). İİK'nın 134. maddesinde ihaleye fesat karıştırmanın ihalenin feshi sebebi olarak düzenlenmesi, cebri artırma ve ihalenin dürüstlük ilkelerine göre yapılması amacına yöneliktir. Somut olayda şikâyetçinin ihalede fesat oluşturacak kusurlu bir davranışı tespit edilmemiştir. İhale konusu taşınmaz ile ilgili kıymet takdir raporu borçlu vekili Av. ...'a tebliğ edilmesine rağmen vekilin tebligatlardan borçluyu haberdar etmemesi, kıymet takdiri ve satış ilanına karşı bir şikâyet ve itirazda bulunmaması, ihaleye tek bir alıcının katılıp muhammen bedelin %50'si ve masrafları geçen ihale bedeli ile taşınmazın ihale edilmesi ihalenin normal şartlar altında yapılmadığını gösterdiği hâlde borçlu vekilinin ihalenin feshini talep etmemesi hususları göz önüne alındığında, şikâyetçi borçlu ile vekili arasında belirgin bir menfaat çatışmasının bulunduğundan vekilin borçlu vekili sıfatı ile işi takip etmediğini göstermektedir.

Diğer tarafından dosya kapsamında borçlu ile vekili Av. ...'ın birlikte hareket ederek alacaklının alacağını tahsil etmesini engelledikleri yönünde de bir iddia ve ispat bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; takip borçlusu ...'in vekilliğini üstlenen Av. ... aynı zamanda alacaklı sıfatıyla borçlu hakkında takip başlatmış olmakla menfaatleri çatıştığından Tebligat Kanunu anlamında hasım konumuna geçmiştir. Bu nedenle satış ilanı tebliğ işlemi Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine göre usulsüz olup, şikâyetin kabulü ile ihalenin bu nedenle feshine karar verilmelidir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, borçlu vekili olarak icra takip dosyasına vekâletname sunan Av. ...'ın daha sonra borçlu hakkında İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/978 E. sayılı dosyasında başlattığı genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilerek, takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine ihale konusu taşınmazın tapu kaydına haciz konulmuş ve alacaklı... taşınmazın satışını talep etmiş ise de İİK'nın 59. ve 110. maddelerine göre az bir miktar da olsa satış avansı yatırdığına dair icra takip dosyası içerisinde herhangi bir belgeye rastlanmadığından geçerli bir satış talebinin bulunmadığı, dolayısıyla İİK'nın 106. ve 110. maddeleri gereğince haciz kalkacağından Av. ...'ın taşınmazın satışıyla İİK'nın 138. ve devamı maddeleri gereğince alacağına kavuşma imkânının olmadığı, borçlunun arasında menfaat çatışması olduğunu iddia ettiği Avukatı...'ı vekâletten azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayıp, bu hususu ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürmesinin açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, TMK'nın 2. maddesi uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı gibi, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi de birlikte gözetildiğinde satış ilanı tebliğ işlemi usulüne uygun olduğundan ihalenin feshi isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, direme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Şu hâle göre direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5311 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na eklenen geçici 7. maddesine göre uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.05.2019 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

[b]KARŞI OY[/b]

Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına konu uyuşmazlık; icra takip dosyası kapsamında borçlunun vekili olarak vekâletnamesi bulunan Av. ...'ın aynı zamanda başka bir icra takip dosyasında borçlu hakkında alacaklı sıfatıyla başlattığı icra takibinde, lehine ihaleye konu taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi işlenmesi karşısında, borçlu vekili olarak İcra ve İflas Kanunu'nun 127. ve Tebligat Kanunu'nun 11. maddesine göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında usulüne uygun olup olmadığı, borçlunun vekilini azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayarak ihalenin feshini talep etmesinin 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen "... bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni korumaz " kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği burada varılacak sonuca göre ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.

Dürüstlük kuralı, hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesinde ahlâka, örf ve adet kurallarına uygun davranmadır. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2. maddesinin 1. fıkrası hükmü herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü Türk Medeni Kanunu'na göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını zarara uğratma kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek bulunmamaktadır. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın, dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır.

Somut olayda, borçlu vekili olarak icra takip dosyasına vekâletname sunan Av. ...'ın daha sonra borçlu hakkında İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/978 E. sayılı dosyasında avukatlık ücret sözleşmesi gereği vekâlet ücreti alacağına dayalı olarak başlattığı genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilerek, takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine ihale konusu taşınmazın tapu kaydına haciz konulmuş olup, alacaklı... taşınmazın satışını talep etmiş ise de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 59. ve 110. maddelerine göre az bir miktar da olsa satış avansı yatırdığına dair icra takip dosyası içerisinde bir belgeye rastlanmadığından geçerli bir satış talebi yoktur (16.02.2018 tarihli ve 2016/4 E., 2018/1 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Dolayısıyla İİK'nın 106. ve 110. maddeleri gereğince haciz kalkacağından Av. ...'ın taşınmazın satışıyla, İİK'nın 138. ve devamı maddeleri gereğince alacağına kavuşma imkânı bulunmamaktadır. Borçlunun arasında menfaat çatışması olduğunu iddia ettiği avukatı...'ı vekâletten azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayıp, bu hususu ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez.

TMK'nın 2. maddesi uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı gibi, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi de birlikte gözetildiğinde satış ilanı tebliğ işlemi usulüne uygun olup, istemin reddine yönelik verilen direnme kararının onanması gerekmektedir.

Bu nedenlerle, borçlu vekili olarak Av. ...'a yapılan satış ilanı tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine göre usulsüz olduğu yolundaki sayın çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün olmamıştır.

[b]KARŞI OY[/b]

Uyuşmazlık icra takip dosyası kapsamında borçlunun vekili olarak vekâletnamesi bulunan Avukat...’ın aynı zamanda başka bir icra takip dosyasında borçlu hakkında alacaklı sıfatıyla başlattığı icra takibinde, lehine ihaleye konu taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi işlenmesi karşısında, borçlu vekili olarak İİK’nın 127 ve Tebligat Kanunun 11. maddesine göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 38. maddesi 1.fıkrasının (b) bendi kapsamında usulüne uygun olup olmadığı, borçlunun vekilini azletme imkânı varken, bu hakkını kullanmayarak ihalenin feshini talep etmesinin TMK. 2.md. de düzenlenen “… bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği burada varılacak sonuca göre ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Yerel mahkemenin, borçlunun vekilini azletme imkanı mevcutken, bu haktan yararlanılmaması ve bu hususların ihalenin feshi davasına gerekçe yapılması karşısında borçlunun takip aşamaları itibari ile iyi niyetli davranmadığı ve satış sonrası bu duruma gerekçe yaparak fesih talebinde bulunulmasına iyi niyetli hareket olarak değerlendirilip değerlendirilmeyecegi, kendisinden beklenen objektif özeni göstermeyen borçlunun bu tutumunun hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiği kanatine varıldığı, vekilin borçlu hakkında takip başlatmış olması, vekâlet ilişkisini sona erdirmeyeceğinden ve vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması zorunluğu karşısında satış ilanının müdürlükçe vekile tebliğ edilmesi zorunlu olduğu, borçlunun ihale tarihinde satış mahallinde bulunduğu gerekçesiyle verdiği direnme kararı Tebligat Kanununun 39. madde hükmü gereği “ Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa, muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz” gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.

İİK’nın 127. madde hükmü gereği “Satış ilanının borçluya tebliği zorunludur. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemesi veya tebliğ işleminin usulsüz olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Borçlunun vekili varsa satış ilanı vekiline tebliğ edilmelidir. (HMK. 72-73 md. Av. Kn. 41 ve Tebligat Kn. 11. md.) vekil yerine asile satış ilanının tebliğ edilmesi ihalenin feshini gerektirir.

Somut olayda vekile tebligat yapılmış ve 1. açık artırmaya vekili yerine borçlu ... bizzat katılmıştır. Vekil... tarafından müvekkili aleyhine vekalet ücretinin tahsili için icra takibi başlatılmış ise de, mahkemenin direnme kararında açıkladığı üzere, bu husus vekâlet ilişkisini sona erdiren bir durum değildir. Vekâlet ilişkisinin hangi hallerde son bulacağı TBK’nın 513. maddesinde açıklanmıştır.

Tebligat Kanununun 39. madde hükmüne göre, kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa, muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz. Muhatap adına kendisine tebligat yapılacak kimsenin muhatap ile arasında husumet olmaması gerekir. Bir dava ile ilgili tebligatta, muhatap adına kendisine tebliğ yapılacak kimsenin hasım olarak o dava ile ilgisi varsa, o kimseye muhatap adına tebligat yapılamaz. Aksi hâlde, yapılan tebligat usulsüz tebliğ olur ( Teb. K. 32 md. ).

Muhatap adına adli tebligatın kanunen yetkili kişiye yapılmasına, Tebligat Kanununun 39. maddesine göre bir engelin varlığından söz edebilmek için o kişinin muhatabın taraf olduğu davada, davacı veya davalı sıfatı ile karşı tarafta yer alması gerekmeyip, sadece o dava ile hasım olarak ilgisinin bulunması yeterlidir. Mesela, boşanma davasında davacı kadının, erkek kardeşinin davada taraf olmadığı hâlde, tarafsız hareket edemeyip kızkardeşinin yanında yer alacağı düşüncesinden hareketle karı koca arasındaki bu davada davalı kocaya nazaran davacı ile hasım olarak ilgisinin bulunduğu kabul edilmek gerekir (Tebligat Kanunu. Timuçin Muşal 4. Bas. Sy. 570-571. Md.). Davacı ile vekili Avukat... arasında, Tebligat Kanununun 39. maddesinde açıklandığı gibi, bir çıkar çatışması söz konusu değildir. Kaldı ki davacı, vekilini aleyhinde avukatlık ücreti alacağının tahsili için icra takibine girişmiş olması nedeniyle azletmemiştir. Vekili azletmediği sürece, vekile yapılan tebligat İİK. 127. maddesine göre usulen geçerlidir. Bu nedenle yerel mahkemenin direnme kararının onanması gerekirken değişik gerekçe ile bozulması isabetli olmamıştır. Bu nedenle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

HGK 21.05.2019 T.  E. 2017/12-753, K.586
Satış ilanında ilanda satışın yapılacağı yer, gün ve saatinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi gerektiği- Satış ilanının borçluya satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmesi yasal bir zorunluluk olduğu- Borçlu icra takibinde vekil ile temsil ediliyor ise satış ilanının vekile tebliğ edilmesi gerektiği aksi halde borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olacağı- Tebligat Kanunu muhatap adına kendisine tebliğ yapılabilecek kimseleri saymışsa da bu kimselerle, tebliğ muhatabı arasında husumet varsa bunlara tebligat yapılamayacağı yapılırsa da tebligatın usulsüz olacağı- Vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı düzenlenmiş ise de vekil ile borçlu arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vekilin icra takibinde hasım olarak ilgili olduğu işlerde borçlunun vekili sıfatı ile yapılacak tebligatların usulsüz olduğu-

Taraflar arasındaki “ihalenin feshi” talebinden dolayı yapılan inceleme sonunda İstanbul Anadolu 11. İcra (Hukuk) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.08.2014 tarihli ve 2014/238 E., 2014/615 K. sayılı karar borçlu (davacı) vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/34388 E., 2015/3646 K. sayılı kararı ile;

“...Sair temyiz nedenleri yerinde değil ise de;

Şikâyetçi borçlu 19.03.2014 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurusunda; diğer şikâyet nedenleri yanında satış ilanı tebligatının gönderildiği vekilin aynı zamanda kendisinden haciz alacaklısı olduğunu, bu nedenle satıştan haberdar olmadığını, satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek 13.03.2014 tarihli taşınmaz ihalesinin feshini talep etmiş, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nda "İşin reddi zorunluluğu" başlıklı 38/1. maddesinin (b) bendinde; "Aynı işte menfati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa" dedikten sonra fıkranın sonunda avukatın teklifi reddetmek zorunda olduğunu emrettiği görülmüştür.

İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2007/110 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... tarafından bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile borçlu ... aleyhine takip başlatıldığı, Av. ...'ın 21.07.2010 tarihinde borçlu vekili olarak talepte bulunarak vekâletname ibraz ettiği, takibin ilerleyen aşamasında şikayet konusu 528 ada 8 parsel 1 nolu bağımsız bölümün satışına karar verildiği, satış ilanı tebligatının borçlu vekili olarak Av....'a 30.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda, Avukat... tarafından İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/978 sayılı dosyası üzerinden borçlu hakkında takip başlatıldığı, bu dosya üzerinden borçluya ait ihale konusu taşınmaz üzerine 25.05.2011 tarihinde haciz konulduğu, satışın gerçekleştiği dosyadan 100. md yarar bilgilerinin sorulması neticesinde, taşınmaz üzerindeki haczin devam ettiğinin bildirildiği görülmektedir. İhale konusu mahcuzun satışı halinde, haciz alacaklısı Avukat... İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğü'nün 2011/978 sayılı dosyasındaki alacağına kavuşma imkânı bulabileceğinden, bu hâlde borçlu Ç.Ç ile borçlu vekili olarak geçen Av.... arasında menfat çatışması olduğu tartışmasız olup, mahkeme gerekçesi bu nedenle yerinde görülmemiştir. Öte yandan mahkemece borçlu asilin 14.02.2014 tarihli 1.artırmada hazır bulunması nedeniyle, satışın 2.artırmaya kaldığını bu tarihte öğrendiği kabul edilse de, ihale konusu taşınmazın 1. açık artırması 14.02.2014 tarihinde yapıldığından, 1.artırmada borçlunun hazır bulunması satışa hazırlanmak için makul süre olarak kabul edilemez.

İİK'nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.

O halde mahkemece; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1. maddesi gereğince borçlu adına vekil olarak Av....'a gönderilen satış ilanı tebliğ işlemi, usulsüz olduğundan şikâyetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.…" gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

[b]HUKUK GENEL KURULU KARARI[/b]

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

İstem, taşınmazın ihalesinin feshine ilişkindir.

Borçlu vekili; müvekkili aleyhine İstanbul 1. İcra Dairesinin 2007/110 Esas sayılı dosyasında icra takibine geçildiğini, müvekkili adına kayıtlı İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, Namık Kemal Mah. 528 ada 8 parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölümün İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin 2012/622 talimat sayılı dosyasında 13.03.2014 tarihinde yapılan 2. açık arttırmada ihale edildiğini, ancak yapılan işlemlerin usulsüz olduğunu, müvekkili adına hiç bir tebligatın yapılmadığını, borçlu vekili olarak tebligat yapılan Av. ...'ın tapu kaydında görüleceği üzere müvekkilinden alacaklı olup tapu kaydı üzerinde lehine İstanbul Anadolu 1. İcra Dairesinin 2011/978 Esas sayılı icra takip dosyasından haciz şerhi olduğunu, menfaat çatışması bulunduğundan Av. ...'ın borçlu vekili olarak iş takip edemeyeceğini, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1-b maddesi gereğince işin reddi gerekirken tebligatın vekil tarafından kabulünün hukuka aykırı olduğunu, usulsüz tebligattan dolayı borçlu asile tebligat yapılması gerektiğini, borçlu asile tebligat yapılmadığından müvekkilinin hiçbir satış işleminden haberdar olmadığını ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla vekile tebligat yapılması gerektiği düşünüldüğünde dahi vekile yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, vekile yapılacak tebligatın mesai saatleri içinde bir çalışana yapılması gerektiğini, Av. ...'a yapılan tebligatta tebliğin annesine yapıldığının şerh edildiğini, vekilin adresinin bürosu olup şerhin usulsüz olduğunu, satış ilanının tirajı ellibinin üzerinde ulusal bir gazeteyle yapılması gerektiğini, kıymet takdir raporunun taşınmazın tüm özellikleri dikkate alınarak düzenlenmediğini, taşınmazın değerinin altında bir bedelle ihale edildiğini, ihale bedelinin muhammen bedelin %50'si ve satış masrafları toplamından fazla olması ve rüçhanlı alacakları karşılaması gerektiğini ancak ihale bedelinin bu şartları karşılamadığını, satış ilanında ve şartnamede damga vergisinin tamamının alıcıya ait olduğunun belirtildiğini oysa ki kanun gereği yarısının alıcıya ait olduğunu, bu durumun ihaleye katılımı azalttığını ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklı ve ihale alıcısı vekili; borçlunun avukatını azledebileceğini veya avukatın istifa edebileceğini, borçlunun Av. ... ile aralarında olan meseleyi TMK'nın 2. maddesine aykırı olarak çıkar elde etmek amacıyla ileri sürdüğünü, bu durumun üçüncü kişiler tarafından bilinemeyeceğini, vekile yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu beyan ederek istemin reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece; borçlu ile vekili arasındaki ilişkinin ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülmesinin borçlunun vekilini azletmesi mümkün iken bunu yapmaması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, borçlu asilin ihale tarihinden haberdar olduğu ve şikâyete konu ihaleye katılıp ihale tutanağının altını imzaladığı dolayısıyla bu nedene dayalı fesih talebinde borçlunun artık hukukî yararının bulunmadığı, borçlu vekilinin Av. ...'a yapılan tebliğin de usulüne uygun olmadığı iddiasının yine şikâyet dilekçesinde...'ın borçlu vekili olarak hareket edemeyeceği, borçlu ile aralarında menfaat çatışması olduğu bu nedenle tebliğin vekile yapılamayacağı yönündeki iddiaları nazara alındığında çelişki arz eder durumda olduğu ancak bu yöndeki iddialar değerlendirildiğinde de Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre tebliğin öncelikle kendisine yapılması muhatabın kendisine yapılmasının mümkün olmaması halinde nerede olduğu hususu da araştırılarak daimi çalışanına yapılması zorunluluğu karşısında borçlu vekili olarak Av. ...'a yapılan tebliğin usulüne uygun bulunmadığı anlaşılmakla beraber usulsüz tebligattan borçlu asilin haberdar olduğu ve bu suretle satışa katılıp ihale tutanağının altını imzaladığı bu nedenle borçlunun bu yöndeki fesih iddialarının yerinde olmadığı, satış ilanının Hürriyet gazetesinde ilan edildiği ve ilanın yapıldığı tarih itibarı ile fiili net satış ortalamasının 382.337 adet olduğu, borçlu vekiline vekâletnamesinin de ibrazı karşısında kıymet takdir raporunun tebliğ edildiği, borçlunun kıymet takdirine itiraz edildiğinin iddia ve ispat edilmediği, kesinleşen kıymet takdiri karşısında kıymet takdirine itiraz sebebi olabilecek hususların ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülmesi ve dinlenilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazın tapu kaydında Ümraniye SS Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi lehine 20.000.000.000Eski TL meblağlı 21.04.2003 tarih ve 2531 yevmiye sayısı ile ipotek şerhi bulunduğu, ilgili kooperatifin 10.08.2012 tarihli cevabi ile borçlunun kooperatife borcunun bulunmadığının bildirildiği, 50.000,00TL muhammen bedelli taşınmazın 28.001,00TL'ye ihale edildiği, bu durumda İİK'nın 129. maddesine göre ihale bedelinin muhammen bedelinin % 50'sinden fazla olduğu, satış masraflarını ve rüçhanlı alacağı karşıladığı, damga vergisi yükümlülüğünün ihale alıcısına ait olduğu yasal düzenlemelerle kabul edildiğinden satış ilanında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddi ile ihale bedelinin %10'u oranına para cezasının borçludan tahsiline karar verilmiştir.

Borçlu vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Yerel Mahkemece önceki gerekçeye ek olarak; somut olayın borçlu ile vekili Av. ... arasında menfaat çatışması olduğu ve satış ilanı tebliğinin bu nedenle usulsüz olduğu şeklinde mi değerlendirilmesi yoksa ihaleye bu duruma dayalı olarak ve gerekçe yapılarak borçlu yanca fesat karıştırıldığı şeklinde mi değerlendirme yapılması hususunun üzerinde durulmasının gerektiği, kanuna veya ahlaka (adaba) aykırı bir şekilde artırmaya fesat (dolan) karıştırılmasının fesih sebebi olduğu, arttırmaya katılmayı ya da artırmaya katılanların gerçek isteklerine uygun ve özgür iradelerinin açıklamalarını hukuka ve ahlaka aykırı tertiplerle önlemek veya artırma sonunda elde edilmesi amaç olan en elverişli bedelin ortaya çıkmasına engel olmak amacı ile dürüstlük kuralına aykırı olarak yapılan her türlü davranışların arttırmaya fesat karıştırmak niteliğinde olduğu, hiç kimsenin kendi kusuruna ve iradi fiiline dayanarak hak iddia edemeyeceğinden ihaleye fesat karıştırmış olan kişinin kendi fiiline dayalı olarak ihalenin feshini isteyemeyeceği, 6100 sayılı HMK'nın dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü başlıklı 29. maddesinde "taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır. Taraflar davanın dayanağı olan vakıalara dair açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler" düzenlemesi ile 4721 sayılı TMK'nın dürüst davranma başlıklı 2. maddesinde ise "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." düzenlemesinin yer aldığı, borçlunun vekili azletme imkânı mevcutken (Anadolu 1. İcra Dairesinin 2011/978 Esas sayılı dosyasından yapılan takip sebebi ile ) bu haktan yararlanılmaması ve bu hususların ihalenin feshi davasına gerekçe yapılması karşısında borçlunun takip aşamaları itibarı ile iyi niyetli davranmadığı ve satış sonrası bu durumu gerekçe yaparak fesih talebinde bulunulmasının iyi niyetli hareket olarak değerlendirilemeyeceği, kendisinden beklenen objektif özeni göstermeyen borçlunun bu tutumunun hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiği kanaatine varıldığı, vekilin borçlu hakkında takip başlatılmış olmasının vekâlet ilişkisini sona erdirmeyeceğinden ve vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması zorunluluğu karşısında satış ilanının icra müdürlüğünce vekile tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, borçlunun ihale tarihinde satış mahallinde bulunduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takip dosyası kapsamında borçlunun vekili olarak vekâletnamesi bulunan Av. ...'ın aynı zamanda başka bir icra takip dosyasında borçlu hakkında alacaklı sıfatıyla başlattığı icra takibinde, lehine ihaleye konu taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi işlenmesi karşısında, borçlu vekili olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 127. ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesine göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında usulüne uygun olup olmadığı, borçlunun vekilini azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayarak ihalenin feshini talep etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen "... bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni korumaz" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Konunun açıklığa kavuşturulması için, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken yasal düzenlemelerin ve ilkelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 126 ve devamı maddeleri uyarınca haczedilen taşınmazlar yalnız açık artırma yolu ile satılır. Taşınmaz ihalelerinde artırma satıştan en az bir ay önce ilan edilir. Satış ilanında nelerin bulunması gerektiği İİK'nın 126. maddesinde ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre ilanda satışın yapılacağı yer, gün ve saatinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi gerekir. İİK'nın 127. maddesi gereğince satış ilanının borçluya tebliğ edilmesi yasal bir zorunluluktur. Cebri icra yoluyla yapılan açık arttırma ile satışta borçlunun, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satış ilanı borçluya satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmelidir. Zira icra takibinin amacı alacağın tahsili olup, cebri satış buna hizmet eden safhalardan biridir. İhaleye katılımın fazla olması ve yüksek bedelle ihale yapılması, alacaklının ve borçlunun yararınadır. Bu nedenle borçlunun ihale anında hazır bulunması, İİK'nın 127. maddesinde öngörülen satış ilanı tebliği koşulunun gerçekleştiği sonucunu doğurmaz. Borçlu icra takibinde vekil ile temsil ediliyor ise satış ilanının vekile tebliğ edilmesi gerekir. Avukatlık Kanunu'nun 41. maddesinin 1. fıkrası gereğince belli bir işi takipten veya savunmadan kendi isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi durumun müvekkiline tebliğinden itibaren on beş gün süre ile devam eder. Başka bir anlatımla bu süre içinde borçlu asile satış ilanı tebliği gönderilemez. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.

Tebligatın yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere iki ana unsuru vardır. Tebligat savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlıdır (Hukuk Genel Kurulu'nun 17.12.2014 tarihli ve 2013/12-1372 E., 2014/1065 K. sayılı kararı).

İİK'nın 21 ve 57. maddesine göre icra tebliğleri Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun tebellüğ edecek şahsın hasım olması başlıklı 39. maddesi " Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu muhatap adına kendisine tebliğ yapılabilecek kimseleri saymıştır. Ancak bu kimselerle, tebliğ muhatabı arasında husumet varsa bunlara tebligat yapılamaz. Bu maddenin konuluş nedeni, tebliğ muhatabı ile tebliği onun adına kabule yetkili olan kimsenin arasında husumet varsa, bu kimselerin aldığı tebliğ evrakını tebligat muhatabına vermeyecekleri endişesidir. Bu nedenle bu maddeye aykırı olarak yapılan tebligat usulsüzdür ( Yılmaz, E./ Çağlar, T.: Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 679).

Somut olay irdelendiğinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhinde İstanbul 1. İcra Dairesinin 2007/110 Esas sayılı dosyasında 12.01.2007 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde Av. ..., 20.01.2010 tarihinde borçlu ... vekili olarak vekâletname sunmuş, icra takibinin kesinleşmesi üzerine haciz konulan tapuda İstanbul ili, Ü..... ilçesi, N....... Mahallesi 528 ada 8 parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölüme 50.000,00TL kıymet takdir edildiği 19.03.2012 tarihli kıymet takdir raporunun borçlu vekili Av. ...'a 07.10.2012 tarihinde ve 04.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği, kıymet takdir raporuna itiraz edilmediği, alacaklı tarafından satışının talep edilmesi üzerine, İİK'nın 360. maddesi gereğince istinabe olunan İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin 2012/622 talimat sayılı dosyasına yazılan talimat uyarınca icra müdürlüğü tarafından 23.12.2013 tarihinde satış kararı alındığı, İİK'nın 126. maddesine göre hazırlanan satış ilanı borçlu ... vekili olarak Av. ...'a 30.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 50.000,00TL muhammen bedelli taşınmaz 13.03.2014 tarihli 2. arttırmada alıcı ...'a ihale edildiği görülmektedir. Diğer taraftan Av. ... İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/978 Esas sayılı dosyasında avukatlık ücret sözleşmesi gereği vekâlet ücreti alacağına dayalı olarak 18.01.2011 tarihinde ... aleyhine başlattığı genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilerek takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine, alacaklının talebiyle ihale konusu taşınmazın tapu kaydına 25.05.2011 tarihinde haciz konulduğu, sonra alacaklı...'ın satış talebinin icra dairesince şartlar oluşmadığı için reddildiği, İstanbul 1. İcra Dairesinin 2007/110 E. sayılı dosyasına verilen İİK'nın 100. maddesine yarar bilgilerde haczin devam ettiğinin bildirildiği, şikâyete konu ihalenin yapıldığı talimat icra dosyasından...'a haciz alacaklısı sıfatı ile satış ilanının tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Avukatın icra takibinde borçlunun vekili olması vekilin vekâlet ücreti alacağı için müvekkili aleyhinde icra takibi yapmasına engel değildir. Her ne kadar Özel Daire 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "işin reddi zorunluluğu" 38. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ihaleye konu icra dosyasında borçlu vekili sıfatı ile Av. ...'a satış ilanının tebliğ işleminin usulsüz olduğundan ihalenin feshi gerekçesi ile yerel mahkeme kararını bozmuş ise de söz konusu hükmün somut olayda uygulama alanı bulunmamaktadır. Ancak, Av. ...'ın borçlu vekili olarak icra dosyasına vekâletname ibraz ettikten sonra vekâlet ücreti alacağı için müvekkili olan borçlu aleyhinde icra takibi başlatması ve sonrasında kendi alacağı için ihalenin feshi şikâyetine konu taşınmaz üzerine haciz koydurması sureti ile haciz alacaklısı konumuna geçmesi ile birlikte borçlu ile arasında açık bir menfaat çatışmasının doğduğunun kabulü gerekir. Av. ...'ın müvekkili borçlu aleyhine başlattığı icra takip dosyasında ihaleye konu taşınmaza konulan haczin devam ettiği 05.09.2013 tarihli İİK'nın 100. maddesi kapsamında verilen bilgi ile anlaşılmakta olup, bu haciz düşmüş olsa dahi vekilin borçlu aleyhinde icra takibi yapmış olması menfaat çatışmasının doğması için yeterlidir. Av. ...'ın haciz alacaklısı olarak menfaati alacağına bir an önce kavuşması, borçlunun menfaati ise taşınmazın ihalede gerçek değerine satılmasıdır.

Tebligat Kanunu'nun 39. maddesi "tebellüğ edilecek şahsın hasım olması" başlıklı olup "bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına tebliğ yapılamaz" hükmünü düzenlemektedir. Aynı Kanun'un 11. maddesi vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını düzenlemekte ise de vekil ile borçlu arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vekilin icra takibinde hasım olarak ilgili olduğundan Av. ...'a borçlu vekili sıfatı ile yapılan satış ilanı tebligatı Tebligat Kanunu'nun 39. maddesi gereğince usulsüzdür.

Borçlunun vekilinin vekâlet ücreti alacağı için müvekkili aleyhine icra takibi yapması yasal hakkıdır. Ancak bu durum vekili azilde haklı bir neden olmadığından borçlunun vekilini azletmemesi bir kusur değildir. Borçlunun bu nedenle ihalenin feshini istemesi TMK'nın 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen TMK'nın 2. maddesi hükmü genel kural niteliğinde olduğu için somut uyuşmazlık hakkında bir kanun hükmü veya genel olarak bir hukuk kuralı bulunmaması hâlinde uygulanır. Her hukuki sorunu dürüstlük kuralı bunu gerektirir anlayışı ile çözmeye kalkmak hukuki belirsizlik doğurur. Çünkü dürüstlük (iyiniyet) ve hakkın kötüye kullanılması tanımlanması mümkün olan kavramlar olmayıp belirsiz ve geniş nitelik gösteren kavramlardır (Arslan, R. Medeni Usul Hukukunda Dürüstlük Kuralı, Ankara 1989, s. 37). İİK'nın 134. maddesinde ihaleye fesat karıştırmanın ihalenin feshi sebebi olarak düzenlenmesi, cebri artırma ve ihalenin dürüstlük ilkelerine göre yapılması amacına yöneliktir. Somut olayda şikâyetçinin ihalede fesat oluşturacak kusurlu bir davranışı tespit edilmemiştir. İhale konusu taşınmaz ile ilgili kıymet takdir raporu borçlu vekili Av. ...'a tebliğ edilmesine rağmen vekilin tebligatlardan borçluyu haberdar etmemesi, kıymet takdiri ve satış ilanına karşı bir şikâyet ve itirazda bulunmaması, ihaleye tek bir alıcının katılıp muhammen bedelin %50'si ve masrafları geçen ihale bedeli ile taşınmazın ihale edilmesi ihalenin normal şartlar altında yapılmadığını gösterdiği hâlde borçlu vekilinin ihalenin feshini talep etmemesi hususları göz önüne alındığında, şikâyetçi borçlu ile vekili arasında belirgin bir menfaat çatışmasının bulunduğundan vekilin borçlu vekili sıfatı ile işi takip etmediğini göstermektedir.

Diğer tarafından dosya kapsamında borçlu ile vekili Av. ...'ın birlikte hareket ederek alacaklının alacağını tahsil etmesini engelledikleri yönünde de bir iddia ve ispat bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; takip borçlusu ...'in vekilliğini üstlenen Av. ... aynı zamanda alacaklı sıfatıyla borçlu hakkında takip başlatmış olmakla menfaatleri çatıştığından Tebligat Kanunu anlamında hasım konumuna geçmiştir. Bu nedenle satış ilanı tebliğ işlemi Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine göre usulsüz olup, şikâyetin kabulü ile ihalenin bu nedenle feshine karar verilmelidir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, borçlu vekili olarak icra takip dosyasına vekâletname sunan Av. ...'ın daha sonra borçlu hakkında İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/978 E. sayılı dosyasında başlattığı genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilerek, takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine ihale konusu taşınmazın tapu kaydına haciz konulmuş ve alacaklı... taşınmazın satışını talep etmiş ise de İİK'nın 59. ve 110. maddelerine göre az bir miktar da olsa satış avansı yatırdığına dair icra takip dosyası içerisinde herhangi bir belgeye rastlanmadığından geçerli bir satış talebinin bulunmadığı, dolayısıyla İİK'nın 106. ve 110. maddeleri gereğince haciz kalkacağından Av. ...'ın taşınmazın satışıyla İİK'nın 138. ve devamı maddeleri gereğince alacağına kavuşma imkânının olmadığı, borçlunun arasında menfaat çatışması olduğunu iddia ettiği Avukatı...'ı vekâletten azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayıp, bu hususu ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürmesinin açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, TMK'nın 2. maddesi uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı gibi, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi de birlikte gözetildiğinde satış ilanı tebliğ işlemi usulüne uygun olduğundan ihalenin feshi isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, direme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Şu hâle göre direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5311 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na eklenen geçici 7. maddesine göre uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.05.2019 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

[b]KARŞI OY[/b]

Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına konu uyuşmazlık; icra takip dosyası kapsamında borçlunun vekili olarak vekâletnamesi bulunan Av. ...'ın aynı zamanda başka bir icra takip dosyasında borçlu hakkında alacaklı sıfatıyla başlattığı icra takibinde, lehine ihaleye konu taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi işlenmesi karşısında, borçlu vekili olarak İcra ve İflas Kanunu'nun 127. ve Tebligat Kanunu'nun 11. maddesine göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında usulüne uygun olup olmadığı, borçlunun vekilini azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayarak ihalenin feshini talep etmesinin 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen "... bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni korumaz " kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği burada varılacak sonuca göre ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.

Dürüstlük kuralı, hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesinde ahlâka, örf ve adet kurallarına uygun davranmadır. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2. maddesinin 1. fıkrası hükmü herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü Türk Medeni Kanunu'na göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını zarara uğratma kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek bulunmamaktadır. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın, dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır.

Somut olayda, borçlu vekili olarak icra takip dosyasına vekâletname sunan Av. ...'ın daha sonra borçlu hakkında İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/978 E. sayılı dosyasında avukatlık ücret sözleşmesi gereği vekâlet ücreti alacağına dayalı olarak başlattığı genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilerek, takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine ihale konusu taşınmazın tapu kaydına haciz konulmuş olup, alacaklı... taşınmazın satışını talep etmiş ise de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 59. ve 110. maddelerine göre az bir miktar da olsa satış avansı yatırdığına dair icra takip dosyası içerisinde bir belgeye rastlanmadığından geçerli bir satış talebi yoktur (16.02.2018 tarihli ve 2016/4 E., 2018/1 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Dolayısıyla İİK'nın 106. ve 110. maddeleri gereğince haciz kalkacağından Av. ...'ın taşınmazın satışıyla, İİK'nın 138. ve devamı maddeleri gereğince alacağına kavuşma imkânı bulunmamaktadır. Borçlunun arasında menfaat çatışması olduğunu iddia ettiği avukatı...'ı vekâletten azletme imkânı varken bu hakkını kullanmayıp, bu hususu ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez.

TMK'nın 2. maddesi uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı gibi, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi de birlikte gözetildiğinde satış ilanı tebliğ işlemi usulüne uygun olup, istemin reddine yönelik verilen direnme kararının onanması gerekmektedir.

Bu nedenlerle, borçlu vekili olarak Av. ...'a yapılan satış ilanı tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine göre usulsüz olduğu yolundaki sayın çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün olmamıştır.

[b]KARŞI OY[/b]

Uyuşmazlık icra takip dosyası kapsamında borçlunun vekili olarak vekâletnamesi bulunan Avukat...’ın aynı zamanda başka bir icra takip dosyasında borçlu hakkında alacaklı sıfatıyla başlattığı icra takibinde, lehine ihaleye konu taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi işlenmesi karşısında, borçlu vekili olarak İİK’nın 127 ve Tebligat Kanunun 11. maddesine göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 38. maddesi 1.fıkrasının (b) bendi kapsamında usulüne uygun olup olmadığı, borçlunun vekilini azletme imkânı varken, bu hakkını kullanmayarak ihalenin feshini talep etmesinin TMK. 2.md. de düzenlenen “… bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği burada varılacak sonuca göre ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Yerel mahkemenin, borçlunun vekilini azletme imkanı mevcutken, bu haktan yararlanılmaması ve bu hususların ihalenin feshi davasına gerekçe yapılması karşısında borçlunun takip aşamaları itibari ile iyi niyetli davranmadığı ve satış sonrası bu duruma gerekçe yaparak fesih talebinde bulunulmasına iyi niyetli hareket olarak değerlendirilip değerlendirilmeyecegi, kendisinden beklenen objektif özeni göstermeyen borçlunun bu tutumunun hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiği kanatine varıldığı, vekilin borçlu hakkında takip başlatmış olması, vekâlet ilişkisini sona erdirmeyeceğinden ve vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması zorunluğu karşısında satış ilanının müdürlükçe vekile tebliğ edilmesi zorunlu olduğu, borçlunun ihale tarihinde satış mahallinde bulunduğu gerekçesiyle verdiği direnme kararı Tebligat Kanununun 39. madde hükmü gereği “ Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa, muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz” gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.

İİK’nın 127. madde hükmü gereği “Satış ilanının borçluya tebliği zorunludur. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemesi veya tebliğ işleminin usulsüz olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Borçlunun vekili varsa satış ilanı vekiline tebliğ edilmelidir. (HMK. 72-73 md. Av. Kn. 41 ve Tebligat Kn. 11. md.) vekil yerine asile satış ilanının tebliğ edilmesi ihalenin feshini gerektirir.

Somut olayda vekile tebligat yapılmış ve 1. açık artırmaya vekili yerine borçlu ... bizzat katılmıştır. Vekil... tarafından müvekkili aleyhine vekalet ücretinin tahsili için icra takibi başlatılmış ise de, mahkemenin direnme kararında açıkladığı üzere, bu husus vekâlet ilişkisini sona erdiren bir durum değildir. Vekâlet ilişkisinin hangi hallerde son bulacağı TBK’nın 513. maddesinde açıklanmıştır.

Tebligat Kanununun 39. madde hükmüne göre, kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa, muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz. Muhatap adına kendisine tebligat yapılacak kimsenin muhatap ile arasında husumet olmaması gerekir. Bir dava ile ilgili tebligatta, muhatap adına kendisine tebliğ yapılacak kimsenin hasım olarak o dava ile ilgisi varsa, o kimseye muhatap adına tebligat yapılamaz. Aksi hâlde, yapılan tebligat usulsüz tebliğ olur ( Teb. K. 32 md. ).

Muhatap adına adli tebligatın kanunen yetkili kişiye yapılmasına, Tebligat Kanununun 39. maddesine göre bir engelin varlığından söz edebilmek için o kişinin muhatabın taraf olduğu davada, davacı veya davalı sıfatı ile karşı tarafta yer alması gerekmeyip, sadece o dava ile hasım olarak ilgisinin bulunması yeterlidir. Mesela, boşanma davasında davacı kadının, erkek kardeşinin davada taraf olmadığı hâlde, tarafsız hareket edemeyip kızkardeşinin yanında yer alacağı düşüncesinden hareketle karı koca arasındaki bu davada davalı kocaya nazaran davacı ile hasım olarak ilgisinin bulunduğu kabul edilmek gerekir (Tebligat Kanunu. Timuçin Muşal 4. Bas. Sy. 570-571. Md.). Davacı ile vekili Avukat... arasında, Tebligat Kanununun 39. maddesinde açıklandığı gibi, bir çıkar çatışması söz konusu değildir. Kaldı ki davacı, vekilini aleyhinde avukatlık ücreti alacağının tahsili için icra takibine girişmiş olması nedeniyle azletmemiştir. Vekili azletmediği sürece, vekile yapılan tebligat İİK. 127. maddesine göre usulen geçerlidir. Bu nedenle yerel mahkemenin direnme kararının onanması gerekirken değişik gerekçe ile bozulması isabetli olmamıştır. Bu nedenle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

HGK 21.05.2019 T.  E. 2017/12-753, K.586

Damga Vergisinin Yatırılmaması Taahhüt Evrakını Geçersiz Kılmaz.

[b]19. Ceza Dairesi         2016/9666 E.  ,  2016/20446 K.[/b]
[b]"İçtihat Metni"[/b]
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair ... İcra Ceza Mahkemesinin 02/04/2015 tarih ve 2015/122 Esas, 2015/168 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... İcra Ceza Mahkemesinin 19/06/2015 tarih ve 2015/67 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 26/04/2016 gün ve 2460 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2016 gün ve KYB. 2016-185467 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Sanığın taahhüdünü içeren 26/03/2014 tarihli tutanağa göre, İcra Müdür Yardımcısı tarafından % 9,48 oranında taahhüt damga vergisinin tahsili ile yerinde görülen talep gibi işlem yapılmasına karar verilmiş olması ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16/12/2014 tarihli ve 2014/24798 esas, 2014/30536 sayılı kararı ile onanan ... İcra Hukuk Mahkemesinin 23/05/2014 tarihli ve 2014/419 esas, 2014/421 sayılı kararında “belirli parayı ihtiva eden taahhütnamelerin damga vergisine tabi olacağından bahisle ödeme taahhüdünde de sözleşme damga vergisinin alınması gerektiği ve bu verginin henüz ödenmediğine” hükmedilmiş olması karşısında, şeklen tamamlanmamış olan söz konusu taahhüdün hukuken geçersiz olduğu ve sanığa isnad edilen suçun oluşmadığı nazara alınmadan, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

İcra ve İflas Kanununda taksitle ödeme taahhüdü konusunda belirli bir şekil öngörülmediğinden, ödeme taahhüdünün İcra Dairesinde sözlü veya yazılı olarak yapılması olanaklıdır.

Borçlu ve alacaklı tarafından kararlaştırılan taksitle ödeme taahhüdünü ihtiva eden tutanağın hukuken geçerli olabilmesi için borçlunun, alacaklının ve icra müdürü veya yardımcısı ya da katibin imzası ile düzenlenme tarihini taşıması, ödenmesi taahhüt edilen borcun toplam miktarını açıkça göstermesi şarttır. İcra müdürlüğü yetkilisinin tutanağı imzalaması, İcra ve İflas Kanunu’nun 8. maddesi gereğince tutanağın aleniyeti ve ispat kuvvetinin gereğidir. İmza sözleşmenin değil, tutanağın geçerlilik şartıdır. İcra müdürü taahhütte taraf olmadığından taahhüdün içeriğine müdahale edemez.

İcra müdürünün borçlu ve alacaklı tarafından kararlaştırılan ödeme taahhüdüne kamu alacağı olan “% 9,48 oranında taahhüt damga vergisinin tahsili ile” şerhini yazarak taahhütnameyi imzalaması ve bu şartın yerine getirilmemesi ödeme taahhütnamesini geçersiz hale getirmez. Bu itibarla, usulüne uygun olarak düzenlenmiş ödeme taahhüdünü ihlal eden sanık hakkındaki mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 14.07.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
  • Cevap Yok
  • 04-01-2020, Saat: 08:35
  • DuraN
[b]19. Ceza Dairesi         2016/9666 E.  ,  2016/20446 K.[/b]
[b]"İçtihat Metni"[/b]
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair ... İcra Ceza Mahkemesinin 02/04/2015 tarih ve 2015/122 Esas, 2015/168 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... İcra Ceza Mahkemesinin 19/06/2015 tarih ve 2015/67 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 26/04/2016 gün ve 2460 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2016 gün ve KYB. 2016-185467 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Sanığın taahhüdünü içeren 26/03/2014 tarihli tutanağa göre, İcra Müdür Yardımcısı tarafından % 9,48 oranında taahhüt damga vergisinin tahsili ile yerinde görülen talep gibi işlem yapılmasına karar verilmiş olması ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16/12/2014 tarihli ve 2014/24798 esas, 2014/30536 sayılı kararı ile onanan ... İcra Hukuk Mahkemesinin 23/05/2014 tarihli ve 2014/419 esas, 2014/421 sayılı kararında “belirli parayı ihtiva eden taahhütnamelerin damga vergisine tabi olacağından bahisle ödeme taahhüdünde de sözleşme damga vergisinin alınması gerektiği ve bu verginin henüz ödenmediğine” hükmedilmiş olması karşısında, şeklen tamamlanmamış olan söz konusu taahhüdün hukuken geçersiz olduğu ve sanığa isnad edilen suçun oluşmadığı nazara alınmadan, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

İcra ve İflas Kanununda taksitle ödeme taahhüdü konusunda belirli bir şekil öngörülmediğinden, ödeme taahhüdünün İcra Dairesinde sözlü veya yazılı olarak yapılması olanaklıdır.

Borçlu ve alacaklı tarafından kararlaştırılan taksitle ödeme taahhüdünü ihtiva eden tutanağın hukuken geçerli olabilmesi için borçlunun, alacaklının ve icra müdürü veya yardımcısı ya da katibin imzası ile düzenlenme tarihini taşıması, ödenmesi taahhüt edilen borcun toplam miktarını açıkça göstermesi şarttır. İcra müdürlüğü yetkilisinin tutanağı imzalaması, İcra ve İflas Kanunu’nun 8. maddesi gereğince tutanağın aleniyeti ve ispat kuvvetinin gereğidir. İmza sözleşmenin değil, tutanağın geçerlilik şartıdır. İcra müdürü taahhütte taraf olmadığından taahhüdün içeriğine müdahale edemez.

İcra müdürünün borçlu ve alacaklı tarafından kararlaştırılan ödeme taahhüdüne kamu alacağı olan “% 9,48 oranında taahhüt damga vergisinin tahsili ile” şerhini yazarak taahhütnameyi imzalaması ve bu şartın yerine getirilmemesi ödeme taahhütnamesini geçersiz hale getirmez. Bu itibarla, usulüne uygun olarak düzenlenmiş ödeme taahhüdünü ihlal eden sanık hakkındaki mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 14.07.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Büyük Ölçekli Mahallerde Uygulanacak İcra Dairesi Modelleri (FAZ II Projesi)

İcra işlemlerinin etkili ve verimli şekilde sunulabilmesi ve icra dairelerinin kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla “İcra Dairelerinin Etkinliğinin Arttırılması Devam Projesi” hazırlanmış ve uygulanmaya başlanmıştır.
İspanya ile birlikte ortaklaşa yürütülen bu proje, 2.000,000 Euro bütçeli olup, bunun %5’i Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. Projenin süresi 21+3 aydır. Başlama tarihi 03/09/2018 olup projenin açılışı 06/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Bugüne kadar 24 faaliyet gerçekleştirilmiş olup proje süresince icra sisteminin iyileştirilmesi için 70 den fazla faaliyet gerçekleştirilecektir.
Birinci aşamanın tamamlanmasının ardından yapılan analiz ile ikinci aşamada hedeflenen ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda proje kapsamında iki ana bileşene yer verilmiştir.
Bileşenlerden birincisi; büyük ölçekli icra dairelerinde uygulanacak yeni bir icra modelinin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda; projenin birinci fazında küçük ve orta ölçekli mahaller için tasarlanan yeni modelin yoğun iş yükü altında olan büyük ölçekli mahallerde başarı ihtimali düşük olduğundan devam projesi ile büyük ölçekli mahallerde uygulanabilecek yeni bir icra modelinin oluşturulması hedeflenmektedir. Büyük ölçekli mahallerde yeni icra modeli dairesi (genel yetkili icra dairesi), gayrimenkul satış icra dairesi, banka alacakları icra dairesi ve Abonelik sözleşmeleri (MTS) icra dairesi şeklinde tasarlanmıştır. Pilot mahallerdeki ihtiyaç, kadro ve fiziki alan durumları dikkate alınarak bu dairelerden hepsi veya bir kısmı ilgili mahalde faaliyete geçirilecektir.
İkinci bileşen ise kamuoyunun icra dairesine olan güveninin arttırılması ile icra dairesi hakkında yapılan şikâyetlerin azaltılmasıdır.
Ayrıca proje kapsamında yedieminlik sisteminin ıslah edilmesi ile yeni bir kalite yönetim sistemi oluşturmak da hedeflenmektedir.
Proje kapsamında büyük mahaller için geliştirilen yeni modelin Kayseri, Antalya, Adana, İstanbul Anadolu ve Ankara adliyelerinde pilot uygulama olarak faaliyete geçirilmesi planlanmıştır. Bu kapsamda Kayseri yeni icra dairelerinin açılışı 17/06/2019 tarihinde gerçekleştirilmiş olup Kayseri de ihtisaslaşmış yeni icra daireleri faaliyete geçirilmiştir.






ABONELİK SÖZLEŞMELERİ İCRA DAİRESİ
Abonmanlık Sözleşmelerine dayalı takipler için yeni bir sistem olan MTS ile avukatlar online sistem üzerinden takiplerini kendileri açabileceği gibi, ödeme emrini kendileri düzenleyerek postaya verebilecek ve bu takipte ödemeler avukatlar tarafından bildirilecek hesaplara yapılabilecektir. Yeni sistem de takip açılması ile kesinleştirilmesine kadar olan aşamalar avukatlar tarafından yerine getirilecektir. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren iki yıl içinde sonuçlandırılamayan takipler iki yıl içinde MTS dairesine başvurulması halinde icra dairesi vasıtasıyla takibe devam edilecektir. MTS ile toplumamodern bir hizmet kazandırmanın yanı sıra Abonelik Sözleşmelerinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin takiplerle ilgili işlemler artık icra dairelerinde yapılmayacak dairelerin iş yükü azalacak bu durum iş yükü ve kırtasiye tasarrufu sağlayacaktır. Aynı zamanda avukatların bu dosyaları bürolarından daha hızlı bir şekilde takip etmelerine imkan sağlanmıştır. MTS sistemi ile icra dairelerindeki dosya sayısı azalacağından icra dairelerinin iş yükü de azalacaktır. Daire kendi bünyesinde; takip kayıt bürosu, haciz işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklindeki 4 birimden oluşmaktadır.






BANKA ALACAKLARI İCRA DAİRESİ
Alacaklısının BANKA olduğu kredi ve kredi kartına dayalı örnek 7(ilamsız ), örnek 4,5,(ilamlı) örnek 8 (rehin alacakları) ,örnek 10 (kambiyo senetlerine dayalı) takipler için başvuru yapılacak daire modelidir. Takip hukuku bünyesinde birden fazla iş çeşitliliği barındırmaktadır. Özellikle büyük mahal olarak adlandırdığımız icra dairelerinesayısızkonudabirbirinden farklı talepler gelmekte ve icra daireleri bu talepleri çok kısa sürede değerlendirmek durumundadır. Yeni model banka dairelerimizle;

-Tüm iş ve işlemlerin konusunda uzman çalışanlarıyla hızlı ve nitelikli yapılması
-Tarafların menfaatlerinin korunması, memnuniyetlerinin arttırılması icra çalışanlarının iş yüklerinin hafifletilmesi amaçlanmıştır.

Daire kendi bünyesinde; takip kayıt bürosu, haciz işlemleribürosu, satış işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklinde 5 birimden oluşmaktadır.






GAYRİMENKUL SATIŞ İCRA DAİRESİ
İpotek takipleri ile aynı yer icra dairelerinin tüm satışlarını talimat dairesi gibi gerçekleştirecek uzman daire modelidir. Satış icra takibinin önemli aşamalarındandır. Satışın gerçekleşmesi ile birlikte mülkiyet de el değiştirdiğinden işlemlerin itinayla yapılması gerekir. Bu yüzden satıştaki tüm iş ve işlemlerde bilginin yanında tecrübe, dikkat ve hızlı karar alabilme iradesi gerekir. Gayrimenkul satış dairesiyle biliyoruz ki ihtiyaç duyulan uzmanlaşma sağlanacak ve kalite artacaktır. Daire kendi bünyesinde; takip kayıt bürosu, satış işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklindeki 4 birimden oluşmaktadır.






GENEL İCRA DAİRESİ
Banka İcra Dairesi, Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ve Banka Alacakları daireleri alanına girmeyen diğer takip işlemlerinin uzmanlaşmış alt birimler eliyle yürütülmesini amaçlayan daire modelidir. Yeni modeldeki genel icra dairesi Türkiye genelinde küçük ve orta ölçekli mahallerde uygulanmış ve başarı sağlamış bir modeldir Bu dairelerin kurulmasının önemli bir amacıda eski dairelerdeki tüm dosyaların taranması sisteme entegre edilmesi ve yeni model icra dairesinde birleştirilmesidir. Daire kendi bünyesinde; danışma ve iletişim bürosu, takip kayıt bürosu, haciz işlemleri bürosu, satış işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklindeki 6 birimdenoluşmaktadır.
 
İcra işlemlerinin etkili ve verimli şekilde sunulabilmesi ve icra dairelerinin kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla “İcra Dairelerinin Etkinliğinin Arttırılması Devam Projesi” hazırlanmış ve uygulanmaya başlanmıştır.
İspanya ile birlikte ortaklaşa yürütülen bu proje, 2.000,000 Euro bütçeli olup, bunun %5’i Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. Projenin süresi 21+3 aydır. Başlama tarihi 03/09/2018 olup projenin açılışı 06/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Bugüne kadar 24 faaliyet gerçekleştirilmiş olup proje süresince icra sisteminin iyileştirilmesi için 70 den fazla faaliyet gerçekleştirilecektir.
Birinci aşamanın tamamlanmasının ardından yapılan analiz ile ikinci aşamada hedeflenen ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda proje kapsamında iki ana bileşene yer verilmiştir.
Bileşenlerden birincisi; büyük ölçekli icra dairelerinde uygulanacak yeni bir icra modelinin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda; projenin birinci fazında küçük ve orta ölçekli mahaller için tasarlanan yeni modelin yoğun iş yükü altında olan büyük ölçekli mahallerde başarı ihtimali düşük olduğundan devam projesi ile büyük ölçekli mahallerde uygulanabilecek yeni bir icra modelinin oluşturulması hedeflenmektedir. Büyük ölçekli mahallerde yeni icra modeli dairesi (genel yetkili icra dairesi), gayrimenkul satış icra dairesi, banka alacakları icra dairesi ve Abonelik sözleşmeleri (MTS) icra dairesi şeklinde tasarlanmıştır. Pilot mahallerdeki ihtiyaç, kadro ve fiziki alan durumları dikkate alınarak bu dairelerden hepsi veya bir kısmı ilgili mahalde faaliyete geçirilecektir.
İkinci bileşen ise kamuoyunun icra dairesine olan güveninin arttırılması ile icra dairesi hakkında yapılan şikâyetlerin azaltılmasıdır.
Ayrıca proje kapsamında yedieminlik sisteminin ıslah edilmesi ile yeni bir kalite yönetim sistemi oluşturmak da hedeflenmektedir.
Proje kapsamında büyük mahaller için geliştirilen yeni modelin Kayseri, Antalya, Adana, İstanbul Anadolu ve Ankara adliyelerinde pilot uygulama olarak faaliyete geçirilmesi planlanmıştır. Bu kapsamda Kayseri yeni icra dairelerinin açılışı 17/06/2019 tarihinde gerçekleştirilmiş olup Kayseri de ihtisaslaşmış yeni icra daireleri faaliyete geçirilmiştir.






ABONELİK SÖZLEŞMELERİ İCRA DAİRESİ
Abonmanlık Sözleşmelerine dayalı takipler için yeni bir sistem olan MTS ile avukatlar online sistem üzerinden takiplerini kendileri açabileceği gibi, ödeme emrini kendileri düzenleyerek postaya verebilecek ve bu takipte ödemeler avukatlar tarafından bildirilecek hesaplara yapılabilecektir. Yeni sistem de takip açılması ile kesinleştirilmesine kadar olan aşamalar avukatlar tarafından yerine getirilecektir. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren iki yıl içinde sonuçlandırılamayan takipler iki yıl içinde MTS dairesine başvurulması halinde icra dairesi vasıtasıyla takibe devam edilecektir. MTS ile toplumamodern bir hizmet kazandırmanın yanı sıra Abonelik Sözleşmelerinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin takiplerle ilgili işlemler artık icra dairelerinde yapılmayacak dairelerin iş yükü azalacak bu durum iş yükü ve kırtasiye tasarrufu sağlayacaktır. Aynı zamanda avukatların bu dosyaları bürolarından daha hızlı bir şekilde takip etmelerine imkan sağlanmıştır. MTS sistemi ile icra dairelerindeki dosya sayısı azalacağından icra dairelerinin iş yükü de azalacaktır. Daire kendi bünyesinde; takip kayıt bürosu, haciz işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklindeki 4 birimden oluşmaktadır.






BANKA ALACAKLARI İCRA DAİRESİ
Alacaklısının BANKA olduğu kredi ve kredi kartına dayalı örnek 7(ilamsız ), örnek 4,5,(ilamlı) örnek 8 (rehin alacakları) ,örnek 10 (kambiyo senetlerine dayalı) takipler için başvuru yapılacak daire modelidir. Takip hukuku bünyesinde birden fazla iş çeşitliliği barındırmaktadır. Özellikle büyük mahal olarak adlandırdığımız icra dairelerinesayısızkonudabirbirinden farklı talepler gelmekte ve icra daireleri bu talepleri çok kısa sürede değerlendirmek durumundadır. Yeni model banka dairelerimizle;

-Tüm iş ve işlemlerin konusunda uzman çalışanlarıyla hızlı ve nitelikli yapılması
-Tarafların menfaatlerinin korunması, memnuniyetlerinin arttırılması icra çalışanlarının iş yüklerinin hafifletilmesi amaçlanmıştır.

Daire kendi bünyesinde; takip kayıt bürosu, haciz işlemleribürosu, satış işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklinde 5 birimden oluşmaktadır.






GAYRİMENKUL SATIŞ İCRA DAİRESİ
İpotek takipleri ile aynı yer icra dairelerinin tüm satışlarını talimat dairesi gibi gerçekleştirecek uzman daire modelidir. Satış icra takibinin önemli aşamalarındandır. Satışın gerçekleşmesi ile birlikte mülkiyet de el değiştirdiğinden işlemlerin itinayla yapılması gerekir. Bu yüzden satıştaki tüm iş ve işlemlerde bilginin yanında tecrübe, dikkat ve hızlı karar alabilme iradesi gerekir. Gayrimenkul satış dairesiyle biliyoruz ki ihtiyaç duyulan uzmanlaşma sağlanacak ve kalite artacaktır. Daire kendi bünyesinde; takip kayıt bürosu, satış işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklindeki 4 birimden oluşmaktadır.






GENEL İCRA DAİRESİ
Banka İcra Dairesi, Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ve Banka Alacakları daireleri alanına girmeyen diğer takip işlemlerinin uzmanlaşmış alt birimler eliyle yürütülmesini amaçlayan daire modelidir. Yeni modeldeki genel icra dairesi Türkiye genelinde küçük ve orta ölçekli mahallerde uygulanmış ve başarı sağlamış bir modeldir Bu dairelerin kurulmasının önemli bir amacıda eski dairelerdeki tüm dosyaların taranması sisteme entegre edilmesi ve yeni model icra dairesinde birleştirilmesidir. Daire kendi bünyesinde; danışma ve iletişim bürosu, takip kayıt bürosu, haciz işlemleri bürosu, satış işlemleri bürosu, mali işlemler bürosu, dosya ve arşiv bürosu şeklindeki 6 birimdenoluşmaktadır.
 

Yeni İcra Modeli ve Mahaller (FAZ ı Projesi)

Yeni icra dairesi modelinde; birden fazla icra dairesi tek bir icra dairesi çatısı altında toplanarak, hizmetlerin uzmanlaşmış alt birimler eliyle yürütülmesi amaçlanmaktadır. Yeni icra dairesi 6 alt bürodan meydana gelmektedir.

 [Resim: yeni_icra.jpg]
 DANIŞMA VE KALİTE YÖNETİM BÜROSU
          İcra dairesine gelenlerin, dairenin işleyişi ve icra takibine dair genel bilgileri alacakları büro olmasının yanında icra dairesi kalite yönetim sisteminin takip edileceği büro Danışma ve Kalite Yönetim Bürosudur.
 ESAS VE AİLE BÜROSU
          Takip talebinin alınmasından takibin kesinleşmesine kadar geçen sürede yapılması gereken tüm iş ve işlemler ile çocuk teslimi gibi aile hukukundan kaynaklanan görevlerin yapılacağı büro Esas ve Aile bürosudur.
 HACİZ BÜROSU
          Takibin kesinleşmesinden satış talebine kadar geçen sürede yapılması gereken tüm iş ve işlemler ile başka yer icra dairelerinden gelen haciz ile ilgili talimatların yerine getirileceği büro haciz bürosudur.
 SATIŞ BÜROSU
          Satış talebinin yapılmasından paraların paylaştırılması aşamasının sonuna kadar yapılacak tüm iş ve işlemlerin gerçekleştirileceği büro satış bürosudur.
 MALİ İŞLEMLER BÜROSU
          İcra Dairesinde yapılması gereken tüm tahsilatların (harç, cezaevi yapı harçları ve tüm vergiler dâhil)  ve ödeme işlemlerinin banka aracılığıyla yerine getirilmesini sağlayan büro mali işlemler bürosudur.
 DOSYA VE ARŞİV BÜROSU
          Diğer bürolar tarafından kabul edilip taranarak UYAP’a kaydedilen evrakın dosyaya takılması, dosyanın fiziki olarak muhafazası işlemleri ile arşiv hizmetlerinin yerine getirileceği büro dosya ve arşiv bürosudur.

YENİ İCRA MODELİ UYGULANAN MAHALLER


  1. Gaziantep
  2. Hatay
  3. Menemen
  4. Afyonkarahisar
  5. Ankara Batı
  6. Trabzon
  7. Aydın
  8. Malatya
  9. Yalova
  10. Rize
  11. Düzce
  12. İskenderun
  13. Samsun
  14. Edirne
  15. Adıyaman
  16. Erzincan
  17. Ordu
  18. Fethiye
  19. Gebze
  20. Kahramanmaraş
  21. Kastamonu
  22. Çankırı
  23. Kuşadası
  24. İnegöl
  25. Söke
  26. Edremit
  27. Çerkezköy
  28. Burdur
  29. Kocaeli
  30. Turhal
  31. Amasya
  32. Giresun
  33. Kırşehir
  34. Batman
  35. Diyarbakır
  36. Bilecik
  37. Çorlu
  38. Tarsus
  39. Çorum
  40. Çanakkale
  41. Nevşehir
  42. Niğde
  43. Aksaray
  44. Sivas
  45. Yozgat
  46. Erbaa
  47. Gaziosmanpaşa
  48. Kırklareli
  49. Tokat
  50. Karaman
  51. Bolu
  52. Kırıkkale
  53. Ereğli (Konya)
  54. Alanya
  55. Karabük
  56. Nazilli
  57. Ödemiş
Yeni icra dairesi modelinde; birden fazla icra dairesi tek bir icra dairesi çatısı altında toplanarak, hizmetlerin uzmanlaşmış alt birimler eliyle yürütülmesi amaçlanmaktadır. Yeni icra dairesi 6 alt bürodan meydana gelmektedir.

 [Resim: yeni_icra.jpg]
 DANIŞMA VE KALİTE YÖNETİM BÜROSU
          İcra dairesine gelenlerin, dairenin işleyişi ve icra takibine dair genel bilgileri alacakları büro olmasının yanında icra dairesi kalite yönetim sisteminin takip edileceği büro Danışma ve Kalite Yönetim Bürosudur.
 ESAS VE AİLE BÜROSU
          Takip talebinin alınmasından takibin kesinleşmesine kadar geçen sürede yapılması gereken tüm iş ve işlemler ile çocuk teslimi gibi aile hukukundan kaynaklanan görevlerin yapılacağı büro Esas ve Aile bürosudur.
 HACİZ BÜROSU
          Takibin kesinleşmesinden satış talebine kadar geçen sürede yapılması gereken tüm iş ve işlemler ile başka yer icra dairelerinden gelen haciz ile ilgili talimatların yerine getirileceği büro haciz bürosudur.
 SATIŞ BÜROSU
          Satış talebinin yapılmasından paraların paylaştırılması aşamasının sonuna kadar yapılacak tüm iş ve işlemlerin gerçekleştirileceği büro satış bürosudur.
 MALİ İŞLEMLER BÜROSU
          İcra Dairesinde yapılması gereken tüm tahsilatların (harç, cezaevi yapı harçları ve tüm vergiler dâhil)  ve ödeme işlemlerinin banka aracılığıyla yerine getirilmesini sağlayan büro mali işlemler bürosudur.
 DOSYA VE ARŞİV BÜROSU
          Diğer bürolar tarafından kabul edilip taranarak UYAP’a kaydedilen evrakın dosyaya takılması, dosyanın fiziki olarak muhafazası işlemleri ile arşiv hizmetlerinin yerine getirileceği büro dosya ve arşiv bürosudur.

YENİ İCRA MODELİ UYGULANAN MAHALLER


  1. Gaziantep
  2. Hatay
  3. Menemen
  4. Afyonkarahisar
  5. Ankara Batı
  6. Trabzon
  7. Aydın
  8. Malatya
  9. Yalova
  10. Rize
  11. Düzce
  12. İskenderun
  13. Samsun
  14. Edirne
  15. Adıyaman
  16. Erzincan
  17. Ordu
  18. Fethiye
  19. Gebze
  20. Kahramanmaraş
  21. Kastamonu
  22. Çankırı
  23. Kuşadası
  24. İnegöl
  25. Söke
  26. Edremit
  27. Çerkezköy
  28. Burdur
  29. Kocaeli
  30. Turhal
  31. Amasya
  32. Giresun
  33. Kırşehir
  34. Batman
  35. Diyarbakır
  36. Bilecik
  37. Çorlu
  38. Tarsus
  39. Çorum
  40. Çanakkale
  41. Nevşehir
  42. Niğde
  43. Aksaray
  44. Sivas
  45. Yozgat
  46. Erbaa
  47. Gaziosmanpaşa
  48. Kırklareli
  49. Tokat
  50. Karaman
  51. Bolu
  52. Kırıkkale
  53. Ereğli (Konya)
  54. Alanya
  55. Karabük
  56. Nazilli
  57. Ödemiş

2020 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi

2020 Yılı İçin yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine ulaşmak için TIKLAYINIZ
  • Cevap Yok
  • 04-01-2020, Saat: 00:28
  • DuraN
2020 Yılı İçin yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine ulaşmak için TIKLAYINIZ

İcra Hukuku İle İlgili Kanun Metinleri


  1. İcra ve İflas Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  2. Abonelik Sözleşmelerine Dayalı Alacakların Tahsili Hakkındaki Kanun Metnine Ulaşmak için TIKLAYINIZ
  3. Türk Borçlar Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  4. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  5. Harçlar Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  6. Damga Vergisi Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  7. Tebligat Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  8. Katma Değer Vergisi Kanunu TIKLAYINIZ
  9. Avukatlık Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  10. Arabuluculuk Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  • Cevap Yok
  • 04-01-2020, Saat: 00:23
  • DuraN

  1. İcra ve İflas Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  2. Abonelik Sözleşmelerine Dayalı Alacakların Tahsili Hakkındaki Kanun Metnine Ulaşmak için TIKLAYINIZ
  3. Türk Borçlar Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  4. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  5. Harçlar Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  6. Damga Vergisi Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  7. Tebligat Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  8. Katma Değer Vergisi Kanunu TIKLAYINIZ
  9. Avukatlık Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ
  10. Arabuluculuk Kanunu Metnine Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ

Yargı reformu: 4 milyon dosyalık 2. paket de tamam : Noter yardımcılığı, arabuluculuk

Birinci Yargı Paketi’nin ardından, bu kez hukuksal yargılamaları düzenleyen İkinci Yargı Paketi de tamamlandı. İkinci pakette, noter yardımcılığı uygulamasından arabulucuk sisteminin genişletilmesine kadar önemli hükümler bulunuyor. Düzenlemeler 4 milyon dosyayı ilgilendiriyor.

Adalet Bakanlığı’nın hazırlıklarını tamamladığı ve Bakan Abdulhamit Gül’ün Bakanlar Kurulu’na sunum yaptığı İkinci Yargı Paketi’nde ‘hukuksal yargılama’ya ilişkin düzenlemeler yer alacak. İlk paketi tamamlayacak olan yeni düzenlemelerin en geç yeni yılın başında TBMM’ye sevk edilmesi bekleniyor. Taslağın gerekçesinde, “Hukuk yargılamasının daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi, uygulayıcıların ve doktrinin dile getirdiği yargılama sorunlarının çözülmesinin” amaçlandığı belirtildi. Bu düzenlemelerin 4 milyon hukuksal yargılama dosyasını ilgilendirdiği kaydedildi. Daha önce Strateji Belgesi’ne yapılacak başlıklar olarak konulan ve pakete alınan bazı düzenlemeler şöyle:


NOTERLERE YARDIMCI


Noterlere “yardımcılık” geliyor. Bundan sonra sadece hukuk mezunlarından olmak üzere noter yardımcılığı sistemi kurulacak. Noterlerde artık ikinci adam, katipler değil, noter yardımcıları olacak. Noter ve noter yardımcısı olabilmek için sınav zorunluluğu getirilecek.


Noterlikte oluşturulacak yeni yapının ardından “çekişmesiz yargı” olarak adlandırılan bazı davalar noterlere bırakılacak. “Gayrimenkul satışı, vasiyetnamenin açılması, mirasçı atama belgesinin verilmesi, mirasın reddi beyanının tespit edilmesi, taşınmazlara yönelik iş ve işlemler ile küçük alacakların takip ve tahsili, isim ve yaş tashihi ile miras ve aile hukukundaki bazı konuların” noterlere verilmesi planlanıyor.


TÜKETİCİ DAVALARI


6502 sayılı Tüketici Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Tüketici mahkemelerine konu olan tüm başlıklar, artık zorunlu olarak arabulucuk sisteminin konusu olacak. Tüketici davaları bundan sonra ilk aşamada mahkemeye gitmesi yerine, direkt arabulucuya yönlendirilecek. Sorunlu başlıklar için ikinci bir mekanizma kurulabilecek.


Kişilerin kişilere olan davalarında kullanılan “Arabalucuk Sistemi”, bundan sonra idari yargı davalarında da kullanılabilecek. Kurumların kurumlara olan davaları da arabulucuk sisteminden yararlanabilecek. Aynı zamanda icra davalarında bekleme süreleri ve işlem süreleri kısaltılacak. Vatandaşların mahkemeye ödediği harç miktarları azaltılacak.


İCRADAN ÇOCUK TESLİMİNE SON


KAMUOYUNDA çok tartışma konusu olan çocukların icra yoluyla anne veya babaya teslim edilmesine ilişkin düzenleme de bu pakete girecek. Boşanmış ailelerde, çocuk teslimi icra daireleri yerine bu amaçla oluşturulacak özel merkezlerde yapılacak. “Çocuk Teslim Merkezi” adını alacak merkezler, bu tür işlemleri yürütecek. Böylece, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinin icra daireleri aracılığıyla yapılması sona erecek. İşlem nedeniyle ailelerden ücret alınmayacak. Bu konuda İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan hükümler de yürürlükten kaldırılacak.

  

16.11.2019 09:06:08

Kaynak: Mobil

  • Cevap Yok
  • 04-01-2020, Saat: 00:01
  • DuraN
Birinci Yargı Paketi’nin ardından, bu kez hukuksal yargılamaları düzenleyen İkinci Yargı Paketi de tamamlandı. İkinci pakette, noter yardımcılığı uygulamasından arabulucuk sisteminin genişletilmesine kadar önemli hükümler bulunuyor. Düzenlemeler 4 milyon dosyayı ilgilendiriyor.

Adalet Bakanlığı’nın hazırlıklarını tamamladığı ve Bakan Abdulhamit Gül’ün Bakanlar Kurulu’na sunum yaptığı İkinci Yargı Paketi’nde ‘hukuksal yargılama’ya ilişkin düzenlemeler yer alacak. İlk paketi tamamlayacak olan yeni düzenlemelerin en geç yeni yılın başında TBMM’ye sevk edilmesi bekleniyor. Taslağın gerekçesinde, “Hukuk yargılamasının daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi, uygulayıcıların ve doktrinin dile getirdiği yargılama sorunlarının çözülmesinin” amaçlandığı belirtildi. Bu düzenlemelerin 4 milyon hukuksal yargılama dosyasını ilgilendirdiği kaydedildi. Daha önce Strateji Belgesi’ne yapılacak başlıklar olarak konulan ve pakete alınan bazı düzenlemeler şöyle:


NOTERLERE YARDIMCI


Noterlere “yardımcılık” geliyor. Bundan sonra sadece hukuk mezunlarından olmak üzere noter yardımcılığı sistemi kurulacak. Noterlerde artık ikinci adam, katipler değil, noter yardımcıları olacak. Noter ve noter yardımcısı olabilmek için sınav zorunluluğu getirilecek.


Noterlikte oluşturulacak yeni yapının ardından “çekişmesiz yargı” olarak adlandırılan bazı davalar noterlere bırakılacak. “Gayrimenkul satışı, vasiyetnamenin açılması, mirasçı atama belgesinin verilmesi, mirasın reddi beyanının tespit edilmesi, taşınmazlara yönelik iş ve işlemler ile küçük alacakların takip ve tahsili, isim ve yaş tashihi ile miras ve aile hukukundaki bazı konuların” noterlere verilmesi planlanıyor.


TÜKETİCİ DAVALARI


6502 sayılı Tüketici Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Tüketici mahkemelerine konu olan tüm başlıklar, artık zorunlu olarak arabulucuk sisteminin konusu olacak. Tüketici davaları bundan sonra ilk aşamada mahkemeye gitmesi yerine, direkt arabulucuya yönlendirilecek. Sorunlu başlıklar için ikinci bir mekanizma kurulabilecek.


Kişilerin kişilere olan davalarında kullanılan “Arabalucuk Sistemi”, bundan sonra idari yargı davalarında da kullanılabilecek. Kurumların kurumlara olan davaları da arabulucuk sisteminden yararlanabilecek. Aynı zamanda icra davalarında bekleme süreleri ve işlem süreleri kısaltılacak. Vatandaşların mahkemeye ödediği harç miktarları azaltılacak.


İCRADAN ÇOCUK TESLİMİNE SON


KAMUOYUNDA çok tartışma konusu olan çocukların icra yoluyla anne veya babaya teslim edilmesine ilişkin düzenleme de bu pakete girecek. Boşanmış ailelerde, çocuk teslimi icra daireleri yerine bu amaçla oluşturulacak özel merkezlerde yapılacak. “Çocuk Teslim Merkezi” adını alacak merkezler, bu tür işlemleri yürütecek. Böylece, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinin icra daireleri aracılığıyla yapılması sona erecek. İşlem nedeniyle ailelerden ücret alınmayacak. Bu konuda İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan hükümler de yürürlükten kaldırılacak.

  

16.11.2019 09:06:08

Kaynak: Mobil

MEHİL VESİKASI İÇİN YATIRILAN DOSYA BORCU KADAR TEMİNATIN NEMALANDIRILMASI

[b]T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2018/1749
KARAR NO: 2018/2240
KARAR TARİHİ: 23.10.2018


>TEHİR-İCRA--MEHİL VESİKASI İÇİN YATIRILAN DOSYA BORCU KADAR TEMİNATIN NEMALANDIRILMASI
[/b]

2004/m.134

[b]ÖZET :[/b] Davacı, dava konusu icra dosyasında borçlu olduklarını ve dosya borcunu yatırır mehil vesikası aldıklarını, yatırdıkları paranın nemalandırılmasını müdürlükten istenildiğini ancak taleplerinin red edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili süresinde verdiği istinaf dilekçesinde ; mahkemenin ihalenin feshi davasındaki uygulamayı M.K 2-3 ve 4. Maddedeki yetkisini kullanarak uygulaması gerektiğini, paranın nemalandırılmasını yasaklayıcı bir norm bulunmadığını, davayı kazandıkları takdirde müvekkilinin maddi zarara uğrayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 23 İcra Müdürlüğünün 2018/3056 esas sayılı dosyasından; mahkeme kararına istinaden ilamlı icra takibi başlatılmıştır.

[b]Borçlu vekili tarafından icra müdürlüğünden dayanak ilamın tehiri icra yoluyla temyiz edildiği, tehiri icra talebiyle dosyaya yatırılan 18.534,19 TL'nin kazanma ihtimalleri çok yüksek olduğundan müvekkilinin zarara uğramaması adına, en yüksek faiz oranından nemalandırılması talep edilmiş olup, icra müdürlüğünce mehil vesikası için yatırılan dosya borcu kadar teminatın nemalandırılmasına dair yasal düzenleme bulunmadığından, borçlu vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.[/b]

[b]İİK 134.maddesine göre, ihale bedelinin nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiştir.İİK' da yatırılan diğer paraların nemalandırılıp nemalandırılmayacağına dair açıkça yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak nemalandırılmamasını gerektirir yasal bir engel de mevcut değildir.İcra dosyasına tehiri icra talebiyle yatırılan paranın nemalandırılması hem alacaklının hem de borçlunun menfaatinedir.Tüm bu nedenlerle; mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.[/b]

[b]DAVA :[/b] Davacı vekili 03/04/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle ; İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğünün 2018/3056 Esas sayılı dosyasında borçlu olduklarını ve dosya borcunu yatırır mehil vesikası aldıklarını, yatırdıkları paranın nemalandırılmasını müdürlükten istenildiğini ancak taleplerinin red edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

[b]Mahkemece [/b]şikayetin reddine karar verilmiştir.

[b]Davacı vekili [/b]süresinde verdiği istinaf dilekçesinde ; mahkemenin ihalenin feshi davasındaki uygulamayı M.K 2-3 ve 4. Maddedeki yetkisini kullanarak uygulaması gerektiğini, paranın nemalandırılmasını yasaklayıcı bir norm bulunmadığını, davayı kazandıkları takdirde müvekkilinin maddi zarara uğrayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 23 İcra Müdürlüğünün 2018/3056 esas sayılı dosyasından; mahkeme kararına istinaden ilamlı icra takibi başlatılmıştır.

Borçlu vekili tarafından icra müdürlüğünden dayanak ilamın tehiri icra yoluyla temyiz edildiği, tehiri icra talebiyle dosyaya yatırılan 18.534,19 TL'nin kazanma ihtimalleri çok yüksek olduğundan müvekkilinin zarara uğramaması adına, en yüksek faiz oranından nemalandırılması talep edilmiş olup, icra müdürlüğünce mehil vesikası için yatırılan dosya borcu kadar teminatın nemalandırılmasına dair yasal düzenleme bulunmadığından, borçlu vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.

İİK 134.maddesine göre, ihale bedelinin nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiştir.

İİK' da yatırılan diğer paraların nemalandırılıp nemalandırılmayacağına dair açıkça yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak nemalandırılmamasını gerektirir yasal bir engel de mevcut değildir.

İcra dosyasına tehiri icra talebiyle yatırılan paranın nemalandırılması hem alacaklının hem de borçlunun menfaatinedir.

Tüm bu nedenlerle; mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacının istinaf talebinin HMK 353/1/b/3 madde gereğince kabulüne mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, şikayetin kabulüne, 30/03/2018 tarihli müdürlük kararının iptali ile mehil vesikası alınmak için dosyaya ibraz edilen teminatın nemalandırılmasına dairemizce oy çokluğu ile karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

[b]KARAR VE SONUÇ : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,[/b]

1-)İstinaf talebinin HMK 353/1/b/3 maddesi gereğince kabulüyle İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/303 Esas 2018/436 Karar ilamının[b] ORTADAN KALDIRILMASINA,[/b]

2-)Davacının şikayetinin kabulüyle 30/03/2018 tarihli müdürlük kararının iptali ile mehil vesikası alınmak için dosyaya ibraz edilen [b]TEMİNATIN NEMALANDIRILMASINA[/b]

3-)İstinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4-)Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

Dair tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a fıkrası gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.23/10/2018



[b]2018/1749 Esas Sayılı Hükme Yönelik Karşı Oy Metnidir.[/b]

İİK'nun 9. Maddesi gereğince; İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir.

İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.”

İİK'nun yönetmeliğinin 92. Maddesi gereğince: İcra ve iflâs dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflâs dairesi adına açılan hesaba yapılır.

Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilâtın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflâs dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflâs dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir.”

İİK'nun 36. Maddesi hacizlerden ve diğer takip işlerinden tamamen bağımsız, salt icranın geri bırakılma etkisinin yaratacağı maddi kayıpları karşılamayı hedefler.Yukarıdaki düzenlemeler dikkatle incelendiğinde; yasa yapıcı, arzu etse idi 36. Madde gereği alınan teminatın nemalandırma sonucunu doğuracak bir düzenleme yapıbilirdi. Böyle bir düzenleme bulunmadığına ve dolayısıyla da icra müdürlüğüne yönelik bir direktif olmadığına göre İİK'nun 36. Madde gereği yatırılan teminatın nemalandırılması yasal olmayacaktır.

HMK 367. Madde gereği derhal infazı gereken bir hükmün infaz etkisinin geçici olarak geciktirilmesi İİK 36. Madde ile mümkün olup, borçlunun yapacağı takdir edilen teminatı yatırmaktır. Bu teminatın salt işlevi, sadece hükmün infazının ertelenmesi ile sınırlı olup, bu işlevin anlam ve kapsamını genişletmek mümkün değildir. İİK'nun 85. Madde de taraflar arasında dengenin sağlanması hususu düzenlenmiş olup, amaç alacaklı tatmin edilirken borçlunun yoksulluğa ve fakirliğe sevk edilmesini önlemeye matuftur.

İİK'nun 85. Maddenin kapsamı içine İİK'nun 36. Maddeyi alacak şekilde genişletmek aşkın bir yorumdur. Zira, İİK'nun 85. Maddenin amacı, sadece borçlunun fakirleşmesini önlemek ise de; zenginleşmesini sağlamak değildir. Hedef sadece, alacaklının alacağını teminat altına almaktır. HMK 367 dolayısıyla 36. Maddenin bariz sonucu budur.

Diğer yandan icra müdürlüğüne görevi olmayan bir rol biçmek yasa koyucunun istediği bir amaçta değildir. Zira, İİK'nun da icra müdürünün görevleri ve yetkileri sayılarak sınırlandırılmıştır. İcra müdürünün yetkilerini borçlu ya da alacaklı ile ittifak kurup, azaltıp ya da çoğaltmak HMK 26. Madde de düzenlenen ve taraflara tanınan tasarruf ilkesinin egemenlik sahasına girmez. Icra müdürlüğünün görevi usul ve yasaya uymaktır.

[b]Sonuç olarak;[/b] İİK'nun da hüküm altına alınmayan bir hususta, müdürlükçe M.K'nun 2,3 ve 4. Maddesinde ki objektif iyi niyet kuralları baz alınarak karar verilmesi mümkün değildir. İİK'nun 134. Maddesin de bir istisna olarak özel olarak düzenlenmiş bir madde gözetilerek İİK'nun ana kuralı olan nemalandırma yasağının hükümden düşürülmesi mümkün olmadığından, İİK'nun 36. Maddenin aşkın bir yorum ile genişletilip, içine İİK'nun 85. Maddenin katılarak borçlunun yatırdığı teminatın nemalandırılması gerekeceği yönünde ki çoğunluk görüşüne yukarıdaki gerekçeler nedeniyle katılmıyorum.
  • Cevap Yok
  • 03-01-2020, Saat: 23:38
  • DuraN
[b]T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2018/1749
KARAR NO: 2018/2240
KARAR TARİHİ: 23.10.2018


>TEHİR-İCRA--MEHİL VESİKASI İÇİN YATIRILAN DOSYA BORCU KADAR TEMİNATIN NEMALANDIRILMASI
[/b]

2004/m.134

[b]ÖZET :[/b] Davacı, dava konusu icra dosyasında borçlu olduklarını ve dosya borcunu yatırır mehil vesikası aldıklarını, yatırdıkları paranın nemalandırılmasını müdürlükten istenildiğini ancak taleplerinin red edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili süresinde verdiği istinaf dilekçesinde ; mahkemenin ihalenin feshi davasındaki uygulamayı M.K 2-3 ve 4. Maddedeki yetkisini kullanarak uygulaması gerektiğini, paranın nemalandırılmasını yasaklayıcı bir norm bulunmadığını, davayı kazandıkları takdirde müvekkilinin maddi zarara uğrayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 23 İcra Müdürlüğünün 2018/3056 esas sayılı dosyasından; mahkeme kararına istinaden ilamlı icra takibi başlatılmıştır.

[b]Borçlu vekili tarafından icra müdürlüğünden dayanak ilamın tehiri icra yoluyla temyiz edildiği, tehiri icra talebiyle dosyaya yatırılan 18.534,19 TL'nin kazanma ihtimalleri çok yüksek olduğundan müvekkilinin zarara uğramaması adına, en yüksek faiz oranından nemalandırılması talep edilmiş olup, icra müdürlüğünce mehil vesikası için yatırılan dosya borcu kadar teminatın nemalandırılmasına dair yasal düzenleme bulunmadığından, borçlu vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.[/b]

[b]İİK 134.maddesine göre, ihale bedelinin nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiştir.İİK' da yatırılan diğer paraların nemalandırılıp nemalandırılmayacağına dair açıkça yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak nemalandırılmamasını gerektirir yasal bir engel de mevcut değildir.İcra dosyasına tehiri icra talebiyle yatırılan paranın nemalandırılması hem alacaklının hem de borçlunun menfaatinedir.Tüm bu nedenlerle; mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.[/b]

[b]DAVA :[/b] Davacı vekili 03/04/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle ; İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğünün 2018/3056 Esas sayılı dosyasında borçlu olduklarını ve dosya borcunu yatırır mehil vesikası aldıklarını, yatırdıkları paranın nemalandırılmasını müdürlükten istenildiğini ancak taleplerinin red edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

[b]Mahkemece [/b]şikayetin reddine karar verilmiştir.

[b]Davacı vekili [/b]süresinde verdiği istinaf dilekçesinde ; mahkemenin ihalenin feshi davasındaki uygulamayı M.K 2-3 ve 4. Maddedeki yetkisini kullanarak uygulaması gerektiğini, paranın nemalandırılmasını yasaklayıcı bir norm bulunmadığını, davayı kazandıkları takdirde müvekkilinin maddi zarara uğrayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 23 İcra Müdürlüğünün 2018/3056 esas sayılı dosyasından; mahkeme kararına istinaden ilamlı icra takibi başlatılmıştır.

Borçlu vekili tarafından icra müdürlüğünden dayanak ilamın tehiri icra yoluyla temyiz edildiği, tehiri icra talebiyle dosyaya yatırılan 18.534,19 TL'nin kazanma ihtimalleri çok yüksek olduğundan müvekkilinin zarara uğramaması adına, en yüksek faiz oranından nemalandırılması talep edilmiş olup, icra müdürlüğünce mehil vesikası için yatırılan dosya borcu kadar teminatın nemalandırılmasına dair yasal düzenleme bulunmadığından, borçlu vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.

İİK 134.maddesine göre, ihale bedelinin nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiştir.

İİK' da yatırılan diğer paraların nemalandırılıp nemalandırılmayacağına dair açıkça yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak nemalandırılmamasını gerektirir yasal bir engel de mevcut değildir.

İcra dosyasına tehiri icra talebiyle yatırılan paranın nemalandırılması hem alacaklının hem de borçlunun menfaatinedir.

Tüm bu nedenlerle; mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacının istinaf talebinin HMK 353/1/b/3 madde gereğince kabulüne mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, şikayetin kabulüne, 30/03/2018 tarihli müdürlük kararının iptali ile mehil vesikası alınmak için dosyaya ibraz edilen teminatın nemalandırılmasına dairemizce oy çokluğu ile karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

[b]KARAR VE SONUÇ : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,[/b]

1-)İstinaf talebinin HMK 353/1/b/3 maddesi gereğince kabulüyle İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/303 Esas 2018/436 Karar ilamının[b] ORTADAN KALDIRILMASINA,[/b]

2-)Davacının şikayetinin kabulüyle 30/03/2018 tarihli müdürlük kararının iptali ile mehil vesikası alınmak için dosyaya ibraz edilen [b]TEMİNATIN NEMALANDIRILMASINA[/b]

3-)İstinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4-)Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

Dair tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a fıkrası gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.23/10/2018



[b]2018/1749 Esas Sayılı Hükme Yönelik Karşı Oy Metnidir.[/b]

İİK'nun 9. Maddesi gereğince; İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir.

İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.”

İİK'nun yönetmeliğinin 92. Maddesi gereğince: İcra ve iflâs dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflâs dairesi adına açılan hesaba yapılır.

Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilâtın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflâs dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflâs dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir.”

İİK'nun 36. Maddesi hacizlerden ve diğer takip işlerinden tamamen bağımsız, salt icranın geri bırakılma etkisinin yaratacağı maddi kayıpları karşılamayı hedefler.Yukarıdaki düzenlemeler dikkatle incelendiğinde; yasa yapıcı, arzu etse idi 36. Madde gereği alınan teminatın nemalandırma sonucunu doğuracak bir düzenleme yapıbilirdi. Böyle bir düzenleme bulunmadığına ve dolayısıyla da icra müdürlüğüne yönelik bir direktif olmadığına göre İİK'nun 36. Madde gereği yatırılan teminatın nemalandırılması yasal olmayacaktır.

HMK 367. Madde gereği derhal infazı gereken bir hükmün infaz etkisinin geçici olarak geciktirilmesi İİK 36. Madde ile mümkün olup, borçlunun yapacağı takdir edilen teminatı yatırmaktır. Bu teminatın salt işlevi, sadece hükmün infazının ertelenmesi ile sınırlı olup, bu işlevin anlam ve kapsamını genişletmek mümkün değildir. İİK'nun 85. Madde de taraflar arasında dengenin sağlanması hususu düzenlenmiş olup, amaç alacaklı tatmin edilirken borçlunun yoksulluğa ve fakirliğe sevk edilmesini önlemeye matuftur.

İİK'nun 85. Maddenin kapsamı içine İİK'nun 36. Maddeyi alacak şekilde genişletmek aşkın bir yorumdur. Zira, İİK'nun 85. Maddenin amacı, sadece borçlunun fakirleşmesini önlemek ise de; zenginleşmesini sağlamak değildir. Hedef sadece, alacaklının alacağını teminat altına almaktır. HMK 367 dolayısıyla 36. Maddenin bariz sonucu budur.

Diğer yandan icra müdürlüğüne görevi olmayan bir rol biçmek yasa koyucunun istediği bir amaçta değildir. Zira, İİK'nun da icra müdürünün görevleri ve yetkileri sayılarak sınırlandırılmıştır. İcra müdürünün yetkilerini borçlu ya da alacaklı ile ittifak kurup, azaltıp ya da çoğaltmak HMK 26. Madde de düzenlenen ve taraflara tanınan tasarruf ilkesinin egemenlik sahasına girmez. Icra müdürlüğünün görevi usul ve yasaya uymaktır.

[b]Sonuç olarak;[/b] İİK'nun da hüküm altına alınmayan bir hususta, müdürlükçe M.K'nun 2,3 ve 4. Maddesinde ki objektif iyi niyet kuralları baz alınarak karar verilmesi mümkün değildir. İİK'nun 134. Maddesin de bir istisna olarak özel olarak düzenlenmiş bir madde gözetilerek İİK'nun ana kuralı olan nemalandırma yasağının hükümden düşürülmesi mümkün olmadığından, İİK'nun 36. Maddenin aşkın bir yorum ile genişletilip, içine İİK'nun 85. Maddenin katılarak borçlunun yatırdığı teminatın nemalandırılması gerekeceği yönünde ki çoğunluk görüşüne yukarıdaki gerekçeler nedeniyle katılmıyorum.

Elektronik Tebligat Yönetmeliği

ELEKTRONİK TEBLİGAT YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, elektronik ortamda yapılacak tebligata ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciler tarafından Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) vasıtasıyla yapılacak elektronik tebligata ilişkin hususları kapsar.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, Tebligat Kanununun 7/a maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
b) Delil kaydı: Tebligatın; tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciden Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) tarafından teslim alındığına, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığına, okunduğuna ve usulen tebliğ edilmiş sayıldığına dair üretilen ve elektronik sertifika ile imzalanmış kayıtları,
c) Elektronik sertifika: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 9 uncu maddesinde nitelikleri belirtilen nitelikli elektronik sertifikayı,
ç) Elektronik tebligat: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmeliğe uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligatı,
d) Elektronik tebligat adresi: PTT tarafından, gerçek kişiler için kimlik bilgileri, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgileri esas alınmak suretiyle tek ve benzersiz şekilde oluşturulan ve UETS’ye kaydedilen tebligat adresini,
e) Elektronik tebligat mesajı: Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci tarafından güvenli elektronik imza veya elektronik sertifikayla imzalanmış, tebliğ edilecek içerik, ekli dokümanlar ve tebliğ için gerekli muhatap bilgilerinden oluşan elektronik iletiyi,
f) Güvenli elektronik imza: 5070 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde nitelikleri belirtilen güvenli elektronik imzayı,
g) İşlem kaydı: PTT tarafından elektronik tebligat hizmetinin verilmesi esnasında meydana gelen ve mevzuat gereği kaydının tutulması zorunlu olan tüm bilişim sistemi işlem kayıtlarını,
ğ) Muhatap: Elektronik tebligat alıcısı gerçek veya tüzel kişiyi,
h) PTT: Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini,
ı) Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci: Tebligat Kanunu uyarınca tebligat çıkarmaya yetkili merci, idare, kurum, kuruluş ve kişileri,
i) UETS: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmelik uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemlerini yürütmek amacıyla PTT tarafından kurulan, işletilen ve güvenliği sağlanan sistemi,
j) Zaman damgası: 5070 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde tanımlanan zaman damgasını,
ifade eder.
İlkeler
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır:
a) Teslim, bilgilendirme ve belgelendirmenin sağlanması.
b) Bilgi güvenliğinin sağlanması.
c) Kişisel verilerin korunması.
ç) Entegrasyon ve işbirliğinin sağlanması.
d) Hizmet kalitesinin sağlanması.
e) Ulusal ve uluslararası standartların sağlanması.
İKİNCİ BÖLÜM
Tebligatın Elektronik Yolla Yapılması Zorunlu Olanlar, Başvuru,
Adresin Oluşturulması ve Teslimi
Tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar
MADDE 5 – (1) Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur:
a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar.
b) 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler.
c) Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları.
ç) Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri.
d) Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar.
e) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları.
f) Kanunla kurulanlar da dâhil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri.
g) Noterler.
ğ) Baro levhasına yazılı avukatlar.
h) Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler.
ı) İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim.
(2) Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
Elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olanlar için yapılacak başvuru
MADDE 6 – (1) 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında kalanlar için başvuru, zorunluluğun başladığı tarihten itibaren bir ay içinde ilgili kurum, kuruluş veya birlik tarafından PTT’ye yapılır.
(2) Başvuruya aşağıdaki bilgi ve belgeler eklenir:
a) Kamu kurum ve kuruşları ile birlikler için Devlet Teşkilatı Merkezi Kayıt Sisteminde (DETSİS) yer alan benzersiz numara ve sistem bilgileri, DETSİS’e kayıtlı olmayanlar için tabi oldukları sistem bilgileri.
b) Merkezi Sicil Kayıt Sistemine (MERSİS) kayıtlı tüzel kişiler için MERSİS numarası ve sistem bilgileri, MERSİS’e kayıtlı olmayan tüzel kişiler için tabi oldukları sistem bilgileri.
c) Türk vatandaşı gerçek kişiler için Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası da dâhil olmak üzere kimlik bilgileri; yabancı gerçek kişiler için yabancı kimlik numarası da dâhil olmak üzere kimlik bilgileri.
(3) PTT, ikinci fıkrada belirtilenler dışında da bilgi ve belge talep edebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınmak suretiyle PTT tarafından belirlenir.
Elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olmayanlar için yapılacak başvuru
MADDE 7 – (1) 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında kalan gerçek veya tüzel kişiler, elektronik tebligat adresi almak için PTT’ye başvurabilir.
(2) PTT başvuru sahibinin kimliğini aşağıdaki bilgi ve belgelere göre tespit eder:
a) Türk vatandaşları için kimlik numarası bulunan Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı, pasaport, kanunen kimlik yerine geçen geçerli resmî belge veya güvenli elektronik imza.
b) Yabancılar için yabancı kimlik numarası, Mavi Kart numarası, pasaport veya güvenli elektronik imza.
c) Tüzel kişiler için tabi oldukları sistem bilgileri.
Elektronik tebligat adresinin oluşturulması ve teslimi
MADDE 8 – (1) PTT, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturur ve UETS’ye kaydeder.
(2) PTT, 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında kalanlar için oluşturduğu elektronik tebligat adresini, adres sahibine teslim edilmek üzere ilgili kurum, kuruluş veya birliğe gönderir. Teslim işleminin gerçekleştiği bilgisi kendisine iletildikten sonra bu adresi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına derhâl sunar.
(3) PTT, 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında kalanlar için oluşturduğu elektronik tebligat adresini ilgilisine teslim eder ve bu adresi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına derhâl sunar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Elektronik Tebligatın Yapılması
Elektronik tebligatın hazırlanması ve muhataba ulaştırılması
MADDE 9 – (1) Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak, UETS’ye teslim eder.
(2) UETS, elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştırır.
(3) Gizliliğin sağlanması amacıyla tebliğ edilecek içerik ve ekli dokümanlar, UETS tarafından şifrelenir ve bunlar ancak muhatap tarafından görülür.
(4) Gerek UETS içi ve gerekse sistemler arası entegrasyon yoluyla yapılan tebligata ait delil kayıtları, elektronik tebligat mesajının tamamının ulaştığı anda üretilir.
(5) Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz.
(6) Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Muhatabın bilgilendirilmesi
MADDE 10 – (1) Elektronik tebligat adresine elektronik tebligat mesajı ulaştığı konusunda bilgilendirilmek isteyen muhatap, elektronik posta adresini veya kısa mesaj alma özelliği olan bir telefon numarasını PTT’ye bildirir.
(2) Elektronik tebligat, muhatabın adresine ulaştığı anda PTT tarafından muhataba bilgilendirme mesajı iletilir. Bu mesaj kısa mesaj alma özelliği olan telefona ücreti mukabilinde, elektronik posta adresine ise ücretsiz olarak iletilir.
(3) Bu madde kapsamındaki bilgilendirmelerin herhangi bir nedenle yapılamamış veya geç yapılmış olması, tebligatın geçerliliğini etkilemez.
(4) Muhatabın bu madde kapsamında bilgilendirilmesine ilişkin işlem kayıtları UETS tarafından tutulur.
Muhatabın elektronik tebligat adresine erişimi
MADDE 11 – (1) Muhatap elektronik tebligat adresine, güvenli elektronik imzasını kullanarak veya e-Devlet kapısı üzerinden kimlik doğrulaması yaparak ya da PTT tarafından verilen şifre ile birlikte telefonuna kısa mesajla gelen tek kullanımlık doğrulama kodunu kullanarak erişir.
Elektronik tebligatın muhatabın adresine ulaşmasına dair delil kaydının bildirimi
MADDE 12 – (1) UETS, elektronik tebligatın muhatabın adresine ulaşıp ulaşmadığına dair delil kayıtlarını tutar ve bu kayıtları, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercie derhâl ve en geç yirmi dört saat içinde bildirir. Süresinde bildirim yapılmadığı için yeniden elektronik tebligat çıkarılması durumunda bu tebligatın masrafı PTT tarafından karşılanır.
Ana ve alt işlem yetkilisi
MADDE 13 – (1) 5 inci madde kapsamında kalan tüzel kişiler, elektronik tebligat adresiyle ilgili işlemleri yapmak üzere en az bir, en fazla on ana işlem yetkilisi belirleyerek PTT’ye bildirir.
(2) Ana işlem yetkilisinin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Alt işlem yetkililerini belirlemek, bunları UETS’ye eklemek veya çıkarmak.
b) UETS’de alt işlem yetkililerine rol tanımlamak.
c) Gerektiğinde alt işlem yetkililerinin yapacağı tüm işlemler ile diğer teknik işlemleri yürütmek.
(3) Alt işlem yetkilisi, ana işlem yetkilisince kendisine verilen yetki kapsamında verilere ulaşabilir.
İspat gücü
MADDE 14 – (1) Delil kayıtları, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılır.
İşlem ve delil kayıtlarının muhafazası
MADDE 15 – (1) İşlem ve delil kayıtları erişilebilir şekilde, güvenliği, gizliliği ve bütünlüğü sağlanarak aşağıda belirtilen süreler kadar arşivde muhafaza edilir:
a) UETS kapsamında görev yapan sistem yöneticileri ve operatörler, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciler ile muhataplar tarafından gerçekleştirilen işlem kayıtları on yıl.
b) UETS iş süreçlerinin sürekliliğini veya bilgi güvenliğini tehdit eden ya da öngörülemeyen durumlara ait işlem kayıtları on yıl.
c) Muhatabın UETS’ye erişim kayıtları on yıl.
ç) Delil kayıtları otuz yıl.
(2) İşlem ve delil kayıtlarının silinmesi en az bir defa denetimden geçmiş olması şartına bağlıdır.
(3) PTT, talep halinde elektronik tebligata ilişkin işlem ve delil kayıtlarını yetkili mercilere elektronik ortamda sunmakla yükümlüdür.
Tebligatın elektronik yolla yapılamaması
MADDE 16 – (1) Elektronik yolla tebligatın, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Tebligat Kanununda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Elektronik Tebligat Adresinin Kullanıma Kapatılması
Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatılması
MADDE 17 – (1) 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamındakiler için tebligatın elektronik yolla yapılması zorunluluğu ortadan kalktığı takdirde, ilgili kurum, kuruluş veya birlik tarafından bir ay içinde PTT’ye gerekli bildirim yapılır. Elektronik tebligat adresi, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde PTT tarafından kullanıma kapatılır.
(2) 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamındakiler için oluşturulan elektronik tebligat adresi, ilgilinin talebi üzerine talep tarihinden itibaren bir ay içinde PTT tarafından kullanıma kapatılır.
(3) Kısıtlılık, ceza infaz kurumuna girme veya askerlik hizmeti gibi hukuki ve fiili sebeplerle elektronik tebligat hizmetinden yararlanma imkânı ortadan kalkmış muhatabın elektronik tebligat adresi, ilgilisinin bildirimi üzerine PTT tarafından bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde kullanıma kapatılır.
(4) Kapatma işlemi ilgili kurum, kuruluş veya birlikler ile PTT’nin sistemi arasında sağlanacak entegrasyon çerçevesinde otomatik olarak da yapılabilir.
Kullanıma kapatma işlemleri
MADDE 18 – (1) Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatıldığı an zaman damgasıyla kayıt altına alınır. Kullanıma kapatılan elektronik tebligat adresine tebligat yapılamaz. Ancak bu adres altı ay süreyle adres sahibinin erişimine açık tutulur. Kapatma işlemi ve elektronik tebligat adresinin altı ay süreyle erişimine açık tutulacağı hususunda, varsa adres sahibinin elektronik posta adresi veya telefon numarasına bilgilendirme mesajı iletilir.
(2) PTT, adres kapatmaya ilişkin talepleri, yedi gün yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak alır.
(3) PTT, kullanıma kapatılan elektronik tebligat adresine ilişkin işlem ve delil kayıtlarını, 15 inci maddede öngörülen süreler boyunca güvenliğini, gizliliğini ve bütünlüğünü sağlayarak muhafaza eder.
Kapatma ve kullandırma yasağı
MADDE 19 – (1) Elektronik tebligat adresi, kapatmaya ilişkin başvurunun yapıldığı tarihten öncesine etkili olacak şekilde kullanıma kapatılamaz.
(2) Kullanıma kapatılan elektronik tebligat adresi, farklı bir kullanıcıya tahsis edilemez.
BEŞİNCİ BÖLÜM
PTT ve Adres Sahibinin Yükümlülükleri
PTT’nin yükümlülükleri
MADDE 20 – (1) PTT’nin elektronik tebligat işlemlerinin yürütülmesindeki yükümlülükleri şunlardır:
a) UETS’yi kurmak, işletmek, sistemin güvenliğini ve sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri almak.
b) Elektronik tebligata ilişkin Tebligat Kanunu hükümlerine ve bu Yönetmeliğe uygun olarak tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci tarafından iletilen elektronik tebligatı, UETS vasıtasıyla muhataba ulaştırmak.
c) Elektronik tebligat mesajını, bu Yönetmelikte belirlenen çerçevede erişime hazır halde bulundurmak.
ç) Elektronik tebligatın, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciden UETS tarafından teslim alındığına, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığına, okunduğuna ve usulen tebliğ edilmiş sayıldığına dair delil kayıtlarını ayrı ayrı oluşturup her bir kaydı oluşturulduğu andan itibaren derhâl ve en geç yirmi dört saat içinde, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercie iletmek.
d) Muhataba, bu Yönetmelikte belirlenen çerçevede bilgilendirme mesajı iletmek.
e) Elektronik tebligat adresine sistemler arası elektronik entegrasyon yoluyla veya mobil ortam üzerinden güvenli bir şekilde erişilebilmesini sağlamak.
f) Elektronik tebligata ilişkin ana ve yedek sistemleri, Türkiye Cumhuriyeti mülki sınırları içerisinde bulundurmak.
g) Elektronik tebligat sistemindeki imzalama süreçlerinde elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları tarafından PTT için oluşturulan elektronik sertifikayı kullanmak.
ğ) Delil kayıtlarının gerçek zamanlı olarak doğrulanması hizmetini sunmak.
h) Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci tarafından elektronik tebligat ücretinin eksiksiz olarak ilgili hesaba yatırıldığını aynı gün UETS'ye işlemek.
ı) İşlem ve delil kayıtlarının güvenliğini, gizliliğini ve bütünlüğünü sağlamak ve bunları belirlenen süreler kadar muhafaza etmek.
i) Kanunlarda yer alan istisnalar saklı kalmak kaydıyla elektronik tebligat mesajının muhatap haricindeki kişilerce görülmemesi için gerekli tedbirleri almak.
j) Elektronik tebligat sistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, elektronik tebligat hizmetini etkileşimli ve kullanıcı dostu bir ortamda kullanıcıya sunmak.
(2) PTT, UETS’ye teslim edilen elektronik tebligat mesajını, muhatabın rızası olsa dahi, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciin amacı dışında herhangi bir maksatla kullanamaz ve üçüncü kişilerle paylaşamaz.
(3) PTT, elektronik tebligata ilişkin verilerin güvenli bir şekilde muhafazasından münhasıran sorumlu olup, mevzuat gereğince muhafazasına ihtiyaç kalmayan verileri imha eder.
(4) PTT, elektronik tebligatı muhatabın erişimine hazır tutar. PTT tarafından muhatap için tanımlanan muhafaza kapasitesinin dolması halinde veriler, usulen tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten başlamak üzere en az altı ay boyunca muhatabın erişimine açık tutulmak kaydıyla eski tarihliden başlanarak silinebilir.
(5) PTT, engelli kişilerin elektronik tebligat işlemlerinden yararlanabilmeleri için mümkün olan çalışmaları yapar.
Adres sahibinin yükümlülükleri
MADDE 21 – (1) Adres sahibinin yükümlülükleri şunlardır:
a) Elektronik tebligat adres başvurusu için gerekli olan bilgi ve belgeleri doğru ve eksiksiz olarak ilgili birime teslim etmek.
b) Elektronik tebligat adresi başvurusu sırasında teslim etmiş olduğu bilgi ve belgelerde olan değişiklikleri PTT'ye derhâl bildirmek.
c) Kimlik doğrulama amacıyla kendisine verilen bilgileri korumak, üçüncü kişilerle paylaşmamak ve başkasına kullandırmamak.
Bilgi, belge gönderme usulü ve zorunluluğu
MADDE 22 – (1) PTT, elektronik tebligat sisteminin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli bilgi ve belgeleri, ilgili kamu veya özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilerden ister. İlgililer, talep edilen bilgi ve belgeleri en geç bir ay içinde PTT’ye göndermek zorundadır.
ALTINCI BÖLÜM
Sistemin Güvenliği, Adres Rehberi ve Teknik Kriterler
Sistemin güvenliği
MADDE 23 – (1) PTT, UETS’nin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bunun için güvenli sistem ve cihazlar kullanır; bu sistem ve cihazlar ile bunların bulunduğu bina veya alanın korunmasını sağlar.
(2) PTT, bilgi güvenliği, veri tabanı yönetimi, bilgisayar ağları ve veri koruması gibi teknik alanlarda yeteri kadar uzman personel istihdam eder veya ettirir. Bu personel, konusunda yeterli meslekî deneyime sahip ya da ilgili alanlarda eğitim almış olmak zorundadır.
(3) PTT, UETS organizasyon şemasında, istihdam ettiği veya ettirdiği tüm personelin görev tanımını ve dağılımını gösterir.
Adres rehberi
MADDE 24 – (1) PTT, elektronik tebligat adreslerine ilişkin bilgileri içerir güncel bir adres rehberi oluşturur ve bu rehberi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına sunar.
(2) Elektronik tebligat adres rehberine ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın uygun görüşü alınmak suretiyle PTT tarafından belirlenir.
Teknik kriterler
MADDE 25 – (1) Elektronik tebligat sisteminin etkin, verimli ve güvenli bir şekilde yürütülmesi için PTT’nin kullanacağı sistemler ve cihazlar hakkındaki teknik kriterlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
PTT’nin diğer hizmetleri
MADDE 26 – (1) PTT, UETS’nin yürütülmesi için zorunlu olan hizmetler yanında bu alanla ilgili güvenilir taraf hizmetleri de sunabilir.
Denetim
MADDE 27 – (1) Bakanlık, PTT’nin elektronik tebligat hizmetini mevzuata uygun olarak verip vermediğini resen veya şikâyet üzerine her zaman denetleyebilir.
Faaliyet raporu
MADDE 28 – (1) PTT, her yıl Ocak ayının sonuna kadar bir önceki yıla ilişkin faaliyet raporunu Bakanlığa verir. Rapor aşağıdaki unsurları içerir:
a) Oluşturulan elektronik tebligat adreslerinin türü ve sayısı.
b) Kullanıma kapatılan elektronik tebligat adreslerinin sayısı ve kullanıma kapatma nedenleri.
c) Bakanlık tarafından istenecek diğer hususlar.
(2) Faaliyet raporunda yer alması istenen diğer hususlar her yıl en geç Aralık ayı içinde Bakanlık tarafından PTT’ye yazılı olarak bildirilir.
Ücretlendirme
MADDE 29 – (1) PTT, elektronik tebligat hizmeti karşılığında alacağı bedele ilişkin ücret tarifesini Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde belirleyerek resmî internet sayfasında yayımlar.
Hüküm bulunmayan haller
MADDE 30 – (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 25/1/2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 31 – (1) 19/1/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçiş hükmü
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 19/1/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 9 ve 14 üncü maddelerinde düzenlenen saklama yükümlülüğü, bu maddelerde belirtilen süreler doluncaya kadar devam eder.
Yürürlük
MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
            MADDE 33 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.
  • Cevap Yok
  • 03-01-2020, Saat: 23:23
  • DuraN
ELEKTRONİK TEBLİGAT YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, elektronik ortamda yapılacak tebligata ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciler tarafından Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) vasıtasıyla yapılacak elektronik tebligata ilişkin hususları kapsar.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, Tebligat Kanununun 7/a maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
b) Delil kaydı: Tebligatın; tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciden Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) tarafından teslim alındığına, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığına, okunduğuna ve usulen tebliğ edilmiş sayıldığına dair üretilen ve elektronik sertifika ile imzalanmış kayıtları,
c) Elektronik sertifika: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 9 uncu maddesinde nitelikleri belirtilen nitelikli elektronik sertifikayı,
ç) Elektronik tebligat: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmeliğe uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligatı,
d) Elektronik tebligat adresi: PTT tarafından, gerçek kişiler için kimlik bilgileri, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgileri esas alınmak suretiyle tek ve benzersiz şekilde oluşturulan ve UETS’ye kaydedilen tebligat adresini,
e) Elektronik tebligat mesajı: Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci tarafından güvenli elektronik imza veya elektronik sertifikayla imzalanmış, tebliğ edilecek içerik, ekli dokümanlar ve tebliğ için gerekli muhatap bilgilerinden oluşan elektronik iletiyi,
f) Güvenli elektronik imza: 5070 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde nitelikleri belirtilen güvenli elektronik imzayı,
g) İşlem kaydı: PTT tarafından elektronik tebligat hizmetinin verilmesi esnasında meydana gelen ve mevzuat gereği kaydının tutulması zorunlu olan tüm bilişim sistemi işlem kayıtlarını,
ğ) Muhatap: Elektronik tebligat alıcısı gerçek veya tüzel kişiyi,
h) PTT: Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini,
ı) Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci: Tebligat Kanunu uyarınca tebligat çıkarmaya yetkili merci, idare, kurum, kuruluş ve kişileri,
i) UETS: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmelik uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemlerini yürütmek amacıyla PTT tarafından kurulan, işletilen ve güvenliği sağlanan sistemi,
j) Zaman damgası: 5070 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde tanımlanan zaman damgasını,
ifade eder.
İlkeler
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır:
a) Teslim, bilgilendirme ve belgelendirmenin sağlanması.
b) Bilgi güvenliğinin sağlanması.
c) Kişisel verilerin korunması.
ç) Entegrasyon ve işbirliğinin sağlanması.
d) Hizmet kalitesinin sağlanması.
e) Ulusal ve uluslararası standartların sağlanması.
İKİNCİ BÖLÜM
Tebligatın Elektronik Yolla Yapılması Zorunlu Olanlar, Başvuru,
Adresin Oluşturulması ve Teslimi
Tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar
MADDE 5 – (1) Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur:
a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar.
b) 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler.
c) Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları.
ç) Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri.
d) Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar.
e) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları.
f) Kanunla kurulanlar da dâhil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri.
g) Noterler.
ğ) Baro levhasına yazılı avukatlar.
h) Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler.
ı) İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim.
(2) Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
Elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olanlar için yapılacak başvuru
MADDE 6 – (1) 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında kalanlar için başvuru, zorunluluğun başladığı tarihten itibaren bir ay içinde ilgili kurum, kuruluş veya birlik tarafından PTT’ye yapılır.
(2) Başvuruya aşağıdaki bilgi ve belgeler eklenir:
a) Kamu kurum ve kuruşları ile birlikler için Devlet Teşkilatı Merkezi Kayıt Sisteminde (DETSİS) yer alan benzersiz numara ve sistem bilgileri, DETSİS’e kayıtlı olmayanlar için tabi oldukları sistem bilgileri.
b) Merkezi Sicil Kayıt Sistemine (MERSİS) kayıtlı tüzel kişiler için MERSİS numarası ve sistem bilgileri, MERSİS’e kayıtlı olmayan tüzel kişiler için tabi oldukları sistem bilgileri.
c) Türk vatandaşı gerçek kişiler için Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası da dâhil olmak üzere kimlik bilgileri; yabancı gerçek kişiler için yabancı kimlik numarası da dâhil olmak üzere kimlik bilgileri.
(3) PTT, ikinci fıkrada belirtilenler dışında da bilgi ve belge talep edebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınmak suretiyle PTT tarafından belirlenir.
Elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olmayanlar için yapılacak başvuru
MADDE 7 – (1) 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında kalan gerçek veya tüzel kişiler, elektronik tebligat adresi almak için PTT’ye başvurabilir.
(2) PTT başvuru sahibinin kimliğini aşağıdaki bilgi ve belgelere göre tespit eder:
a) Türk vatandaşları için kimlik numarası bulunan Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı, pasaport, kanunen kimlik yerine geçen geçerli resmî belge veya güvenli elektronik imza.
b) Yabancılar için yabancı kimlik numarası, Mavi Kart numarası, pasaport veya güvenli elektronik imza.
c) Tüzel kişiler için tabi oldukları sistem bilgileri.
Elektronik tebligat adresinin oluşturulması ve teslimi
MADDE 8 – (1) PTT, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturur ve UETS’ye kaydeder.
(2) PTT, 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında kalanlar için oluşturduğu elektronik tebligat adresini, adres sahibine teslim edilmek üzere ilgili kurum, kuruluş veya birliğe gönderir. Teslim işleminin gerçekleştiği bilgisi kendisine iletildikten sonra bu adresi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına derhâl sunar.
(3) PTT, 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında kalanlar için oluşturduğu elektronik tebligat adresini ilgilisine teslim eder ve bu adresi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına derhâl sunar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Elektronik Tebligatın Yapılması
Elektronik tebligatın hazırlanması ve muhataba ulaştırılması
MADDE 9 – (1) Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak, UETS’ye teslim eder.
(2) UETS, elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştırır.
(3) Gizliliğin sağlanması amacıyla tebliğ edilecek içerik ve ekli dokümanlar, UETS tarafından şifrelenir ve bunlar ancak muhatap tarafından görülür.
(4) Gerek UETS içi ve gerekse sistemler arası entegrasyon yoluyla yapılan tebligata ait delil kayıtları, elektronik tebligat mesajının tamamının ulaştığı anda üretilir.
(5) Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz.
(6) Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Muhatabın bilgilendirilmesi
MADDE 10 – (1) Elektronik tebligat adresine elektronik tebligat mesajı ulaştığı konusunda bilgilendirilmek isteyen muhatap, elektronik posta adresini veya kısa mesaj alma özelliği olan bir telefon numarasını PTT’ye bildirir.
(2) Elektronik tebligat, muhatabın adresine ulaştığı anda PTT tarafından muhataba bilgilendirme mesajı iletilir. Bu mesaj kısa mesaj alma özelliği olan telefona ücreti mukabilinde, elektronik posta adresine ise ücretsiz olarak iletilir.
(3) Bu madde kapsamındaki bilgilendirmelerin herhangi bir nedenle yapılamamış veya geç yapılmış olması, tebligatın geçerliliğini etkilemez.
(4) Muhatabın bu madde kapsamında bilgilendirilmesine ilişkin işlem kayıtları UETS tarafından tutulur.
Muhatabın elektronik tebligat adresine erişimi
MADDE 11 – (1) Muhatap elektronik tebligat adresine, güvenli elektronik imzasını kullanarak veya e-Devlet kapısı üzerinden kimlik doğrulaması yaparak ya da PTT tarafından verilen şifre ile birlikte telefonuna kısa mesajla gelen tek kullanımlık doğrulama kodunu kullanarak erişir.
Elektronik tebligatın muhatabın adresine ulaşmasına dair delil kaydının bildirimi
MADDE 12 – (1) UETS, elektronik tebligatın muhatabın adresine ulaşıp ulaşmadığına dair delil kayıtlarını tutar ve bu kayıtları, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercie derhâl ve en geç yirmi dört saat içinde bildirir. Süresinde bildirim yapılmadığı için yeniden elektronik tebligat çıkarılması durumunda bu tebligatın masrafı PTT tarafından karşılanır.
Ana ve alt işlem yetkilisi
MADDE 13 – (1) 5 inci madde kapsamında kalan tüzel kişiler, elektronik tebligat adresiyle ilgili işlemleri yapmak üzere en az bir, en fazla on ana işlem yetkilisi belirleyerek PTT’ye bildirir.
(2) Ana işlem yetkilisinin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Alt işlem yetkililerini belirlemek, bunları UETS’ye eklemek veya çıkarmak.
b) UETS’de alt işlem yetkililerine rol tanımlamak.
c) Gerektiğinde alt işlem yetkililerinin yapacağı tüm işlemler ile diğer teknik işlemleri yürütmek.
(3) Alt işlem yetkilisi, ana işlem yetkilisince kendisine verilen yetki kapsamında verilere ulaşabilir.
İspat gücü
MADDE 14 – (1) Delil kayıtları, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılır.
İşlem ve delil kayıtlarının muhafazası
MADDE 15 – (1) İşlem ve delil kayıtları erişilebilir şekilde, güvenliği, gizliliği ve bütünlüğü sağlanarak aşağıda belirtilen süreler kadar arşivde muhafaza edilir:
a) UETS kapsamında görev yapan sistem yöneticileri ve operatörler, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciler ile muhataplar tarafından gerçekleştirilen işlem kayıtları on yıl.
b) UETS iş süreçlerinin sürekliliğini veya bilgi güvenliğini tehdit eden ya da öngörülemeyen durumlara ait işlem kayıtları on yıl.
c) Muhatabın UETS’ye erişim kayıtları on yıl.
ç) Delil kayıtları otuz yıl.
(2) İşlem ve delil kayıtlarının silinmesi en az bir defa denetimden geçmiş olması şartına bağlıdır.
(3) PTT, talep halinde elektronik tebligata ilişkin işlem ve delil kayıtlarını yetkili mercilere elektronik ortamda sunmakla yükümlüdür.
Tebligatın elektronik yolla yapılamaması
MADDE 16 – (1) Elektronik yolla tebligatın, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Tebligat Kanununda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Elektronik Tebligat Adresinin Kullanıma Kapatılması
Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatılması
MADDE 17 – (1) 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamındakiler için tebligatın elektronik yolla yapılması zorunluluğu ortadan kalktığı takdirde, ilgili kurum, kuruluş veya birlik tarafından bir ay içinde PTT’ye gerekli bildirim yapılır. Elektronik tebligat adresi, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde PTT tarafından kullanıma kapatılır.
(2) 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamındakiler için oluşturulan elektronik tebligat adresi, ilgilinin talebi üzerine talep tarihinden itibaren bir ay içinde PTT tarafından kullanıma kapatılır.
(3) Kısıtlılık, ceza infaz kurumuna girme veya askerlik hizmeti gibi hukuki ve fiili sebeplerle elektronik tebligat hizmetinden yararlanma imkânı ortadan kalkmış muhatabın elektronik tebligat adresi, ilgilisinin bildirimi üzerine PTT tarafından bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde kullanıma kapatılır.
(4) Kapatma işlemi ilgili kurum, kuruluş veya birlikler ile PTT’nin sistemi arasında sağlanacak entegrasyon çerçevesinde otomatik olarak da yapılabilir.
Kullanıma kapatma işlemleri
MADDE 18 – (1) Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatıldığı an zaman damgasıyla kayıt altına alınır. Kullanıma kapatılan elektronik tebligat adresine tebligat yapılamaz. Ancak bu adres altı ay süreyle adres sahibinin erişimine açık tutulur. Kapatma işlemi ve elektronik tebligat adresinin altı ay süreyle erişimine açık tutulacağı hususunda, varsa adres sahibinin elektronik posta adresi veya telefon numarasına bilgilendirme mesajı iletilir.
(2) PTT, adres kapatmaya ilişkin talepleri, yedi gün yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak alır.
(3) PTT, kullanıma kapatılan elektronik tebligat adresine ilişkin işlem ve delil kayıtlarını, 15 inci maddede öngörülen süreler boyunca güvenliğini, gizliliğini ve bütünlüğünü sağlayarak muhafaza eder.
Kapatma ve kullandırma yasağı
MADDE 19 – (1) Elektronik tebligat adresi, kapatmaya ilişkin başvurunun yapıldığı tarihten öncesine etkili olacak şekilde kullanıma kapatılamaz.
(2) Kullanıma kapatılan elektronik tebligat adresi, farklı bir kullanıcıya tahsis edilemez.
BEŞİNCİ BÖLÜM
PTT ve Adres Sahibinin Yükümlülükleri
PTT’nin yükümlülükleri
MADDE 20 – (1) PTT’nin elektronik tebligat işlemlerinin yürütülmesindeki yükümlülükleri şunlardır:
a) UETS’yi kurmak, işletmek, sistemin güvenliğini ve sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri almak.
b) Elektronik tebligata ilişkin Tebligat Kanunu hükümlerine ve bu Yönetmeliğe uygun olarak tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci tarafından iletilen elektronik tebligatı, UETS vasıtasıyla muhataba ulaştırmak.
c) Elektronik tebligat mesajını, bu Yönetmelikte belirlenen çerçevede erişime hazır halde bulundurmak.
ç) Elektronik tebligatın, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciden UETS tarafından teslim alındığına, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığına, okunduğuna ve usulen tebliğ edilmiş sayıldığına dair delil kayıtlarını ayrı ayrı oluşturup her bir kaydı oluşturulduğu andan itibaren derhâl ve en geç yirmi dört saat içinde, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercie iletmek.
d) Muhataba, bu Yönetmelikte belirlenen çerçevede bilgilendirme mesajı iletmek.
e) Elektronik tebligat adresine sistemler arası elektronik entegrasyon yoluyla veya mobil ortam üzerinden güvenli bir şekilde erişilebilmesini sağlamak.
f) Elektronik tebligata ilişkin ana ve yedek sistemleri, Türkiye Cumhuriyeti mülki sınırları içerisinde bulundurmak.
g) Elektronik tebligat sistemindeki imzalama süreçlerinde elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları tarafından PTT için oluşturulan elektronik sertifikayı kullanmak.
ğ) Delil kayıtlarının gerçek zamanlı olarak doğrulanması hizmetini sunmak.
h) Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci tarafından elektronik tebligat ücretinin eksiksiz olarak ilgili hesaba yatırıldığını aynı gün UETS'ye işlemek.
ı) İşlem ve delil kayıtlarının güvenliğini, gizliliğini ve bütünlüğünü sağlamak ve bunları belirlenen süreler kadar muhafaza etmek.
i) Kanunlarda yer alan istisnalar saklı kalmak kaydıyla elektronik tebligat mesajının muhatap haricindeki kişilerce görülmemesi için gerekli tedbirleri almak.
j) Elektronik tebligat sistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, elektronik tebligat hizmetini etkileşimli ve kullanıcı dostu bir ortamda kullanıcıya sunmak.
(2) PTT, UETS’ye teslim edilen elektronik tebligat mesajını, muhatabın rızası olsa dahi, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciin amacı dışında herhangi bir maksatla kullanamaz ve üçüncü kişilerle paylaşamaz.
(3) PTT, elektronik tebligata ilişkin verilerin güvenli bir şekilde muhafazasından münhasıran sorumlu olup, mevzuat gereğince muhafazasına ihtiyaç kalmayan verileri imha eder.
(4) PTT, elektronik tebligatı muhatabın erişimine hazır tutar. PTT tarafından muhatap için tanımlanan muhafaza kapasitesinin dolması halinde veriler, usulen tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten başlamak üzere en az altı ay boyunca muhatabın erişimine açık tutulmak kaydıyla eski tarihliden başlanarak silinebilir.
(5) PTT, engelli kişilerin elektronik tebligat işlemlerinden yararlanabilmeleri için mümkün olan çalışmaları yapar.
Adres sahibinin yükümlülükleri
MADDE 21 – (1) Adres sahibinin yükümlülükleri şunlardır:
a) Elektronik tebligat adres başvurusu için gerekli olan bilgi ve belgeleri doğru ve eksiksiz olarak ilgili birime teslim etmek.
b) Elektronik tebligat adresi başvurusu sırasında teslim etmiş olduğu bilgi ve belgelerde olan değişiklikleri PTT'ye derhâl bildirmek.
c) Kimlik doğrulama amacıyla kendisine verilen bilgileri korumak, üçüncü kişilerle paylaşmamak ve başkasına kullandırmamak.
Bilgi, belge gönderme usulü ve zorunluluğu
MADDE 22 – (1) PTT, elektronik tebligat sisteminin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli bilgi ve belgeleri, ilgili kamu veya özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilerden ister. İlgililer, talep edilen bilgi ve belgeleri en geç bir ay içinde PTT’ye göndermek zorundadır.
ALTINCI BÖLÜM
Sistemin Güvenliği, Adres Rehberi ve Teknik Kriterler
Sistemin güvenliği
MADDE 23 – (1) PTT, UETS’nin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bunun için güvenli sistem ve cihazlar kullanır; bu sistem ve cihazlar ile bunların bulunduğu bina veya alanın korunmasını sağlar.
(2) PTT, bilgi güvenliği, veri tabanı yönetimi, bilgisayar ağları ve veri koruması gibi teknik alanlarda yeteri kadar uzman personel istihdam eder veya ettirir. Bu personel, konusunda yeterli meslekî deneyime sahip ya da ilgili alanlarda eğitim almış olmak zorundadır.
(3) PTT, UETS organizasyon şemasında, istihdam ettiği veya ettirdiği tüm personelin görev tanımını ve dağılımını gösterir.
Adres rehberi
MADDE 24 – (1) PTT, elektronik tebligat adreslerine ilişkin bilgileri içerir güncel bir adres rehberi oluşturur ve bu rehberi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına sunar.
(2) Elektronik tebligat adres rehberine ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın uygun görüşü alınmak suretiyle PTT tarafından belirlenir.
Teknik kriterler
MADDE 25 – (1) Elektronik tebligat sisteminin etkin, verimli ve güvenli bir şekilde yürütülmesi için PTT’nin kullanacağı sistemler ve cihazlar hakkındaki teknik kriterlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
PTT’nin diğer hizmetleri
MADDE 26 – (1) PTT, UETS’nin yürütülmesi için zorunlu olan hizmetler yanında bu alanla ilgili güvenilir taraf hizmetleri de sunabilir.
Denetim
MADDE 27 – (1) Bakanlık, PTT’nin elektronik tebligat hizmetini mevzuata uygun olarak verip vermediğini resen veya şikâyet üzerine her zaman denetleyebilir.
Faaliyet raporu
MADDE 28 – (1) PTT, her yıl Ocak ayının sonuna kadar bir önceki yıla ilişkin faaliyet raporunu Bakanlığa verir. Rapor aşağıdaki unsurları içerir:
a) Oluşturulan elektronik tebligat adreslerinin türü ve sayısı.
b) Kullanıma kapatılan elektronik tebligat adreslerinin sayısı ve kullanıma kapatma nedenleri.
c) Bakanlık tarafından istenecek diğer hususlar.
(2) Faaliyet raporunda yer alması istenen diğer hususlar her yıl en geç Aralık ayı içinde Bakanlık tarafından PTT’ye yazılı olarak bildirilir.
Ücretlendirme
MADDE 29 – (1) PTT, elektronik tebligat hizmeti karşılığında alacağı bedele ilişkin ücret tarifesini Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde belirleyerek resmî internet sayfasında yayımlar.
Hüküm bulunmayan haller
MADDE 30 – (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 25/1/2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 31 – (1) 19/1/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçiş hükmü
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 19/1/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 9 ve 14 üncü maddelerinde düzenlenen saklama yükümlülüğü, bu maddelerde belirtilen süreler doluncaya kadar devam eder.
Yürürlük
MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
            MADDE 33 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

TEBLİGAT KANUNUNUN UYGULANMASINA DAİR YÖNETMELİK

TEBLİGAT KANUNUNUN UYGULANMASINA DAİR YÖNETMELİK
 
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Dayanak
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; yargı mercileri, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak tüm tebligat işlemlerine ilişkin usul ve esasları kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, Tebligat Kanununun 60 ıncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
 
İKİNCİ BÖLÜM
Tebligatın Yapılması
Tebligatın yapılması
MADDE 4 – (1) 2 nci maddede belirtilen merciler tarafından yapılacak tüm tebliğler, bu Yönetmelik hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) veya memur vasıtasıyla yapılır.
Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması
MADDE 5 – (1) Tebligatın;
a) Kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde,
b) Gecikmesi halinde zarar doğabilecek işlerde,
c) 2 nci maddede belirtilen ve aynı yerde bulunan merciler arasında ya da bu mercilerde bulunan kişilere,
yapılması durumunda, tebliğler kendi memurları veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vasıtasıyla yaptırılır.
(2) Memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebep tebligat evrakında gösterilir.
(3) Kolluk vasıtasıyla tebligat yaptırılabilmesi için, tebliği çıkaran merciin, sebebini de belirtmek suretiyle mahalli mülki idare amirine müracaat etmesi gerekir. Mahalli mülki idare amirinin emri olmadan kolluğa gönderilen tebliğ evrakı gönderen mercie iade edilir.
(4) Zor kullanılmasını gerektiren veya soruşturma evresine ilişkin görevlerin kolluk tarafından yapılacağına dair olan hükümlerle bu Yönetmeliğin Yedinci Bölümünde yer alan özel hükümler saklıdır.
Ücret tarifesi
MADDE 6 – (1) Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, bu Yönetmeliğe göre yapacağı işlerden dolayı alacağı ücretleri ayrı bir tarifeyle tespit eder.
Memur vasıtasıyla tebliğde zorunlu masraflar
MADDE 7 – (1) Bu Yönetmelik gereğince memur vasıtasıyla yaptırılacak tebliğlerde, tebliğ yapana verilecek zorunlu masrafların miktarı, tebliğ yapılacak şahsın bulunduğu yerin uzaklığına göre, her mali yılbaşında, il idare kurullarınca, merkez ilçe ve bağlı ilçeler için ayrı ayrı tespit olunur.
(2) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 49 uncu maddesine göre tazminat alan memurlara, yaptıkları tebliğler için ödeme yapılmaz.
Ücret ve masrafların peşin ödenmesi
MADDE 8 – (1) Tebligatın yapılmasını isteyen, aksine bir hüküm bulunmadıkça 6 ncı madde gereğince hazırlanan tarifede belirtilen ücreti veya 7 nci madde gereğince verilecek zorunlu masrafları peşin olarak öder. Tebligat masrafları kesin olarak belirlenemez ise avans olarak alınır ve daha sonra mahsubu yapılarak bakiyesi iade edilir.
(2) Tebliği çıkaracak merci tarafından belirlenen süre içinde gerekli masrafın verilmemesi halinde talepten vazgeçilmiş sayılır. Haklı sebeplerden dolayı bu süreye uyulmaması halinde yeni bir süre verilir.
(3) Adli yardımdan faydalananların, birinci fıkra gereğince vermeleri gereken ücret veya masraflar, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere ilgili mercilerce ödenir.
(4) Yabancı elçilik ve konsolosluklardan gönderilen evraka ait ücret veya masrafın bu elçilik veya konsolosluklardan talep edilebilmesi, anlaşma hükümlerine ve mütekabiliyet esaslarına tabidir.
(5) Yabancı ülkelerde yapılacak tebligat ücretleri, 39 uncu madde gereğince yayımlanacak tebliğ esaslarına göre tebliği çıkaran merci tarafından alınır.
Tebliğ evrakının kaybı halinde masraflar
MADDE 9 – (1) PTT İşletmesine tevdi edilen tebliğ evrakının, mücbir haller dışında kaybedilmesi halinde masraflar, 2/3/1950 tarihli ve 5584 sayılı Posta Kanununun taahhütlü maddeler hakkındaki hükümleri gereğince karşılanır. Masraf miktarı, tebliğ evrakının tanzim ve tebliği için gerekli masraf miktarından fazla olamaz.
(2) Tebliğ evrakı, postaya değerli olarak verilirse, kaybı halinde tazminat, Posta Kanununun değerli maddeler hakkındaki hükümleri gereğince ödenir.
(3) Tebliğ evrakının telgraf servisinde kayıp veya gecikmeye uğraması halinde birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Uçak, telgraf ve diğer seri veya özel vasıtalarla tebligat
MADDE 10 – (1) Tebligat, uçakla veya postada kullanılan diğer seri ve özel vasıtalarla veya muhtelif işaretli telgraflarla da yaptırılabilir.
(2) Tebliğin bu vasıtalardan hangisiyle yapılacağı ilgilinin talebi üzerine veya resen, mahkeme başkanı, hâkim veya tebliği yaptıracak diğer merciler tarafından kararlaştırılır. Talepte bulunan müracaatını yazılı olarak yapmamışsa, talep, ilgili evrak üzerine yazılarak kendisine imzalattırılır.
(3) İlgilinin talebi veya resen görülen lüzum üzerine birinci fıkrada yazılı vasıtalardan biriyle tebligat yapılabilmesi için, tebligatı çıkaran merci tarafından sebebinin evrak üzerinde gösterilmesi gerekir.
Uçak, telgraf ve diğer seri veya özel vasıtalarla tebligat ücretleri
MADDE 11 – (1) Tebligatın, resen veya talep üzerine uçak, telgraf ve diğer seri veya özel vasıtalarla yapılması halinde bunlara ait ücretler, 6 ncı madde gereğince hazırlanan ücret tarifesine göre tebliği isteyenden, tebliğ ücretine ilaveten alınır.
Elektronik tebligat
MADDE 12 – (1) Tebligatlar, elektronik yolla yapılabilir, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Yönetmelikte belirtilen usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligata ilişkin usul ve esaslar buna ilişkin yönetmelikle düzenlenir.
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Tebligat Esasları
Tebliğ evrakının nüshaları ve makbuz verilmesi
MADDE 13 – (1) Tebliğ olunacak her nevi evrak, biri dosyasına konulmak ve diğeri tebliğ edilecek kişilere verilmek üzere yeterli sayıdaki nüshadan oluşur. Bu nüshalarda, iş sahibi veya vekilinin imzası bulunur. Resen yapılan tebligata ait evrak, tebliği çıkaran merciin yetkili memuru tarafından imzalanır.
(2) Tebliğ olunmak üzere yetkili mercilere verilecek evrakın her nüshasına bu mercilerce, verildiği tarih yazılır ve istenirse makbuz verilir.
(3) Her nevi evrakın tebliğine ve davetiyelere ait tebliğ mazbataları dosyasına konulur.
Davetiyelerin tanzimi
MADDE 14 – (1) Tebligat Kanununun 9 uncu maddesinde yazılı kayıtları içermek üzere tanzim olunacak davetiyeler, ek-1’de yer alan (1) numaralı örnekte gösterildiği şekilde hazırlanır.
Müddet tayini
MADDE 15 – (1) 10 uncu maddede sayılan vasıtalarla yapılan tebligatlar dışındaki her çeşit tebliğ evrakı ve davetiyelerin, ilgililere ulaşması ve ilgililerin tebliğin veya davetiyenin gereklerini yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında, evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsim koşulları, ulaşım araçlarının durumu gibi hususlar dikkate alınır.
Bilinen adreste tebligat
MADDE 16 – (1) Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır.
(2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.
Adresten başka yerde tebligat
MADDE 17 – (1) Bir şahsa, adresinden başka bir yerde tebligat yapılabilmesi, o şahsın kabulü halinde mümkündür.
(2) Tebliğ yapılacak şahsın, tebliği çıkaran mercie, PTT merkezine veya tebliğ memuruna müracaat etmesi durumunda da tebliğ yapılır.
Vekile tebligat
MADDE 18 – (1) Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekile bürosunda yapılacak tebligat, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır.
(2) Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmesine ilişkin hükümleri saklıdır.
Kanuni temsilciye tebligat
MADDE 19 – (1) Kanuni temsilcisi bulunanlara yapılacak tebligat temsilciye yapılır.
(2) Kanuni temsilcisi bulunanlara kanun hükümleri gereğince bizzat kendilerine tebligat yapılması icap ederse temsilciye tebligat yapılmaz.
(3) Kanuni temsilcisi olmayıp da bulunması gerekenlere usulüne göre kanuni temsilci tayini yoluna gidilir.
Tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat
MADDE 20 – (1) Tüzel kişilere tebliğ yetkili temsilcilerine, bunlar birden çok ise yalnız birine yapılır.
(2) Bakanlıkların ve bunların teşkilatının, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idarelerinin, belediyelerin, köylerin ve özel kanunlarına dayanılarak kurulmuş bulunan teşekküllerle, şirketlerin, derneklerin ve vakıfların yetkili temsilcileri, bağlı bulundukları kanunlara ve statülerine göre tayin edilir.
(3) Gerçek ve tüzel kişilere ait ticari işletmelerin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ticari işletmenin o işlemde yetkili ticari temsilcisine yapılan tebliğ geçerlidir.
Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat
MADDE 21 – (1) Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
(2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir.
(3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
Er ve erbaşlara tebligat
MADDE 22 – (1) Er ve erbaşlara yapılacak tebliğ, kıta komutanı ve kurum amiri gibi en yakın üste yapılır.
(2) Nöbetçi amiri veya subayı, tebliğ memurunun en yakın üste tebliğ yapmasını temin eder.
Diğer askeri şahıslara tebligat
MADDE 23 – (1) 22 nci maddenin kapsamı dışında kalan askeri şahıslara, birlik veya kurumda tebligat yapılması gerektiğinde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Muhatap bu kişiler tarafından derhal bulundurulamaz veya tebellüğden kaçınırsa ya da diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ o nöbetçi amiri veya subayına yapılır.
Seferde askeri şahıslara tebligat
MADDE 24 – (1) Sefer halinde olan birlik veya kuruma mensup askeri şahıslara tebligat, bağlı bulundukları Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları aracılığıyla yapılır.
(2) Tebligatı, kıta komutanı, kurum amiri gibi en yakın üst yapar.
Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat
MADDE 25 – (1) Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.
Meslek ve sanat erbabına tebligat
MADDE 26 – (1) Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir.
(2) Muhatabın işyerinde bulunmaması halinde tebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
(3) Muhatap, meslek veya sanatını konutunda icra ediyorsa, kendisi bulunmadığı takdirde memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bunlardan hiç birinin bulunmaması durumunda tebliğ, aynı konutta sürekli olarak oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.
Otel, hastane, fabrika ve okul gibi yerlerde tebligat
MADDE 27 – (1) Tebliğ yapılacak kişi; otel, pansiyon, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, okul, öğrenci yurdu, resmi veya özel daire veya kurum gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa tebliğin yapılmasını, o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder.
(2) Muhatap bu kişiler tarafından derhal bulundurulamaz veya tebellüğden kaçınırsa yahut diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine yapılır.
Tutuklu ve hükümlülere tebligat
MADDE 28 – (1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.
(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.
(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.
(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır.
Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi
MADDE 29 – (1) 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.
(2) Bu kişilerin beyanlarını imzadan kaçınmaları ve tebliğ evrakını kabul etmemeleri durumunda, tebliğ memuru bu hususu tutanağa yazar, imzalar ve tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim ettiği kişinin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırır.
(3) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır.
Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem
MADDE 30 – (1) Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
(2) Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir.
(3) Yeni adres, tebliğ memuru tarafından tespit edilmişse bu adres, tebliğ mazbatasındaki mahsus yerine ve tebliğ evrakındaki adresin bulunduğu tarafa yazılır.
(4) Yeni adres, tebliğ memurunun tevzi bölgesi dâhilinde bulunduğu takdirde tebligat o adrese yapılır. Yeni adres, aynı PTT merkezinin diğer bir tevzi bölgesinde veya başka bir PTT merkezinin mıntıkası içinde bulunursa, tebliğ evrakı yeni adreste tebliğinin temini için memur tarafından bağlı olduğu merkeze iade olunur.
(5) 15 inci maddede yer alan hususlar göz önünde bulundurulduğunda tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması veya yeni adresin yabancı bir ülkeye ait olması durumunda PTT merkezi tebliğ evrakını tebligatı çıkaran mercie geri gönderir.
Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden kaçınma ile adres kayıt sistemindeki adreste bulunamama halinde yapılacak işlem
MADDE 31 – (1) Tebliğ memuru;
a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları,
b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması,
c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması,
hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.
(2) Birinci fıkranın © bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz.
Tebliğ tarihi
MADDE 32 – (1) 31 inci maddenin birinci fıkrasına göre yapılacak tebligatlarda, ihbarnamenin gösterilen adresin kapısına yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Tebliğ evrakının saklanması ve ihbarnamenin kapıda kalma süresi
MADDE 33 – (1) 29 uncu maddenin ikinci fıkrası ve 31 inci madde gereğince kendisine tebliğ evrakı teslim edilen kişiler, tebliğ evrakını üç ay saklamakla yükümlüdürler. Tebliğ evrakının belirli süre içermesi durumunda, bu evrak içerdiği sürenin bitiminden itibaren üç ay daha saklanır. Bu süreden sonra tebliğ evrakı hakkında yapılacak işlemler ilgili kurumların mevzuatına tâbidir.
(2) 29 ve 31 inci maddeler gereğince yapılan tebligatlarda kapıya yapıştırılan ihbarname on gün süreyle kapıda kalır.
Muhatap yerine tebligat yapılacak kişinin yaş ve ehliyet şartı
MADDE 34 – (1) Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve açıkça anlaşılır bir şekilde ehliyetsiz bulunmaması gerekir.
(2) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya diğer bir hastalık ya da engel sebebiyle kendisi ile anlaşma imkânı olmayan kişiye tebligat yapılmaz.
(3) Muhatap adına kendisine tebligat yapılacak olan, görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı veya açıkça anlaşılır bir şekilde ehliyetsiz olur ve o adreste muhatap yerine tebligat yapılacak başka bir kişi de bulunmazsa 30 ve 31 inci madde hükümlerine göre işlem yapılır.
Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi
MADDE 35 – (1) Tebliğ bir mazbata ile belgelendirilir. Bu mazbatanın;
a) Tebliği çıkaran merciin adını,
b) Tebliği isteyen tarafın adını, soyadını ve adresini,
c) Muhatabın adını, soyadını ve adresini,
ç) Tebliğin konusunu,
d) Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kişinin adını, soyadını, adresini ve 34 üncü madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,
e) Tebliğ tarihini, saatini ve nerede yapıldığını,
f) 30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi,
g) Tebligatın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,
ğ) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun adı, soyadı, sıfatı ve imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını,
içermesi gerekir.
(2) Tebliğ mazbatasında yukarıda belirtilen hususları kaydetmek için yeterli alan bulunmaması halinde tebliğ memuru usulüne uygun şekilde mazbataya eklenti yapabilir.
(3) Bu maddeye göre hazırlanarak bastırılan ve tebligatı çıkaran merci tarafından tanzim edilen ek-1’de yer alan (3) numaralı örnek tebliğ mazbatasının ilgili bölümleri tebliğ memuru tarafından tebliğ yerinde düzenlenir.
(4) Tebliğ mazbatası, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenir.
(5) Tebliğ mazbatasında muhatabın birden fazla adresine yer verilemez. Aksi halde tebliğ mazbatası tebligatı çıkaran mercie iade edilir.
Kimlik araştırması
MADDE 36 – (1) Tebliğ memuru, tebligat yaparken muhatabın veya bu Yönetmelik hükümlerine göre onun adına tebliğ yapılacak kişilerin kimlikleri ile bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşıyıp taşımadıklarını incelemeye yetkilidir.
İmza edemeyecek durumda olmak
MADDE 37 – (1) Kendisine tebliğ yapılacak kişi, imza atacak kadar yazı bilmez veya diğer sebeplerle imza atamayacak durumda bulunursa okuryazar komşulardan bir kimse, okuryazar bir komşu bulunmaz veya bulunan komşu imzadan kaçınırsa tebliğ memurunun daveti üzerine gelecek olan o mahalle veya köyün muhtar veya ihtiyar heyeti ya da meclisi üyelerinden birisi yahut bir kolluk görevlisi huzurunda aşağıdaki hükümlere göre tebligat yapılır:
a) Kendisine tebliğ yapılan kişinin sol elinin başparmağı, sol elinin baş parmağı yoksa aynı elinin diğer bir parmağı, sol eli yoksa sağ elinin baş parmağı, bu da yoksa diğer parmaklarından biri bastırılır.
b) Tebliğ yapılacak kişinin iki eli de yoksa tebliğ evrakı kendisine verilir.
c) Tebliğ mazbatasında hangi elin hangi parmağının bastırıldığı ve sebebi, tebliğ yapılacak kişinin iki eli de yoksa evrakın kendisine verildiği ve huzurunda tebligat yapılan şahsın kimliği yazılarak hazır bulunan şahsa da imzalattırılır.
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yabancı Ülkede Yapılacak, Yabancı Ülkeden Gelecek veya
Yabancılara Yapılacak Tebligat
Yabancı ülkelerde bulunanlara tebligat
MADDE 38 – (1) Yabancı ülkelerde bulunanlara tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu bakanlık aracılığıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya başkonsolosluğuna gönderilir.
(2) Dışişleri Bakanlığının aracılığına gerek görülmeyen hallerde, tebligat evrakı bakanlıklarca doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya başkonsolosluğuna gönderilebilir.
(3) Dışişleri Bakanlığı ve tebliği çıkaran merciin bağlı olduğu bakanlık tebliğ evrakını, 39, 40, 41, 43 ve 47 nci madde hükümlerine göre düzenlenip düzenlenmediği yönünden inceler, varsa yanlışlık ve eksiklikleri düzelttirir veya tamamlattırır.
Tebliğ evrakının düzenlenmesi
MADDE 39 – (1) Yabancı ülkelere gönderilecek tebliğ evrakı, anlaşma hükümleri ve mütekabiliyet esaslarına göre düzenlenir.
(2) Yabancı ülkelere gönderilecek tebliğ evrakında; muhatabın adı ve soyadı, tam adresi ve uyruğu gösterilir. Bu bilgiler yazı makinesi ile yazılır.
(3) Her takvim yılı başında, tebligat işleriyle ilgili anlaşmalar hükümleri, mütekabiliyet esasları ve hangi ülkeler için avans olarak ne kadar tebligat masrafı yatırılması gerektiği Adalet Bakanlığınca Dışişleri Bakanlığından görüş alınarak Resmî Gazete’de yayımlanır.
(4) Bir takvim yılı içinde meydana gelen değişiklikler de aynı usulle ilan edilir.
Tebliğ evrakının tercüme ettirilmesi
MADDE 40 – (1) Tebliğ evrakı ve tebliğ mazbatalı kapalı zarf, muhatabın bulunduğu ülke diline veya anlaşmalarla belirlenen dile tercüme ettirilir.
(2) Tebliğ evrakı, ilgili tarafından tebligatı çıkaracak mercie verilmişse, tercümenin noterlikte yaptırılması gerekir. İlgilinin bulunduğu yerdeki noterlikte o dili bilen mütercim bulunmaz ve ilgilinin tercümeyi şahsen veya vekili tarafından diğer bir şehirdeki noterlikte yaptırması imkânı da bulunmazsa, tercüme, tebligatı çıkaracak merci tarafından tercüme yapılabilecek yerde bulunan denk bir merci vasıtasıyla oradaki noterlikte yaptırılır.
(3) Tebligat evrakı, ilgili merci tarafından resen tanzim edilmişse, merciin mütercimi varsa onun tarafından tercüme edilir ve merci tarafından onaylanır. Aksi halde, o yerdeki noterlikte veya diğer bir yerde bulunan denk bir merci vasıtasıyla tercüme ettirilir.
(4) Şu kadar ki ilgili merci, adli mercilerden ibaret ise, tercüme, mütercim bulunabilecek yerdeki yetkili merciin istinabesi suretiyle yaptırılır.
Müddet tayini
MADDE 41 – (1) Yabancı ülkelere gönderilecek olan ve belirli bir günü içeren tebliğ evrakının, tebliği çıkaran merci tarafından, belirlenen günden en az üç ay önce ilgili bakanlığa gönderilmesi gerekir.
Yabancı ülkelerdeki Türk vatandaşı olmayanlara tebligat
MADDE 42 – (1) Yabancı ülkede kendisine tebligat yapılacak kişi Türk vatandaşı olmadığı takdirde, tebligat o ülkenin yetkili makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o ülke kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını yetkili makamdan ister.
Yabancı ülkelerde Türk vatandaşına yapılacak tebligat
MADDE 43 – (1) Yabancı ülkede kendisine tebligat yapılacak kişi, Türk vatandaşı olduğu takdirde tebligat, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabilir.
(2) Bu halde tebligatı Türkiye siyasi memuru veya konsolosu ya da bunların görevlendirecekleri bir memur yapar.
(3) Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir.
(4) Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa, bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir.
(5) Tebligat, ek-1’de yer alan (4) numaralı örneğe göre düzenlenecek bir mazbata ile belgelendirilir.
(6) Tebellüğden kaçınma halinde bu husus mazbataya yazılarak tebliğ yapan tarafından imzalanır.
(7) Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir. Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu tarafından tebliğ işleminin gerçekleştirilmesinden sonra evrak doğrudan ilgili kazaî mercie gönderilir.
(8) Tebligatı çıkaran kazaî merci bu madde hükmüne ya da 38 inci maddeye göre tebliğ yapma hususunda takdir hakkına sahiptir.
Yabancı ülkelerden gelen evrakın tebliği
MADDE 44 – (1) Yerleşim yeri Türkiye’de bulunan yerli veya yabancı şahıslara tebliğ edilmek üzere yabancı bir ülkenin elçiliğinden veya havzasında bulunduğu valilik kanalıyla konsolosluğundan Dışişleri Bakanlığına tevdi olunan evrak, Dışişleri Bakanlığı tarafından anlaşma hükümleri ve mütekabiliyet esaslarına uygun görüldüğü takdirde, ek-1’de yer alan (5) numaralı örnek şeklindeki tebliğ mazbatası, zarf içinde tebligatın mahiyetine göre ilgili bakanlığa gönderilir. İlgili bakanlık tebligatı, muhatabın bulunduğu yerdeki yetkili merci vasıtasıyla bu Yönetmelik hükümleri gereğince yaptırır.
(2) Tebliğ işlemi yerine getirildikten sonra tebliğ mazbatası aynı yollardan iade edilir.
Türkiye’de yabancılara tebligat
MADDE 45 – (1) Türkiye’de kendisine tebligat yapılamayacak olan bir yabancıya tebligat çıkarılması durumunda muhatap, tebliğ memuruna kendisine tebligat yapılamayacağını beyan eder veya tebliğ memuru bu hususu bizzat öğrenirse keyfiyet tebliğ mazbatasına şerh edilerek evrak iade olunur.
(2) Muhatap, tebliğ yapılabilecek kişilerden olmasına rağmen, muhatabın adresi, “ülke dışı” muamelesi gören bir yer ise ve tebliğ memuru tebligatı yapamazsa birinci fıkra gereğince işlem yapılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen hallerde, tebellüğden kaçınma gibi bu Yönetmelik hükümlerine göre diğer bir işlem yapılmaz.
(4) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen hallerde tebligatı çıkaran merci, tebliğ evrakını, bağlı olduğu bakanlık kanalıyla Dışişleri Bakanlığına gönderir.
(5) Türkiye’de kendilerine tebligat yapılamayacak olan elçi, elçilik katibi gibi kişiler Dışişleri Bakanlığı tarafından belirlenir.
Yabancı ülkelerde Türk memurlarına tebligat
MADDE 46 – (1) Resmî görevle yabancı ülkede bulunan Türk memurlarına 38 inci maddenin birinci fıkrası veya 43 üncü madde hükümlerine göre tebliğ yapılır.
Yabancı ülkelerde Türk askerî şahıslarına tebligat
MADDE 47 – (1) Yabancı ülkede bulunan Türk askerî şahıslarına yapılacak tebligat bağlı bulundukları Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı vasıtasıyla yapılır.
(2) Bu komutanlıklar tebliğ evrakını, tebligat yapılacak şahsın bulunduğu yabancı ülkedeki birlik veya kurum komutan veya amirine gönderirler.
(3) Tebligatı, kıta komutanı, kurum amiri gibi en yakın üst yapar. Kıta veya bir kurum yoksa tebligat en yakın amiri tarafından yapılır.
(4) Üçüncü fıkradaki haller dışında yurt dışında bulunan asker kişilere tebligat, 46 ncı madde hükmüne göre yapılır.
 
TEBLİGAT KANUNUNUN UYGULANMASINA DAİR YÖNETMELİK
 
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Dayanak
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; yargı mercileri, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak tüm tebligat işlemlerine ilişkin usul ve esasları kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, Tebligat Kanununun 60 ıncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
 
İKİNCİ BÖLÜM
Tebligatın Yapılması
Tebligatın yapılması
MADDE 4 – (1) 2 nci maddede belirtilen merciler tarafından yapılacak tüm tebliğler, bu Yönetmelik hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) veya memur vasıtasıyla yapılır.
Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması
MADDE 5 – (1) Tebligatın;
a) Kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde,
b) Gecikmesi halinde zarar doğabilecek işlerde,
c) 2 nci maddede belirtilen ve aynı yerde bulunan merciler arasında ya da bu mercilerde bulunan kişilere,
yapılması durumunda, tebliğler kendi memurları veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vasıtasıyla yaptırılır.
(2) Memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebep tebligat evrakında gösterilir.
(3) Kolluk vasıtasıyla tebligat yaptırılabilmesi için, tebliği çıkaran merciin, sebebini de belirtmek suretiyle mahalli mülki idare amirine müracaat etmesi gerekir. Mahalli mülki idare amirinin emri olmadan kolluğa gönderilen tebliğ evrakı gönderen mercie iade edilir.
(4) Zor kullanılmasını gerektiren veya soruşturma evresine ilişkin görevlerin kolluk tarafından yapılacağına dair olan hükümlerle bu Yönetmeliğin Yedinci Bölümünde yer alan özel hükümler saklıdır.
Ücret tarifesi
MADDE 6 – (1) Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, bu Yönetmeliğe göre yapacağı işlerden dolayı alacağı ücretleri ayrı bir tarifeyle tespit eder.
Memur vasıtasıyla tebliğde zorunlu masraflar
MADDE 7 – (1) Bu Yönetmelik gereğince memur vasıtasıyla yaptırılacak tebliğlerde, tebliğ yapana verilecek zorunlu masrafların miktarı, tebliğ yapılacak şahsın bulunduğu yerin uzaklığına göre, her mali yılbaşında, il idare kurullarınca, merkez ilçe ve bağlı ilçeler için ayrı ayrı tespit olunur.
(2) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 49 uncu maddesine göre tazminat alan memurlara, yaptıkları tebliğler için ödeme yapılmaz.
Ücret ve masrafların peşin ödenmesi
MADDE 8 – (1) Tebligatın yapılmasını isteyen, aksine bir hüküm bulunmadıkça 6 ncı madde gereğince hazırlanan tarifede belirtilen ücreti veya 7 nci madde gereğince verilecek zorunlu masrafları peşin olarak öder. Tebligat masrafları kesin olarak belirlenemez ise avans olarak alınır ve daha sonra mahsubu yapılarak bakiyesi iade edilir.
(2) Tebliği çıkaracak merci tarafından belirlenen süre içinde gerekli masrafın verilmemesi halinde talepten vazgeçilmiş sayılır. Haklı sebeplerden dolayı bu süreye uyulmaması halinde yeni bir süre verilir.
(3) Adli yardımdan faydalananların, birinci fıkra gereğince vermeleri gereken ücret veya masraflar, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere ilgili mercilerce ödenir.
(4) Yabancı elçilik ve konsolosluklardan gönderilen evraka ait ücret veya masrafın bu elçilik veya konsolosluklardan talep edilebilmesi, anlaşma hükümlerine ve mütekabiliyet esaslarına tabidir.
(5) Yabancı ülkelerde yapılacak tebligat ücretleri, 39 uncu madde gereğince yayımlanacak tebliğ esaslarına göre tebliği çıkaran merci tarafından alınır.
Tebliğ evrakının kaybı halinde masraflar
MADDE 9 – (1) PTT İşletmesine tevdi edilen tebliğ evrakının, mücbir haller dışında kaybedilmesi halinde masraflar, 2/3/1950 tarihli ve 5584 sayılı Posta Kanununun taahhütlü maddeler hakkındaki hükümleri gereğince karşılanır. Masraf miktarı, tebliğ evrakının tanzim ve tebliği için gerekli masraf miktarından fazla olamaz.
(2) Tebliğ evrakı, postaya değerli olarak verilirse, kaybı halinde tazminat, Posta Kanununun değerli maddeler hakkındaki hükümleri gereğince ödenir.
(3) Tebliğ evrakının telgraf servisinde kayıp veya gecikmeye uğraması halinde birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Uçak, telgraf ve diğer seri veya özel vasıtalarla tebligat
MADDE 10 – (1) Tebligat, uçakla veya postada kullanılan diğer seri ve özel vasıtalarla veya muhtelif işaretli telgraflarla da yaptırılabilir.
(2) Tebliğin bu vasıtalardan hangisiyle yapılacağı ilgilinin talebi üzerine veya resen, mahkeme başkanı, hâkim veya tebliği yaptıracak diğer merciler tarafından kararlaştırılır. Talepte bulunan müracaatını yazılı olarak yapmamışsa, talep, ilgili evrak üzerine yazılarak kendisine imzalattırılır.
(3) İlgilinin talebi veya resen görülen lüzum üzerine birinci fıkrada yazılı vasıtalardan biriyle tebligat yapılabilmesi için, tebligatı çıkaran merci tarafından sebebinin evrak üzerinde gösterilmesi gerekir.
Uçak, telgraf ve diğer seri veya özel vasıtalarla tebligat ücretleri
MADDE 11 – (1) Tebligatın, resen veya talep üzerine uçak, telgraf ve diğer seri veya özel vasıtalarla yapılması halinde bunlara ait ücretler, 6 ncı madde gereğince hazırlanan ücret tarifesine göre tebliği isteyenden, tebliğ ücretine ilaveten alınır.
Elektronik tebligat
MADDE 12 – (1) Tebligatlar, elektronik yolla yapılabilir, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Yönetmelikte belirtilen usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligata ilişkin usul ve esaslar buna ilişkin yönetmelikle düzenlenir.
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Tebligat Esasları
Tebliğ evrakının nüshaları ve makbuz verilmesi
MADDE 13 – (1) Tebliğ olunacak her nevi evrak, biri dosyasına konulmak ve diğeri tebliğ edilecek kişilere verilmek üzere yeterli sayıdaki nüshadan oluşur. Bu nüshalarda, iş sahibi veya vekilinin imzası bulunur. Resen yapılan tebligata ait evrak, tebliği çıkaran merciin yetkili memuru tarafından imzalanır.
(2) Tebliğ olunmak üzere yetkili mercilere verilecek evrakın her nüshasına bu mercilerce, verildiği tarih yazılır ve istenirse makbuz verilir.
(3) Her nevi evrakın tebliğine ve davetiyelere ait tebliğ mazbataları dosyasına konulur.
Davetiyelerin tanzimi
MADDE 14 – (1) Tebligat Kanununun 9 uncu maddesinde yazılı kayıtları içermek üzere tanzim olunacak davetiyeler, ek-1’de yer alan (1) numaralı örnekte gösterildiği şekilde hazırlanır.
Müddet tayini
MADDE 15 – (1) 10 uncu maddede sayılan vasıtalarla yapılan tebligatlar dışındaki her çeşit tebliğ evrakı ve davetiyelerin, ilgililere ulaşması ve ilgililerin tebliğin veya davetiyenin gereklerini yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında, evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsim koşulları, ulaşım araçlarının durumu gibi hususlar dikkate alınır.
Bilinen adreste tebligat
MADDE 16 – (1) Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır.
(2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.
Adresten başka yerde tebligat
MADDE 17 – (1) Bir şahsa, adresinden başka bir yerde tebligat yapılabilmesi, o şahsın kabulü halinde mümkündür.
(2) Tebliğ yapılacak şahsın, tebliği çıkaran mercie, PTT merkezine veya tebliğ memuruna müracaat etmesi durumunda da tebliğ yapılır.
Vekile tebligat
MADDE 18 – (1) Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekile bürosunda yapılacak tebligat, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır.
(2) Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmesine ilişkin hükümleri saklıdır.
Kanuni temsilciye tebligat
MADDE 19 – (1) Kanuni temsilcisi bulunanlara yapılacak tebligat temsilciye yapılır.
(2) Kanuni temsilcisi bulunanlara kanun hükümleri gereğince bizzat kendilerine tebligat yapılması icap ederse temsilciye tebligat yapılmaz.
(3) Kanuni temsilcisi olmayıp da bulunması gerekenlere usulüne göre kanuni temsilci tayini yoluna gidilir.
Tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat
MADDE 20 – (1) Tüzel kişilere tebliğ yetkili temsilcilerine, bunlar birden çok ise yalnız birine yapılır.
(2) Bakanlıkların ve bunların teşkilatının, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idarelerinin, belediyelerin, köylerin ve özel kanunlarına dayanılarak kurulmuş bulunan teşekküllerle, şirketlerin, derneklerin ve vakıfların yetkili temsilcileri, bağlı bulundukları kanunlara ve statülerine göre tayin edilir.
(3) Gerçek ve tüzel kişilere ait ticari işletmelerin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ticari işletmenin o işlemde yetkili ticari temsilcisine yapılan tebliğ geçerlidir.
Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat
MADDE 21 – (1) Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
(2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir.
(3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
Er ve erbaşlara tebligat
MADDE 22 – (1) Er ve erbaşlara yapılacak tebliğ, kıta komutanı ve kurum amiri gibi en yakın üste yapılır.
(2) Nöbetçi amiri veya subayı, tebliğ memurunun en yakın üste tebliğ yapmasını temin eder.
Diğer askeri şahıslara tebligat
MADDE 23 – (1) 22 nci maddenin kapsamı dışında kalan askeri şahıslara, birlik veya kurumda tebligat yapılması gerektiğinde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Muhatap bu kişiler tarafından derhal bulundurulamaz veya tebellüğden kaçınırsa ya da diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ o nöbetçi amiri veya subayına yapılır.
Seferde askeri şahıslara tebligat
MADDE 24 – (1) Sefer halinde olan birlik veya kuruma mensup askeri şahıslara tebligat, bağlı bulundukları Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları aracılığıyla yapılır.
(2) Tebligatı, kıta komutanı, kurum amiri gibi en yakın üst yapar.
Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat
MADDE 25 – (1) Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.
Meslek ve sanat erbabına tebligat
MADDE 26 – (1) Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir.
(2) Muhatabın işyerinde bulunmaması halinde tebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
(3) Muhatap, meslek veya sanatını konutunda icra ediyorsa, kendisi bulunmadığı takdirde memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bunlardan hiç birinin bulunmaması durumunda tebliğ, aynı konutta sürekli olarak oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.
Otel, hastane, fabrika ve okul gibi yerlerde tebligat
MADDE 27 – (1) Tebliğ yapılacak kişi; otel, pansiyon, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, okul, öğrenci yurdu, resmi veya özel daire veya kurum gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa tebliğin yapılmasını, o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder.
(2) Muhatap bu kişiler tarafından derhal bulundurulamaz veya tebellüğden kaçınırsa yahut diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine yapılır.
Tutuklu ve hükümlülere tebligat
MADDE 28 – (1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.
(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.
(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.
(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır.
Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi
MADDE 29 – (1) 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.
(2) Bu kişilerin beyanlarını imzadan kaçınmaları ve tebliğ evrakını kabul etmemeleri durumunda, tebliğ memuru bu hususu tutanağa yazar, imzalar ve tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim ettiği kişinin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırır.
(3) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır.
Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem
MADDE 30 – (1) Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
(2) Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir.
(3) Yeni adres, tebliğ memuru tarafından tespit edilmişse bu adres, tebliğ mazbatasındaki mahsus yerine ve tebliğ evrakındaki adresin bulunduğu tarafa yazılır.
(4) Yeni adres, tebliğ memurunun tevzi bölgesi dâhilinde bulunduğu takdirde tebligat o adrese yapılır. Yeni adres, aynı PTT merkezinin diğer bir tevzi bölgesinde veya başka bir PTT merkezinin mıntıkası içinde bulunursa, tebliğ evrakı yeni adreste tebliğinin temini için memur tarafından bağlı olduğu merkeze iade olunur.
(5) 15 inci maddede yer alan hususlar göz önünde bulundurulduğunda tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması veya yeni adresin yabancı bir ülkeye ait olması durumunda PTT merkezi tebliğ evrakını tebligatı çıkaran mercie geri gönderir.
Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden kaçınma ile adres kayıt sistemindeki adreste bulunamama halinde yapılacak işlem
MADDE 31 – (1) Tebliğ memuru;
a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları,
b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması,
c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması,
hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.
(2) Birinci fıkranın © bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz.
Tebliğ tarihi
MADDE 32 – (1) 31 inci maddenin birinci fıkrasına göre yapılacak tebligatlarda, ihbarnamenin gösterilen adresin kapısına yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Tebliğ evrakının saklanması ve ihbarnamenin kapıda kalma süresi
MADDE 33 – (1) 29 uncu maddenin ikinci fıkrası ve 31 inci madde gereğince kendisine tebliğ evrakı teslim edilen kişiler, tebliğ evrakını üç ay saklamakla yükümlüdürler. Tebliğ evrakının belirli süre içermesi durumunda, bu evrak içerdiği sürenin bitiminden itibaren üç ay daha saklanır. Bu süreden sonra tebliğ evrakı hakkında yapılacak işlemler ilgili kurumların mevzuatına tâbidir.
(2) 29 ve 31 inci maddeler gereğince yapılan tebligatlarda kapıya yapıştırılan ihbarname on gün süreyle kapıda kalır.
Muhatap yerine tebligat yapılacak kişinin yaş ve ehliyet şartı
MADDE 34 – (1) Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve açıkça anlaşılır bir şekilde ehliyetsiz bulunmaması gerekir.
(2) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya diğer bir hastalık ya da engel sebebiyle kendisi ile anlaşma imkânı olmayan kişiye tebligat yapılmaz.
(3) Muhatap adına kendisine tebligat yapılacak olan, görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı veya açıkça anlaşılır bir şekilde ehliyetsiz olur ve o adreste muhatap yerine tebligat yapılacak başka bir kişi de bulunmazsa 30 ve 31 inci madde hükümlerine göre işlem yapılır.
Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi
MADDE 35 – (1) Tebliğ bir mazbata ile belgelendirilir. Bu mazbatanın;
a) Tebliği çıkaran merciin adını,
b) Tebliği isteyen tarafın adını, soyadını ve adresini,
c) Muhatabın adını, soyadını ve adresini,
ç) Tebliğin konusunu,
d) Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kişinin adını, soyadını, adresini ve 34 üncü madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,
e) Tebliğ tarihini, saatini ve nerede yapıldığını,
f) 30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi,
g) Tebligatın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,
ğ) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun adı, soyadı, sıfatı ve imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını,
içermesi gerekir.
(2) Tebliğ mazbatasında yukarıda belirtilen hususları kaydetmek için yeterli alan bulunmaması halinde tebliğ memuru usulüne uygun şekilde mazbataya eklenti yapabilir.
(3) Bu maddeye göre hazırlanarak bastırılan ve tebligatı çıkaran merci tarafından tanzim edilen ek-1’de yer alan (3) numaralı örnek tebliğ mazbatasının ilgili bölümleri tebliğ memuru tarafından tebliğ yerinde düzenlenir.
(4) Tebliğ mazbatası, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenir.
(5) Tebliğ mazbatasında muhatabın birden fazla adresine yer verilemez. Aksi halde tebliğ mazbatası tebligatı çıkaran mercie iade edilir.
Kimlik araştırması
MADDE 36 – (1) Tebliğ memuru, tebligat yaparken muhatabın veya bu Yönetmelik hükümlerine göre onun adına tebliğ yapılacak kişilerin kimlikleri ile bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşıyıp taşımadıklarını incelemeye yetkilidir.
İmza edemeyecek durumda olmak
MADDE 37 – (1) Kendisine tebliğ yapılacak kişi, imza atacak kadar yazı bilmez veya diğer sebeplerle imza atamayacak durumda bulunursa okuryazar komşulardan bir kimse, okuryazar bir komşu bulunmaz veya bulunan komşu imzadan kaçınırsa tebliğ memurunun daveti üzerine gelecek olan o mahalle veya köyün muhtar veya ihtiyar heyeti ya da meclisi üyelerinden birisi yahut bir kolluk görevlisi huzurunda aşağıdaki hükümlere göre tebligat yapılır:
a) Kendisine tebliğ yapılan kişinin sol elinin başparmağı, sol elinin baş parmağı yoksa aynı elinin diğer bir parmağı, sol eli yoksa sağ elinin baş parmağı, bu da yoksa diğer parmaklarından biri bastırılır.
b) Tebliğ yapılacak kişinin iki eli de yoksa tebliğ evrakı kendisine verilir.
c) Tebliğ mazbatasında hangi elin hangi parmağının bastırıldığı ve sebebi, tebliğ yapılacak kişinin iki eli de yoksa evrakın kendisine verildiği ve huzurunda tebligat yapılan şahsın kimliği yazılarak hazır bulunan şahsa da imzalattırılır.
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yabancı Ülkede Yapılacak, Yabancı Ülkeden Gelecek veya
Yabancılara Yapılacak Tebligat
Yabancı ülkelerde bulunanlara tebligat
MADDE 38 – (1) Yabancı ülkelerde bulunanlara tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu bakanlık aracılığıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya başkonsolosluğuna gönderilir.
(2) Dışişleri Bakanlığının aracılığına gerek görülmeyen hallerde, tebligat evrakı bakanlıklarca doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya başkonsolosluğuna gönderilebilir.
(3) Dışişleri Bakanlığı ve tebliği çıkaran merciin bağlı olduğu bakanlık tebliğ evrakını, 39, 40, 41, 43 ve 47 nci madde hükümlerine göre düzenlenip düzenlenmediği yönünden inceler, varsa yanlışlık ve eksiklikleri düzelttirir veya tamamlattırır.
Tebliğ evrakının düzenlenmesi
MADDE 39 – (1) Yabancı ülkelere gönderilecek tebliğ evrakı, anlaşma hükümleri ve mütekabiliyet esaslarına göre düzenlenir.
(2) Yabancı ülkelere gönderilecek tebliğ evrakında; muhatabın adı ve soyadı, tam adresi ve uyruğu gösterilir. Bu bilgiler yazı makinesi ile yazılır.
(3) Her takvim yılı başında, tebligat işleriyle ilgili anlaşmalar hükümleri, mütekabiliyet esasları ve hangi ülkeler için avans olarak ne kadar tebligat masrafı yatırılması gerektiği Adalet Bakanlığınca Dışişleri Bakanlığından görüş alınarak Resmî Gazete’de yayımlanır.
(4) Bir takvim yılı içinde meydana gelen değişiklikler de aynı usulle ilan edilir.
Tebliğ evrakının tercüme ettirilmesi
MADDE 40 – (1) Tebliğ evrakı ve tebliğ mazbatalı kapalı zarf, muhatabın bulunduğu ülke diline veya anlaşmalarla belirlenen dile tercüme ettirilir.
(2) Tebliğ evrakı, ilgili tarafından tebligatı çıkaracak mercie verilmişse, tercümenin noterlikte yaptırılması gerekir. İlgilinin bulunduğu yerdeki noterlikte o dili bilen mütercim bulunmaz ve ilgilinin tercümeyi şahsen veya vekili tarafından diğer bir şehirdeki noterlikte yaptırması imkânı da bulunmazsa, tercüme, tebligatı çıkaracak merci tarafından tercüme yapılabilecek yerde bulunan denk bir merci vasıtasıyla oradaki noterlikte yaptırılır.
(3) Tebligat evrakı, ilgili merci tarafından resen tanzim edilmişse, merciin mütercimi varsa onun tarafından tercüme edilir ve merci tarafından onaylanır. Aksi halde, o yerdeki noterlikte veya diğer bir yerde bulunan denk bir merci vasıtasıyla tercüme ettirilir.
(4) Şu kadar ki ilgili merci, adli mercilerden ibaret ise, tercüme, mütercim bulunabilecek yerdeki yetkili merciin istinabesi suretiyle yaptırılır.
Müddet tayini
MADDE 41 – (1) Yabancı ülkelere gönderilecek olan ve belirli bir günü içeren tebliğ evrakının, tebliği çıkaran merci tarafından, belirlenen günden en az üç ay önce ilgili bakanlığa gönderilmesi gerekir.
Yabancı ülkelerdeki Türk vatandaşı olmayanlara tebligat
MADDE 42 – (1) Yabancı ülkede kendisine tebligat yapılacak kişi Türk vatandaşı olmadığı takdirde, tebligat o ülkenin yetkili makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o ülke kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını yetkili makamdan ister.
Yabancı ülkelerde Türk vatandaşına yapılacak tebligat
MADDE 43 – (1) Yabancı ülkede kendisine tebligat yapılacak kişi, Türk vatandaşı olduğu takdirde tebligat, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabilir.
(2) Bu halde tebligatı Türkiye siyasi memuru veya konsolosu ya da bunların görevlendirecekleri bir memur yapar.
(3) Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir.
(4) Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa, bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir.
(5) Tebligat, ek-1’de yer alan (4) numaralı örneğe göre düzenlenecek bir mazbata ile belgelendirilir.
(6) Tebellüğden kaçınma halinde bu husus mazbataya yazılarak tebliğ yapan tarafından imzalanır.
(7) Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir. Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu tarafından tebliğ işleminin gerçekleştirilmesinden sonra evrak doğrudan ilgili kazaî mercie gönderilir.
(8) Tebligatı çıkaran kazaî merci bu madde hükmüne ya da 38 inci maddeye göre tebliğ yapma hususunda takdir hakkına sahiptir.
Yabancı ülkelerden gelen evrakın tebliği
MADDE 44 – (1) Yerleşim yeri Türkiye’de bulunan yerli veya yabancı şahıslara tebliğ edilmek üzere yabancı bir ülkenin elçiliğinden veya havzasında bulunduğu valilik kanalıyla konsolosluğundan Dışişleri Bakanlığına tevdi olunan evrak, Dışişleri Bakanlığı tarafından anlaşma hükümleri ve mütekabiliyet esaslarına uygun görüldüğü takdirde, ek-1’de yer alan (5) numaralı örnek şeklindeki tebliğ mazbatası, zarf içinde tebligatın mahiyetine göre ilgili bakanlığa gönderilir. İlgili bakanlık tebligatı, muhatabın bulunduğu yerdeki yetkili merci vasıtasıyla bu Yönetmelik hükümleri gereğince yaptırır.
(2) Tebliğ işlemi yerine getirildikten sonra tebliğ mazbatası aynı yollardan iade edilir.
Türkiye’de yabancılara tebligat
MADDE 45 – (1) Türkiye’de kendisine tebligat yapılamayacak olan bir yabancıya tebligat çıkarılması durumunda muhatap, tebliğ memuruna kendisine tebligat yapılamayacağını beyan eder veya tebliğ memuru bu hususu bizzat öğrenirse keyfiyet tebliğ mazbatasına şerh edilerek evrak iade olunur.
(2) Muhatap, tebliğ yapılabilecek kişilerden olmasına rağmen, muhatabın adresi, “ülke dışı” muamelesi gören bir yer ise ve tebliğ memuru tebligatı yapamazsa birinci fıkra gereğince işlem yapılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen hallerde, tebellüğden kaçınma gibi bu Yönetmelik hükümlerine göre diğer bir işlem yapılmaz.
(4) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen hallerde tebligatı çıkaran merci, tebliğ evrakını, bağlı olduğu bakanlık kanalıyla Dışişleri Bakanlığına gönderir.
(5) Türkiye’de kendilerine tebligat yapılamayacak olan elçi, elçilik katibi gibi kişiler Dışişleri Bakanlığı tarafından belirlenir.
Yabancı ülkelerde Türk memurlarına tebligat
MADDE 46 – (1) Resmî görevle yabancı ülkede bulunan Türk memurlarına 38 inci maddenin birinci fıkrası veya 43 üncü madde hükümlerine göre tebliğ yapılır.
Yabancı ülkelerde Türk askerî şahıslarına tebligat
MADDE 47 – (1) Yabancı ülkede bulunan Türk askerî şahıslarına yapılacak tebligat bağlı bulundukları Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı vasıtasıyla yapılır.
(2) Bu komutanlıklar tebliğ evrakını, tebligat yapılacak şahsın bulunduğu yabancı ülkedeki birlik veya kurum komutan veya amirine gönderirler.
(3) Tebligatı, kıta komutanı, kurum amiri gibi en yakın üst yapar. Kıta veya bir kurum yoksa tebligat en yakın amiri tarafından yapılır.
(4) Üçüncü fıkradaki haller dışında yurt dışında bulunan asker kişilere tebligat, 46 ncı madde hükmüne göre yapılır.
 

Elektronik Tebligatta Tebliğ Tarihi

[b]ELEKTRONİK TEBLİGAT YÖNETMELİĞİ'NİN
9.MADDESİNİN 6. FIKRASINA GÖRE
"Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır."
[/b]



[b]T.C
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2018/4120
KARAR NO:2018/6993
KARAR TARİHİ:25.09.2018
Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : …20. İş Mahkemesi

>E- TEBLİGATIN AÇILMA VEYA GÖRÜLME TARİHİNİN ÖNEMİ YOKTUR YASAL SÜRELERE +5 GÜN EKLENİR
[/b]
Rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum ve davalı şirkete vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.

… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı Kurum ve davalı şirket avukatlarınca temyiz edilmesi ve davacı Kurum avukatı tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.09.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … ile davalı … İnş.A.Ş. adına Av. … geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair 21.03.2018 tarihli kararın, davacı kurum vekiline elektronik tebligat yolu ile 13.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 30.04.2018 tarihli temyiz isteminin, iki haftalık yasal sürenin geçtiğinden bahisle reddine dair karar verildiği anlaşılmaktadır.

19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde; Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.

Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” Hükümleri dikkate alındığında, elektronik yolla davacı vekiline 13.04.2018 tarihinde yapılan tebliğden 5 gün sonra tebliğ yapılmış sayılması gerektiğinden, 30.04.2018 tarihli temyiz isteminin yasal iki haftalık süresi içinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen 06.06.2018 tarihli ek kararın[b] BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,[/b]

2-21.03.2018 tarihli asıl Kararın temyizi bakımından ise;

Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün [b]ONANMASINA[/b], aşağıda yazılı temyiz harcının davalı şirketten alınmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi
  • Cevap Yok
  • 03-01-2020, Saat: 23:16
  • DuraN
[b]ELEKTRONİK TEBLİGAT YÖNETMELİĞİ'NİN
9.MADDESİNİN 6. FIKRASINA GÖRE
"Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır."
[/b]



[b]T.C
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2018/4120
KARAR NO:2018/6993
KARAR TARİHİ:25.09.2018
Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : …20. İş Mahkemesi

>E- TEBLİGATIN AÇILMA VEYA GÖRÜLME TARİHİNİN ÖNEMİ YOKTUR YASAL SÜRELERE +5 GÜN EKLENİR
[/b]
Rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum ve davalı şirkete vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.

… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı Kurum ve davalı şirket avukatlarınca temyiz edilmesi ve davacı Kurum avukatı tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.09.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … ile davalı … İnş.A.Ş. adına Av. … geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair 21.03.2018 tarihli kararın, davacı kurum vekiline elektronik tebligat yolu ile 13.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 30.04.2018 tarihli temyiz isteminin, iki haftalık yasal sürenin geçtiğinden bahisle reddine dair karar verildiği anlaşılmaktadır.

19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde; Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.

Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” Hükümleri dikkate alındığında, elektronik yolla davacı vekiline 13.04.2018 tarihinde yapılan tebliğden 5 gün sonra tebliğ yapılmış sayılması gerektiğinden, 30.04.2018 tarihli temyiz isteminin yasal iki haftalık süresi içinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen 06.06.2018 tarihli ek kararın[b] BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,[/b]

2-21.03.2018 tarihli asıl Kararın temyizi bakımından ise;

Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün [b]ONANMASINA[/b], aşağıda yazılı temyiz harcının davalı şirketten alınmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi

HACİZ İHBARNAMESİ 89 MENFİ TESPİT, TAKİP ALACAKLISI İLE BORÇLUNUN DAVALI

[b]T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/6615
KARAR NO: 2019/483
KARAR TARİHİ:08/03/2019
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2017
NUMARASI : 2015/376 2017/481
DAVANIN KONUS: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/03/2019
[/b]

[b]>>İİK 'NUN 89. MADDESİ UYARINCA AÇILAN MENFİ TESPİT DAVASININ DAVALISI TAKİP ALACAKLISI OLDUĞU. ANCAK TAKİP ALACAKLISI YANINDA TAKİP BORÇLUSUNUN DAVALI GÖSTERİLMESİNDE DE USULE AYKIRILIĞIN BULUNMADIĞI
[/b]

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

[b]GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ[/b]


[b]Davacı vekili, [/b]davalı tarafından dava dışı .... aleyhine başlatılan icra takibinde müvekkili şirkete 89/1-2 ve 3 haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, ihbarnamelerin tebligat kanunun 13.maddesine uygun olarak tebliğ edilmediğini, bu nedenle şirket yetkililerinin haberdar olmadığını, müvekkilinin inşaat ve hafriyat işleri yaptığını ve ..... 19/12/2014 tarihi itibariyle 8.181,00 TL alacaklı olduğunu ve bu alacağın kendisine ödendiğini, müvekkilinin borçluya herhangi bir borcu kalmadığını belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.


[b]Davalı vekili,[/b] davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın dava dışı ...... yöneltilerek açılması gerektiği, husumetin takip alacaklısı şirkete yöneltilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.

[b]Davacı vekili istinaf sebebi olarak; [/b]kararın doğru olmadığını, davanın haciz ihbarnamesi tebliğ edilen 3. Şahsın açtığı
menfi tespit davası olup takip alacaklısına karşı açılması gereken bir dava olduğunu, kararın bozulması gerektiğini bildirmiştir.

[b]Davaya konu icra dosyasının incelenmesinde;[/b]

davalı ... Ltd. Şti'nin dava dışı ..... aleyhine çeke dayalı takip başlattığı görülmüştür. 89/1 ihbarnamesinin davacı şirkete 29/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında daimi çalışan ...... imzasına tebliğ edildiği, 89/2 ihbarnamesinin ise muhatabın işçisi
olduğunu beyan eden ve çalışan..... imzasına tebliğ edildiği, 89/3 ihbarnamesinin ise muhatap gösterilen adreste o anda bulunmadığından muhatap yerine daimi çalışan ..... imzasına 25 Mart 2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davanın 08/04/2015 tarihinde açıldığı görülmüştür.

[b]GEREKÇE:[/b] Dava, İİK'nun 89.maddesi uyarınca gönderilen ihbarnamelere konu tutardan borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.

[b]Somut olayda dava, [b]takip alacaklısına karşı açılmıştır. İİK'nun 89.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasının davalısı takip alacaklısıdır. Ancak takip alacaklısı yanında takip borçlusunun davalı gösterilmesinde de usule aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/12/1995 gün, 19-629/1080 Sayılı kararı da bu yöndedir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın takip borçlusuna karşı açılması gerektiği şeklindeki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya ay[/b][/b]kırıdır. Hal böyle olunca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.


[b]HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;[/b]

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin[b] KABULÜNE,[/b]

2-İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/06/2017 tarih, 2015/376 esas, 2017/481 karar sayılı kararının [b]KALDIRILMASINA,[/b]

3-Yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine [b]İADESİNE[/b],

4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine,

5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 18,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 103,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan
inceleme sonunda, oy birliğiyle HMK'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi.08/03/2019
  • Cevap Yok
  • 03-01-2020, Saat: 23:13
  • DuraN
[b]T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/6615
KARAR NO: 2019/483
KARAR TARİHİ:08/03/2019
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2017
NUMARASI : 2015/376 2017/481
DAVANIN KONUS: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/03/2019
[/b]

[b]>>İİK 'NUN 89. MADDESİ UYARINCA AÇILAN MENFİ TESPİT DAVASININ DAVALISI TAKİP ALACAKLISI OLDUĞU. ANCAK TAKİP ALACAKLISI YANINDA TAKİP BORÇLUSUNUN DAVALI GÖSTERİLMESİNDE DE USULE AYKIRILIĞIN BULUNMADIĞI
[/b]

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

[b]GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ[/b]


[b]Davacı vekili, [/b]davalı tarafından dava dışı .... aleyhine başlatılan icra takibinde müvekkili şirkete 89/1-2 ve 3 haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, ihbarnamelerin tebligat kanunun 13.maddesine uygun olarak tebliğ edilmediğini, bu nedenle şirket yetkililerinin haberdar olmadığını, müvekkilinin inşaat ve hafriyat işleri yaptığını ve ..... 19/12/2014 tarihi itibariyle 8.181,00 TL alacaklı olduğunu ve bu alacağın kendisine ödendiğini, müvekkilinin borçluya herhangi bir borcu kalmadığını belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.


[b]Davalı vekili,[/b] davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın dava dışı ...... yöneltilerek açılması gerektiği, husumetin takip alacaklısı şirkete yöneltilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.

[b]Davacı vekili istinaf sebebi olarak; [/b]kararın doğru olmadığını, davanın haciz ihbarnamesi tebliğ edilen 3. Şahsın açtığı
menfi tespit davası olup takip alacaklısına karşı açılması gereken bir dava olduğunu, kararın bozulması gerektiğini bildirmiştir.

[b]Davaya konu icra dosyasının incelenmesinde;[/b]

davalı ... Ltd. Şti'nin dava dışı ..... aleyhine çeke dayalı takip başlattığı görülmüştür. 89/1 ihbarnamesinin davacı şirkete 29/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında daimi çalışan ...... imzasına tebliğ edildiği, 89/2 ihbarnamesinin ise muhatabın işçisi
olduğunu beyan eden ve çalışan..... imzasına tebliğ edildiği, 89/3 ihbarnamesinin ise muhatap gösterilen adreste o anda bulunmadığından muhatap yerine daimi çalışan ..... imzasına 25 Mart 2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davanın 08/04/2015 tarihinde açıldığı görülmüştür.

[b]GEREKÇE:[/b] Dava, İİK'nun 89.maddesi uyarınca gönderilen ihbarnamelere konu tutardan borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.

[b]Somut olayda dava, [b]takip alacaklısına karşı açılmıştır. İİK'nun 89.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasının davalısı takip alacaklısıdır. Ancak takip alacaklısı yanında takip borçlusunun davalı gösterilmesinde de usule aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/12/1995 gün, 19-629/1080 Sayılı kararı da bu yöndedir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın takip borçlusuna karşı açılması gerektiği şeklindeki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya ay[/b][/b]kırıdır. Hal böyle olunca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.


[b]HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;[/b]

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin[b] KABULÜNE,[/b]

2-İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/06/2017 tarih, 2015/376 esas, 2017/481 karar sayılı kararının [b]KALDIRILMASINA,[/b]

3-Yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine [b]İADESİNE[/b],

4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine,

5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 18,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 103,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan
inceleme sonunda, oy birliğiyle HMK'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi.08/03/2019

İHTİYATİ HACİZde SATIŞ VE PARANIN ÖDENMESİ AŞAMASI BULUNMADIĞINDAN

T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/13943
KARAR NO:2017/16108
KARAR TARİHİ: 04.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet


>TAKİP KESİNLEŞMEDEN İHTİYATİ HACİZ AŞAMASINDA SATIŞ VE PARANIN ÖDENMESİ AŞAMASI BULUNMADIĞINDAN DOSYAYA GİREN PARA ALACAKLIYA ÖDENMEZ.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili, takip dayanağı ... 31. İş Mahkemesi’nin 2013/763 Esas 2014/525 Karar 31/12/2014 tarihli ilamının alacaklı vekili tarafından ihtiyati haciz kararı alınarak icraya konulduğunu, 05/02/2015 tarihinde yapılan ihtiyati haciz esnasında müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, yatırılan paranın alacaklıya ödendiğini, mehil belgesi verilmesi taleplerinin dosyadaki paranın alacaklıya ödenmiş olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, dosyaya fazladan para ödendiğini belirterek takip kesinleşmeden ihtiyati haciz aşamasında alacaklıya ödenen paranın alacaklıdan tahsiline, mehil belgesi verilmesine ve fazla yatırılan paranın borçluya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, İİK 9.madde doğrultusunda işlem ve ödeme yapıldığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.

İİK’nun 257. maddesinde ‘‘Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.’’ hükmü düzenlenmiştir.

İhtiyati haciz, alacaklının devam etmekte olan ( veya henüz başlamamış olan) bir takip veya davasının sonunda alacağının ödenmesini güvence altına almak için, borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. Bu nedenle, ihtiyati haczin kesin (icrai) bir etkisi yoktur. Alacaklı, ilamlı icra takibinde (m.32) bulunduktan sonra, borçlunun mallarına ihtiyati haciz koydurursa, yedi günlük ödeme süresi (m.32) geçince haciz talebinde bulunmak (m.37) suretiyle, ihtiyati haciz kesin hacze dönüştürülebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuk El Kitabı , 2. baskı, sh: 1060, 1076)

Somut olayda; takip dayanağı 31.12.2014 tarihli ... 31. İş Mahkemesi’nin 2013/763 Esas 2014/525 Karar sayılı ilamından kaynaklı alacak 03.02.2015 tarihinde takibe konulmuş ve toplamda 20.175,26 TL talep edilmiştir. ... 28. İş Mahkemesi’nin 05.02.2015 tarih 2015/1 Değişik İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alınmış ve 05.02.2015 tarihinde yapılan haciz esnasında dosyaya 23.095,00 TL’lik ödeme dekontu ibraz edilmiştir. İcra emri ise borçlu tarafa 27.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Alacaklı vekili, 06.02.2015 tarihinde yatan paranın tarafına ödenmesini talep etmiş, İcra Müdürlüğünce 22.085,09 TL’nin alacaklıya ödenmesine, arta kalan paranın takibin diğer aşamasına göre yeniden değerlendirilmesine karar verilmiştir. Borçlu vekilinin yukarıda yazılı talepleri de 06.04.2015 tarihinde dosyanın infazen işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Takip kesinleşmeden ihtiyati haciz aşamasında satış ve paranın ödenmesi aşaması bulunmadığından dosyaya giren para alacaklıya ödenmez. Bu nedenle icra müdürünün ihtiyati haciz sırasında tahsil edilen paranın alacaklısına ödenmesine ilişkin kararı usule aykırı olduğundan borçlunun 02.04.2015 tarihinde bu işlemin eski hale iadesi talebi yerindedir. Bu nedenle borçlunun 26.03.2015 ve 02.04.2015 tarihinde mehil talebine yönelik başvurularının kabulü yönünde işlem yapılması gerekirken taleplerin reddine dair İcra Müdürlüğü işlemi doğru değildir. İcra Hukuk Mahkemesince bu işlemlerin iptaline, borçlu vekilinin taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
  • Cevap Yok
  • 03-01-2020, Saat: 23:11
  • DuraN
T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/13943
KARAR NO:2017/16108
KARAR TARİHİ: 04.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet


>TAKİP KESİNLEŞMEDEN İHTİYATİ HACİZ AŞAMASINDA SATIŞ VE PARANIN ÖDENMESİ AŞAMASI BULUNMADIĞINDAN DOSYAYA GİREN PARA ALACAKLIYA ÖDENMEZ.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili, takip dayanağı ... 31. İş Mahkemesi’nin 2013/763 Esas 2014/525 Karar 31/12/2014 tarihli ilamının alacaklı vekili tarafından ihtiyati haciz kararı alınarak icraya konulduğunu, 05/02/2015 tarihinde yapılan ihtiyati haciz esnasında müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, yatırılan paranın alacaklıya ödendiğini, mehil belgesi verilmesi taleplerinin dosyadaki paranın alacaklıya ödenmiş olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, dosyaya fazladan para ödendiğini belirterek takip kesinleşmeden ihtiyati haciz aşamasında alacaklıya ödenen paranın alacaklıdan tahsiline, mehil belgesi verilmesine ve fazla yatırılan paranın borçluya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, İİK 9.madde doğrultusunda işlem ve ödeme yapıldığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.

İİK’nun 257. maddesinde ‘‘Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.’’ hükmü düzenlenmiştir.

İhtiyati haciz, alacaklının devam etmekte olan ( veya henüz başlamamış olan) bir takip veya davasının sonunda alacağının ödenmesini güvence altına almak için, borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. Bu nedenle, ihtiyati haczin kesin (icrai) bir etkisi yoktur. Alacaklı, ilamlı icra takibinde (m.32) bulunduktan sonra, borçlunun mallarına ihtiyati haciz koydurursa, yedi günlük ödeme süresi (m.32) geçince haciz talebinde bulunmak (m.37) suretiyle, ihtiyati haciz kesin hacze dönüştürülebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuk El Kitabı , 2. baskı, sh: 1060, 1076)

Somut olayda; takip dayanağı 31.12.2014 tarihli ... 31. İş Mahkemesi’nin 2013/763 Esas 2014/525 Karar sayılı ilamından kaynaklı alacak 03.02.2015 tarihinde takibe konulmuş ve toplamda 20.175,26 TL talep edilmiştir. ... 28. İş Mahkemesi’nin 05.02.2015 tarih 2015/1 Değişik İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alınmış ve 05.02.2015 tarihinde yapılan haciz esnasında dosyaya 23.095,00 TL’lik ödeme dekontu ibraz edilmiştir. İcra emri ise borçlu tarafa 27.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Alacaklı vekili, 06.02.2015 tarihinde yatan paranın tarafına ödenmesini talep etmiş, İcra Müdürlüğünce 22.085,09 TL’nin alacaklıya ödenmesine, arta kalan paranın takibin diğer aşamasına göre yeniden değerlendirilmesine karar verilmiştir. Borçlu vekilinin yukarıda yazılı talepleri de 06.04.2015 tarihinde dosyanın infazen işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Takip kesinleşmeden ihtiyati haciz aşamasında satış ve paranın ödenmesi aşaması bulunmadığından dosyaya giren para alacaklıya ödenmez. Bu nedenle icra müdürünün ihtiyati haciz sırasında tahsil edilen paranın alacaklısına ödenmesine ilişkin kararı usule aykırı olduğundan borçlunun 02.04.2015 tarihinde bu işlemin eski hale iadesi talebi yerindedir. Bu nedenle borçlunun 26.03.2015 ve 02.04.2015 tarihinde mehil talebine yönelik başvurularının kabulü yönünde işlem yapılması gerekirken taleplerin reddine dair İcra Müdürlüğü işlemi doğru değildir. İcra Hukuk Mahkemesince bu işlemlerin iptaline, borçlu vekilinin taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

HACİZLİ GAYRİMENKUL - ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI - SIRA CETVELİ

[b]T.C
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2011/20781
KARAR NO: 2012/6496
KARAR TARİHİ: 06.03.2012

>>ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ - HACİZ BORÇLUSU HİSSEDARLARIN BORÇLU BULUNDUKLARI DOSYALARA HİSSEDARLARIN PAYINA DÜŞECEK İHALE BEDELİNİN GÖNDERİLEBİLECEĞİ - TAŞINMAZLARIN HACİZLERDEN ARİ OLARAK TESCİLİ GEREKTİĞİ - ŞİKAYETİN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ
[/b]

[b]ÖZET: Somut olayda şikayetçi O. K. izale-i şuuyu sonucu yapılan satışta taşınmazın tamamını satın alan hissedarlardandır. Şikayetinde satışa alıcı olarak katılmayan diğer hissedarların ihaleden önce sahip oldukları hisselerde yine ihaleden önce konulan hacizler bulunsa da tescil yazısının bu hacizlerden ari olarak yazılması gerektiğini belirtip, bu hususa yönelik taleplerinin reddine ilişkin icra müdürü işleminin iptalini istemiştir, icra mahkemesince açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılıp haciz borçlusu hissedarların borçlu bulundukları dosyalara ancak bu hissedarların payına düşecek ihale bedelinin gönderilebileceği düşünülerek taşınmazların hacizlerden ari olarak tescili gerektiği yönünde şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken talep bulunmadığı halde hacizlerle ilgili takiplerin kaldırılamayacağı gerekçe yapılarak davanın reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.[/b]

(2004 S. K. m. 125, 128, 134, 135, 144) (4721 S. K. m. 705) (818 S. K. m. 231)

[b]DAVA: [/b]Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

[b]KARAR: [/b]İİK'nun 128. maddesi yalnız tapu siciline mukayyet veya resmi senede müstenit olan mükellefiyetlerin listesini icra memurunun düzenleyerek tebliğ etmesi gerekeceğini saptamıştır. Taşınmazdaki haciz şerhi icra takibi ile ilgili bir işlem olduğu cihetle hacizler, mükellefiyet olarak kabul edilemez ancak satıştan sonra bu yasanın 140. maddesi gereğince düzenlenecek sıra cetvelinde nazarı itibara alınır (12 H.D. 22.06.1978 tarih, 5779/5887-Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku Cilt 2. Sayfa 1291).

İİK 134/1, TMK 705 ve BK 231. maddeleri gereğince cebri icrada mülkiyet ihale ile, alıcısına intikal eder. İİK'nun 135/1, 144/4, 125. maddelerine göre de aynı yasanın 134/son fıkrası gereği ihalenin kesinleşmesi kofulu ile icra müdürlüğünce tapuya tescil yazısı yazılır.

[b]Somut olayda [/b]şikayetçi O. K. izale-i şuuyu sonucu yapılan satışta taşınmazın tamamını satın alan hissedarlardandır. Şikayetinde satışa alıcı olarak katılmayan diğer hissedarların ihaleden önce sahip oldukları hisselerde yine ihaleden önce konulan hacizler bulunsa da tescil yazısının bu hacizlerden ari olarak yazılması gerektiğini belirtip, bu hususa yönelik taleplerinin reddine ilişkin icra müdürü işleminin iptalini istemiştir, icra mahkemesince açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılıp haciz borçlusu hissedarların borçlu bulundukları dosyalara ancak bu hissedarların payına düşecek ihale bedelinin gönderilebileceği düşünülerek taşınmazların hacizlerden ari olarak tescili gerektiği yönünde şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken talep bulunmadığı halde hacizlerle ilgili takiplerin kaldırılamayacağı gerekçe yapılarak davanın reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

[b]SONUÇ: [/b]Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca [b]BOZULMASINA[/b], 06.03.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.ACİZLİ GAYRİMENKUL - ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI - SIRA CETVELİ
  • Cevap Yok
  • 03-01-2020, Saat: 23:01
  • DuraN
[b]T.C
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2011/20781
KARAR NO: 2012/6496
KARAR TARİHİ: 06.03.2012

>>ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ - HACİZ BORÇLUSU HİSSEDARLARIN BORÇLU BULUNDUKLARI DOSYALARA HİSSEDARLARIN PAYINA DÜŞECEK İHALE BEDELİNİN GÖNDERİLEBİLECEĞİ - TAŞINMAZLARIN HACİZLERDEN ARİ OLARAK TESCİLİ GEREKTİĞİ - ŞİKAYETİN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ
[/b]

[b]ÖZET: Somut olayda şikayetçi O. K. izale-i şuuyu sonucu yapılan satışta taşınmazın tamamını satın alan hissedarlardandır. Şikayetinde satışa alıcı olarak katılmayan diğer hissedarların ihaleden önce sahip oldukları hisselerde yine ihaleden önce konulan hacizler bulunsa da tescil yazısının bu hacizlerden ari olarak yazılması gerektiğini belirtip, bu hususa yönelik taleplerinin reddine ilişkin icra müdürü işleminin iptalini istemiştir, icra mahkemesince açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılıp haciz borçlusu hissedarların borçlu bulundukları dosyalara ancak bu hissedarların payına düşecek ihale bedelinin gönderilebileceği düşünülerek taşınmazların hacizlerden ari olarak tescili gerektiği yönünde şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken talep bulunmadığı halde hacizlerle ilgili takiplerin kaldırılamayacağı gerekçe yapılarak davanın reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.[/b]

(2004 S. K. m. 125, 128, 134, 135, 144) (4721 S. K. m. 705) (818 S. K. m. 231)

[b]DAVA: [/b]Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

[b]KARAR: [/b]İİK'nun 128. maddesi yalnız tapu siciline mukayyet veya resmi senede müstenit olan mükellefiyetlerin listesini icra memurunun düzenleyerek tebliğ etmesi gerekeceğini saptamıştır. Taşınmazdaki haciz şerhi icra takibi ile ilgili bir işlem olduğu cihetle hacizler, mükellefiyet olarak kabul edilemez ancak satıştan sonra bu yasanın 140. maddesi gereğince düzenlenecek sıra cetvelinde nazarı itibara alınır (12 H.D. 22.06.1978 tarih, 5779/5887-Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku Cilt 2. Sayfa 1291).

İİK 134/1, TMK 705 ve BK 231. maddeleri gereğince cebri icrada mülkiyet ihale ile, alıcısına intikal eder. İİK'nun 135/1, 144/4, 125. maddelerine göre de aynı yasanın 134/son fıkrası gereği ihalenin kesinleşmesi kofulu ile icra müdürlüğünce tapuya tescil yazısı yazılır.

[b]Somut olayda [/b]şikayetçi O. K. izale-i şuuyu sonucu yapılan satışta taşınmazın tamamını satın alan hissedarlardandır. Şikayetinde satışa alıcı olarak katılmayan diğer hissedarların ihaleden önce sahip oldukları hisselerde yine ihaleden önce konulan hacizler bulunsa da tescil yazısının bu hacizlerden ari olarak yazılması gerektiğini belirtip, bu hususa yönelik taleplerinin reddine ilişkin icra müdürü işleminin iptalini istemiştir, icra mahkemesince açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılıp haciz borçlusu hissedarların borçlu bulundukları dosyalara ancak bu hissedarların payına düşecek ihale bedelinin gönderilebileceği düşünülerek taşınmazların hacizlerden ari olarak tescili gerektiği yönünde şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken talep bulunmadığı halde hacizlerle ilgili takiplerin kaldırılamayacağı gerekçe yapılarak davanın reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

[b]SONUÇ: [/b]Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca [b]BOZULMASINA[/b], 06.03.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.ACİZLİ GAYRİMENKUL - ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI - SIRA CETVELİ

MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİ FERAGAT EDENİ BAĞLAR

Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları ? MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİ  FERAGAT EDENİ BAĞLAR
T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2018/1129

KARAR NO: 2018/2390

KARAR TARİHİ: 29/11/2018)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KDZ.EREĞLİ 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/11/2017

NUMARASI: 2015/951 Esas-2017/1022 Karar

DAVANIN KONUSU: Ortaklığın Giderilmesi (Paylı Mülkiyette)

ÖZET:Mirastan Feragat Sözleşmesi: Feragat eden, babasının mirasından ileride lehine doğacak bütün miras haklarından kimsenin tesiri ve etkisi altında kalmadan, kendi rızası ve isteği ile diğer mirasçılar lehine feragat ettiğini kabul ve taahhüt ederek şahitler huzurunda imzalayarak feragat beyanını ortaya koymuştur.
Söz konusu bu düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi yasal şartları taşıdığından geçerli olup feragat edeni bağlar. Bu durumda mirastan feragatın aynı zümre içinde bulunan kardeşleri lehine yapıldığının kabulü gerekir.

Sulh Hukuk Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davasında verilen karara yönelik, davalılardan.... ve ..... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dedesi A......'in 25.03.2008 tarihinde vefat etmesi nedeniyle, davacı müvekkillerinin annesi ......'in Kdz Ereğli 1.Noterliğinin 17.01.2005 tarihli ve 833 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde mirastan ivazsız feragat sözleşmesi düzenleyerek muris A......'in mirasından feragat ettiğini, TMK.nun 528.maddesinde belirtilen mirastan feragat sözleşmesi ivazlı ve ivazsız olarak iki şekilde yapıldığı, ivazlı feragatte, feragat edenin alt soyuda mirasçılık sıfatından etkilenirken, ivazsız feragatte fergat edenin altsoyu feragat edene halef olup, mirasçılık sıfatını elde ettiğini, bu nedenlerle Kdz Ereğli 1. Noterliğinin 17.01.2005 tarihli ve 833 yevmiye sayılı mirastan feragat sözleşmesi gereğince mirastan ivazsız feragat eden ......'in yerine alt soyu müvekkilleri ...... ile kardeşi..... mirasçılık sıfatını sahip olduğu gözetilerek, muris A......'in adına kayıtlı olan ...... ilçesi ...... mahallesi 62 ada 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki iştirak halinde mülkiyetin veraset ilamında yazılı payları oranında mirasçılar adına tapuya tescili suretiyle müşterek mülkiyete dönüştürülmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yületilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ...... ile...... vekili, davacıların söz konusu davayı açmakta taraf sıfatı bulunmadığını, mirastan feragat sözleşmesi yapıldığını, diğer mirasçılar lehine feragat edildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan mirastan feragat eden .......'e usulüne uygun olarak duruşma gün ve saatini bildirir dava dilekçesi tebligatı yapılmış olmasına rağmen, bu davalı duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir beyanda da bulunmamıştır.
Mahkemece, sonradan açılan aynı nitelikteki dava birleştirilerek, asıl ve birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, ........İli, ..... İlçesi,....... Mahallesi 62 ada 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilerek; 2/6 oranındaki hissenin 10/02/1951 doğumlu ...... ve..... kızı......, 2/6 oranındaki hissenin 08/09/1959 doğumlu .......ve...... kızı......, Kdz Ereğli 1. Noterliğinin 17/01/2005 tarih 2005-833 yevmiye sayılı sözleşme ile mirastan ivazsız şekilde feragat eden 25/09/1953 doğumlu..... ve ..... kızı......'in 2/6 oranındaki hissesinin Alt soylarına eşit olarak dağıtılarak, 1/6 oranındaki hissenin 22/05/1985 doğumlu......ve ...... oğlu ...., 1/6 oranındaki hissenin 19/11/1978 doğumlu.......ve........ kızı .....adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı ...... mirasçılık sıfatını kaybetttiğinden davalı .......yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılardan ..... ve ........ vekili, mahkeme kararında ........adına tespit edilen miras payının bu mirasçının mirastan diğer mirasçılar lehine feragat ettiğinden aynı zümredeki .... ve ...... adına tescil edilmesi gerektiğini, davacıların mirasçı sıfatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini,.....'in kardeşlerinin davalılar için mirastan feragat ettiğini, yerel mahkemece hatalı değerlendirme ile,....'in feragat ettiği miras payının çocukları lehine gerçekleştiğine karar verildiğini mirasçı olmayan ve miras hakkı bulunmayan davacıların açtığı davanın dava ehliyeti olmadıkları yönünden ve esastan reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yolu başvuru isteminde bulunmuştur.
4721 Sayılı TMK'nun 644. maddesi hükmü gereği bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerinde elbirliği mülkiyetinin, paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde, Sulh Hukuk Hakimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder. El birliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma (ortaklığın giderilmesi) davası açmadığı takdirde, istem konusu mal veya mallar üzerindeki el birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir.
El birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istenen dava konusu taşınmazlar muris ..... adına kayıtlıdır. muris ..... ile mirasçılarından kızı ..... arasında Karadeniz Ereğli 1.Noterliğinin 17.01.2005 tarih 00833 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu belge ile ....., babası .....'in mirasından ileride lehine doğacak bütün miras haklarından kimsenin tesiri ve etkisi altında kalmadan, kendi rızası ve isteği ile diğer mirasçılar lehine feragat ettiğini kabul ve taahhüt ederek şahitler huzurunda imzalayarak feragat beyanını ortaya koymuştur. Söz konusu bu düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi yasal şartları taşıdığından geçerli olup feragat edeni bağlar. Bu durumda mirastan feragatın aynı zümre içinde bulunan kardeşleri lehine yapıldığının kabulü gerekir.
Mirastan feragat edenin feragat sözleşmesindeki beyanı ile 4721 Sayılı TMK'nun 528. Maddesinde düzenlenen; miras bırakanın bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabileceği, feragat edenin mirasçılık sıfatını kaybedeceği, bir karşılık sağlanarak mirastan feragatin sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğuracağı açıklaması ile TMK.nun 529.maddesindeki mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün alt soyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer açıklamaları gözönüne alınarak bu madde hükümleri birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de; elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi için muris .....'in mirasçılık belgesindeki mirasçı payları esas alınarak, payları belirlenerek dava konusu yapılan ..... İli,..... İlçesi,..... Mahallesi 62 ada 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlarda elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiye çevrilmesine karar verilmesi gerekirken mirastan feragat eden .....'in de nüfus kayıtları esas alınarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi doğru olmadığı gibi, ayrıca mahkemenin kararında elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi ile yetinilmesi gerekirken payları oranında tapuya tesciline de karar verilmiş olması doğru olmadığından, bu nedenlerle davalılardan..... ve ..... vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere mahalline geri gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılardan..... ve ......vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulü ile Kdz. Ereğli 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2017 tarih ve 2015/951 Esas, 2017/1022 sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Dosyanın yeniden karar verilmesi için yerel mahkemesine gönderilmesine,
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
İstinaf peşin harcının istek halinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalılara iadesine,
HMK'nun 27. maddesi gereğince tarafların dinlenme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK'nun 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 29/11/2018 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 07/12/2018
  • Cevap Yok
  • 02-01-2020, Saat: 23:29
  • DuraN
Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları ? MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİ  FERAGAT EDENİ BAĞLAR
T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2018/1129

KARAR NO: 2018/2390

KARAR TARİHİ: 29/11/2018)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KDZ.EREĞLİ 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/11/2017

NUMARASI: 2015/951 Esas-2017/1022 Karar

DAVANIN KONUSU: Ortaklığın Giderilmesi (Paylı Mülkiyette)

ÖZET:Mirastan Feragat Sözleşmesi: Feragat eden, babasının mirasından ileride lehine doğacak bütün miras haklarından kimsenin tesiri ve etkisi altında kalmadan, kendi rızası ve isteği ile diğer mirasçılar lehine feragat ettiğini kabul ve taahhüt ederek şahitler huzurunda imzalayarak feragat beyanını ortaya koymuştur.
Söz konusu bu düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi yasal şartları taşıdığından geçerli olup feragat edeni bağlar. Bu durumda mirastan feragatın aynı zümre içinde bulunan kardeşleri lehine yapıldığının kabulü gerekir.

Sulh Hukuk Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davasında verilen karara yönelik, davalılardan.... ve ..... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dedesi A......'in 25.03.2008 tarihinde vefat etmesi nedeniyle, davacı müvekkillerinin annesi ......'in Kdz Ereğli 1.Noterliğinin 17.01.2005 tarihli ve 833 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde mirastan ivazsız feragat sözleşmesi düzenleyerek muris A......'in mirasından feragat ettiğini, TMK.nun 528.maddesinde belirtilen mirastan feragat sözleşmesi ivazlı ve ivazsız olarak iki şekilde yapıldığı, ivazlı feragatte, feragat edenin alt soyuda mirasçılık sıfatından etkilenirken, ivazsız feragatte fergat edenin altsoyu feragat edene halef olup, mirasçılık sıfatını elde ettiğini, bu nedenlerle Kdz Ereğli 1. Noterliğinin 17.01.2005 tarihli ve 833 yevmiye sayılı mirastan feragat sözleşmesi gereğince mirastan ivazsız feragat eden ......'in yerine alt soyu müvekkilleri ...... ile kardeşi..... mirasçılık sıfatını sahip olduğu gözetilerek, muris A......'in adına kayıtlı olan ...... ilçesi ...... mahallesi 62 ada 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki iştirak halinde mülkiyetin veraset ilamında yazılı payları oranında mirasçılar adına tapuya tescili suretiyle müşterek mülkiyete dönüştürülmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yületilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ...... ile...... vekili, davacıların söz konusu davayı açmakta taraf sıfatı bulunmadığını, mirastan feragat sözleşmesi yapıldığını, diğer mirasçılar lehine feragat edildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan mirastan feragat eden .......'e usulüne uygun olarak duruşma gün ve saatini bildirir dava dilekçesi tebligatı yapılmış olmasına rağmen, bu davalı duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir beyanda da bulunmamıştır.
Mahkemece, sonradan açılan aynı nitelikteki dava birleştirilerek, asıl ve birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, ........İli, ..... İlçesi,....... Mahallesi 62 ada 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilerek; 2/6 oranındaki hissenin 10/02/1951 doğumlu ...... ve..... kızı......, 2/6 oranındaki hissenin 08/09/1959 doğumlu .......ve...... kızı......, Kdz Ereğli 1. Noterliğinin 17/01/2005 tarih 2005-833 yevmiye sayılı sözleşme ile mirastan ivazsız şekilde feragat eden 25/09/1953 doğumlu..... ve ..... kızı......'in 2/6 oranındaki hissesinin Alt soylarına eşit olarak dağıtılarak, 1/6 oranındaki hissenin 22/05/1985 doğumlu......ve ...... oğlu ...., 1/6 oranındaki hissenin 19/11/1978 doğumlu.......ve........ kızı .....adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı ...... mirasçılık sıfatını kaybetttiğinden davalı .......yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılardan ..... ve ........ vekili, mahkeme kararında ........adına tespit edilen miras payının bu mirasçının mirastan diğer mirasçılar lehine feragat ettiğinden aynı zümredeki .... ve ...... adına tescil edilmesi gerektiğini, davacıların mirasçı sıfatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini,.....'in kardeşlerinin davalılar için mirastan feragat ettiğini, yerel mahkemece hatalı değerlendirme ile,....'in feragat ettiği miras payının çocukları lehine gerçekleştiğine karar verildiğini mirasçı olmayan ve miras hakkı bulunmayan davacıların açtığı davanın dava ehliyeti olmadıkları yönünden ve esastan reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yolu başvuru isteminde bulunmuştur.
4721 Sayılı TMK'nun 644. maddesi hükmü gereği bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerinde elbirliği mülkiyetinin, paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde, Sulh Hukuk Hakimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder. El birliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma (ortaklığın giderilmesi) davası açmadığı takdirde, istem konusu mal veya mallar üzerindeki el birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir.
El birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istenen dava konusu taşınmazlar muris ..... adına kayıtlıdır. muris ..... ile mirasçılarından kızı ..... arasında Karadeniz Ereğli 1.Noterliğinin 17.01.2005 tarih 00833 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu belge ile ....., babası .....'in mirasından ileride lehine doğacak bütün miras haklarından kimsenin tesiri ve etkisi altında kalmadan, kendi rızası ve isteği ile diğer mirasçılar lehine feragat ettiğini kabul ve taahhüt ederek şahitler huzurunda imzalayarak feragat beyanını ortaya koymuştur. Söz konusu bu düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi yasal şartları taşıdığından geçerli olup feragat edeni bağlar. Bu durumda mirastan feragatın aynı zümre içinde bulunan kardeşleri lehine yapıldığının kabulü gerekir.
Mirastan feragat edenin feragat sözleşmesindeki beyanı ile 4721 Sayılı TMK'nun 528. Maddesinde düzenlenen; miras bırakanın bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabileceği, feragat edenin mirasçılık sıfatını kaybedeceği, bir karşılık sağlanarak mirastan feragatin sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğuracağı açıklaması ile TMK.nun 529.maddesindeki mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün alt soyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer açıklamaları gözönüne alınarak bu madde hükümleri birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de; elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi için muris .....'in mirasçılık belgesindeki mirasçı payları esas alınarak, payları belirlenerek dava konusu yapılan ..... İli,..... İlçesi,..... Mahallesi 62 ada 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlarda elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiye çevrilmesine karar verilmesi gerekirken mirastan feragat eden .....'in de nüfus kayıtları esas alınarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi doğru olmadığı gibi, ayrıca mahkemenin kararında elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi ile yetinilmesi gerekirken payları oranında tapuya tesciline de karar verilmiş olması doğru olmadığından, bu nedenlerle davalılardan..... ve ..... vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere mahalline geri gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılardan..... ve ......vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulü ile Kdz. Ereğli 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2017 tarih ve 2015/951 Esas, 2017/1022 sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Dosyanın yeniden karar verilmesi için yerel mahkemesine gönderilmesine,
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
İstinaf peşin harcının istek halinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalılara iadesine,
HMK'nun 27. maddesi gereğince tarafların dinlenme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK'nun 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 29/11/2018 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 07/12/2018