İcra ve İflas Hukukuna Dair Herşey...

Tam Versiyon: 7226 SAYILI KANUNLA YAPILAN DÜZENLEMENİN SÜRELERE ETKİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyon'a bakınız.
7226 SAYILI KANUNLA YAPILAN DÜZENLEMENİN SÜRELERE ETKİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

Prof. Dr. Adnan DEYNEKLİ'nin 01.04.2020 Tarihli Makalesi


[b]I. YASAL DÜZENLEME[/b]
7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 26.3.2020 tarihli 31080 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kanunun Geçici 1. maddesi hükmü şöyledir:“1-(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvur süreleri dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumundaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,
b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,
itibaren 30/4/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibariyle, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmi Gazete’de yayımlanır.
(2) Aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışındadır:
a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri.
b) 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler.
c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler.
(3) 2004 sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında;
a) İcra ve iflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz,
b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir,
c) Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder,
ç) İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır.
(4) Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dahil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları;
a) Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu,
b) İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu,
c) Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı,
belirler.”

[b]II. DÜZENLEMENİN KAPSAMI[/b]
Dünyanın birçok ülkesinde görülen Covid-19 salgını 11.3.2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından Pandemi olarak ilan edilmiştir. Salgın hastalığın ülkemizde de görülmüş olması sebebiyle hak kayıplarını önlemek amacıyla 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde sürelerle ilgili düzenleme yapılmıştır.
1) Düzenleme Kapsamında Yer Alan Hususlar
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler de dahil bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler,
b) İdari Yargılama Usulü Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve hâkim tarafından tayin edilen süreler,
c) Arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler
d) İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tam icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler düzenleme kapsamındadır.
[b]2) İstisnalar[/b]
a) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler,
b) İcra ve İflas Kanunu ve diğer kanunlar kapsamında;
- İcra ve İflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz,
- Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir.
[b]III. DÜZENLEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
1) Düzenlemenin Kapsamı Yönünden Değerlendirme
[/b]
Geçici 1. maddede İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim ve icra iflas daireleri tarafından tayin edilen sürelerin, tüm icra ve iflas takiplerinin (nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç) taraf ve takip işlemlerinin, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemlerin 22.3.2020 tarihinden itibaren 30.4.2020 tarihine kadar duracağı hükme bağlanmıştır.
7226 sayılı Kanunla takipler bakımından getirilen düzenleme 2279 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile getirilen düzenlemeden daha geniştir. 7226 sayılı Kanun daha sonra çıktığından ve Cumhurbaşkanı kararı ile getirilen hususları da kapsadığından 7226 sayılı Kanun hükmünün uygulanması gerektiği görüşündeyim.
Düzenlemede İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlardan söz edilmiştir. 7155 sayılı Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun düzenleme kapsamında bulunmaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, kamu alacaklarının takip ve tahsil usulünü düzenleyen bir kanundur. 6183 sayılı Kanunda takibe ilişkin düzenlemeler bulunduğundan kamu alacaklarının tahsili ile ilgili talepleri de 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında sayılmalıdır.
[b]2) Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler Yönünden Değerlendirme[/b]
Belirli bir zamanın geçmesiyle üç ihtimal ortaya çıkar:
- Ya bir hak kazanılır (kazandırıcı zamanaşımı, örneğin TMK m.713)
- Ya talep hakkı düşer (düşürücü zamanaşımı)
- Ya da hakkın kendisi kaybolur (hak düşürücü süre)
Zamanaşımı, kanunun belirttiği sürelerin geçmesi ve şartların gerçekleşmesi ile bir hak kazandıran veya borcu ifa etmekten kaçınma hakkı veren bir haldir. Zamanaşımı, bir hakkın kazanılması veya kaybedilmesinde kanunun tayin ettiği sürelerin dolması anlamına gelir.
Zamanaşımı, hukukumuzda iki türlü işleve sahip olup, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan kazandırıcı zamanaşımı; bir kişi, belli bir sürenin geçmesi ile kanunda varsa şartların da gerçekleşmesi ile bazı hakların kazanılması sonucunu doğurur. Zamanaşımının diğer türü ise, kural olarak alacak hakları için söz konusu olan ve doktrinde düşürücü (iskati) zamanaşımı olarak ifade edilmektedir. Düşürücü zamanaşımı, alacak hakkının belli süre içinde kullanılmaması halinde dava ve talep edilebilme niteliğinin kaybedilmesi anlamına gelmektedir.
7226 sayılı Kanunda belirtilen zamanaşımı süresi kazandırıcı zamanaşımı değildir. Zamanaşımı, alacaklının borçluya karşı dava açma veya icra takibinde bulunma hakkını ortadan kaldırmamakta, borçluya zamanaşımı definde bulunmak suretiyle alacaklının ifa talebinin reddine neden olmaktadır.
Hak düşürücü süre, hak sahibinin belli bir süre içinde ileri sürmemesi veya yapması gerekli işlemleri yapmaması sonucunda hakkın sona ermesine neden olmaktadır.
7226 sayılı Kanunda zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin 13.3.2020 tarihinden 30.4.2020 tarihine kadar durduğu belirtilmiştir. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibariyle, bitimine 15 gün ve daha az kalmış süreler 15 gün uzamış sayılır. Örneğin ilamsız icra takibini borçlunun itirazı 20.3.2019 tarihinde alacaklıya tebliğ edilmiş olsun. Alacaklı 20.3.2020 tarihine kadar itirazın iptali davası açması gerekir. 7226 sayılı Kanunda öngörülen 13.3.2020 – 30.4.2020 arası süre duracağından ve dava açmak için 13.3.2020 – 20.3.2020 arası 15 günden az olduğundan, 30.4.2020 tarihinden itibaren 15 gün içinde itirazın iptali davası açılabilir.
Aynı örnekte borçlunun itirazının 6.5.2019 tarihinde alacaklıya tebliğ edildiğini varsayalım. İtirazın iptali davasının en geç 6.5.2020 tarihinde açılması gerekir. Ancak 7226 sayılı Kanunla 13.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasında süre durduğundan, 30.4.2020 tarihinden sonrasına eklenmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesine göre miras üç ay içinde reddolunabilir. Murisin 15.12.2019 tarihinde öldüğünü varsayalım. Mirası red süresinin bitmesinden (15.3.2020) önceki bir tarihten (13.3.2020) itibaren hak düşürücü süre durduğundan ve red için kalan süre 15 günden az olduğundan, 30.4.2020 tarihinden itibaren 15 gün içinde miras reddedilebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 158. maddesinde öngörülen altmış günlük ek sürenin bitiminin 2.4.2020 tarihi olduğunu varsayalım. Durma süresinin başladığı 13.3.2020 tarihinden 1.4.2020 tarihine kadar 15 günden fazla süre bulunduğundan durma süresinin sone erdiği tarihten itibaren 13.3.2020 – 2.4.2020 tarihleri arasında geçecek sürenin 30.4.2020 tarihinden itibaren başlatılması gerekir. Bu durumda ek dava 30.4.2020 tarihinden itibaren 20 gün içinde açılmalıdır.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebini içeren davanın 30.4.2018 tarihinde açıldığını, davanın dayandığı haksız fiilin 20.3.2018 tarihinde meydana geldiğini, iki yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten başladığını varsayalım. Bu durumda ek davanın en geç 20.3.2020 tarihine kadar açılması gerekir. Ancak 7226 sayılı Kanunla zamanaşımı süreleri 13.3.2020 tarihinden itibaren durduğundan ve durma tarihinden itibaren 15 günden az süre kaldığından ek dava 30.4.2020 tarihinden itibaren 15 gün içinde açılabilir.
Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler 13.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasında durduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken durma süresi sürenin sonuna eklenmelidir.
[b]3) İhtar, Bildirim ve İbraz Yönünden Değerlendirme[/b]
7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde bir hakkın doğumu, kullanımı ve sona ermesine neden olacak ihtar, bildirim ve ibraz sürelerinin de duracağı belirtilmiştir.
Örneğin iradesi fesada uğrayan taraf sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmezse veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşme uzamış sayılır (TBK m.39). Yanılma, aldatma, korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf sözleşme ile bağlı olmadığını bir yıl içinde karşı tarafa bildirmesi veya dava açması gerekir. Burada belirtilen bir yıllık bildirim süresinin son gününün 20.3.2020 olduğunu varsayalım. Bu durumda iradesi fesada uğrayan taraf 30.4.2020 tarihinden itibaren 15 gün içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmeli veya dava açmalıdır.
Çekin, keşidesinden itibaren belli bir süre geçmeden ödenmek üzere muhataba ibrazı gerekir. TTK’nın 704. maddesine göre çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün, düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay, ödeneceği yerden başka bir ülkede düzenlenen veya keşide yeri ile ödeme yeri ayrı kıtalarda ise üç ay içinde ibrazı gerekir.
Çekteki ibraz süreleri hak düşürücü süredir. 
7226 sayılı Kanunla çekteki ibraz sürelerinin sonunun 13.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri içine denk gelmesi halinde ibraz süresinin son günü 13.3.2020 tarihinden itibaren 15 günden az ise 30.4.2020 tarihinden itibaren 15 gün uzayacaktır. Örneğin ibraz süresi 10 gün olan çekin ibrazı için gereken süre 20.3.2020 tarihinde dolacaksa 30.4.2020 tarihinden itibaren 15 gün içinde ibraz edilebilir. Zira çekin süresinde ibraz edilmemesi hamilin keşideciye ve cirantalara karşı başvuru hakkını ortadan kaldırmaktadır. Bir hakkın kaybolmasına neden olan süreler 7226 sayılı Kanun kapsamında uzayacaktır.
7226 sayılı Kanunda protestodan söz edilmemiştir. Belirli bir günde, düzenleme gününden belirli bir sonra vadeli bonolarda (veya poliçelerde) ödememe protestosu, ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde ve mesai saatlerinde çekilebilir (TTK m.714).
Ödememe protestosu görüldüğünde vadeli bonoda (ve poliçede) ise, senedin düzenlenmesinden itibaren bir yıllık süre ya da ilgililer tarafından kısaltılan veya uzatılan ibraz süresi içerisinde çekilmelidir (TTK m.704).
Protesto süreleri hak düşürücü sürelerdir. Süresinde protesto çekmeyen hamil keşideci (düzenleyen) ile ona aval verenler haricindeki müracaat borçlularına başvuru hakkını kaybeder. Görüldüğü gibi protesto çekilmemesi hak kaybına neden olduğundan, 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin protesto süreleri bakımından da uygulanması gerekir. TTK’nın 754. maddesinde kanuni veya yargısal atıfet sürelerinin istisna olduğu belirtildiğinden, 7226 sayılı Kanun olmasa bile İİK’nın 330. maddesi uyarınca çıkarılan 2279 sayılı Cumhurbaşkanı kararı uyarınca ödeme süresinin uzatılması söz konusu olurdu. 7226 sayılı Kanun uyarınca 13.3.2020 – 30.4.2020 arasında protesto çekilmesi gereken hallerde bu süre 30.4.2020 tarihinden itibaren uzamış sayılacaktır.
İhbar TTK’nın 723. maddesinde düzenlenmiş olup, amacı; müracaat borçlularını “ihbar edilmeme” sebebiyle doğması veya artması muhtemel zararlara karşı korumaktır. İhbar zorunlu olsa da bir yüküm olması nedeniyle yapılmamış olması başvuru hakkının kaybolması sonucunu doğurmaz.  Bu nedenle poliçe ve bono ihbarın 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında olmadığı kabul edilmelidir.
[b]4) 7226 Sayılı Kanunla Getirilen İstisnalar Yönünden Değerlendirme
a) Nafaka Alacakları
[/b]
Nafaka alacakları yönünden icra takibi başlatılabilir ve başlamış takiplere devam edilebilir.
Nafaka alacağı ile ilgili takibe devam edilmesi sonucu borçlunun bir malının satılması halinde nafaka alacaklısı ilk hacze iştirak edebilir. İştirak eden nafaka alacağı İİK’nın 206. son maddesine göre birinci sırada imtiyazlı ise satış bedelinden öncelikle pay ayrılır. Bu durumda düzenlenen sıra cetveli kesinleşmeden nafaka alacaklısına ödeme yapılması nafaka alacağının niteliğine uygun düşer. 
Mahkemece hükmedilen tedbir nafakasının ilamsız icra takibine konu edilmesi mümkündür. 
[b]b) Durma Süresi İçinde Kalan Satışlar İçin Yeniden Satış Günü Verilmesi[/b]
İcra ve iflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış günün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal ve haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilecektir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılacak ve ilan için ücret alınmayacaktır.
[b]c) Rızaen Yapılacak Ödemeler[/b]
Takiplerin durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilecektir. Ödemeyi borçlu veya üçüncü kişi yapabilir. Uygulamada yaşanabilecek tereddütleri gidermesi bakımından düzenleme isabetlidir.
[b]d) Diğer Taraf Lehine Olan İşlemler[/b]
Taraflardan biri (alacaklı veya borçlu) diğer taraf lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Örneğin alacaklı icra dosyasından borçlunun mal ve haklarına konulan hacizlerin kaldırılmasını talep edebilir.
Alacaklı borçlunun malların satışını talep edemeyeceği gibi, borçlunun kendisinin de satış talebinde bulunması mümkün değildir.
[b]e) Konkordato Mühletinin Sonuçları[/b]
Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından durma sonuçları, durma süresince devam edeceği belirtilmiştir.
Konkordato geçici mühlet, kesin mühlet sürecinde yapılması gereken işlemler; örneğin alacaklılar toplanması için ilan, alacaklıların toplanması mümkün değildir. Konkordato sürecinde yapılması gereken işlemler yapılamayacağından 23.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasındaki sürenin mühlet içinde olan borçlunun konkordato mühlet süresine ilave edilmesi gerekir. 
[b]f) İhtiyati Tedbirleri Tamamlayan Merasim[/b]
İhtiyati tedbiri tamamlayan merasime ilişkin süreler 13.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasında işlemeye devam edecektir. 6100 sayılı HMK’nın 397. maddesine göre ihtiyati tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açması ve dava açtığına ilişkin belgeyi dosyaya koydurmalıdır. Aksi halde tedbir kendiliğinden kalkar.
İhtiyati haczin uygulanması (İİK m.261) ve ihtiyati haczi tamamlayan merasim (İİK m.264) ilgili süreler 23.7.2020 – 30.4.2020 tarihleri arası işlemeyecektir.
[b]5) Usûl Hukukundaki Süreler Yönünden Değerlendirme[/b]
7226 sayılı Kanun’un geçici 1. Maddesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar için öngörülen süreler ve hâkim tarafından tayin edilen sürelerin 13.3.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar duracağı, bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Medeni usul hukukunda süreler, taraflar için konulmuş süreler ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır.
Taraflar için konulmuş süreler de kanuni süreler ve hâkimin tespit ettiği süreler olarak ikiye ayrılır.
Kanunun belirlediği süreler kesindir (HMK m. 94/1). Hâkimin tespit ettiği sürelerin bazıları kanundan dolayı kesindir (Örneğin HMK m. 54/2, 115/2, 140/5).
Hakim kendi tespit ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir (HMK m. 94/2).
7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre gerek taraflar için öngörülen süreler gerekse hâkimin tespit ettiği süreler 13.3.2020- 30.04.2020 tarihleri arasında duracaktır.
Cevap süresi (HMK m. 127; 317/2), dava açma süresi (HMK m. 133), cevaba cevap süresi (HMK m. 136/1), ikinci cevap süresi (HMK m. 136/2), davanın tam ıslahında dilekçe verme süresi (HMK m. 180), bilirkişi raporuna itiraz süresi (HMK m. 281/1), istinaf süresi (HMK m. 361/1) kanun tarafından belirlenmiş taraflar için öngörülen süreler kapsamında örnek olarak sayılabilir. 
Bir davada taraflar için öngörülen bu süreler 13.3.2020 tarihi itibariyle dolmamışsa süre 30.04.2020 tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine 15 günden az olan süreler 15 gün uzamış sayılacaktır.
Örneğin bir davada bilirkişi raporu 1.3.2020 tarihinde taraflara tebliğ edilmiş olsun. Durma süresinin başladığı 13.3.2020 tarihi itibariyle bilirkişi raporuna itiraz için 15 günden az süre kaldığından 30.4.2020 tarihinden itibaren itiraz süresinin 15 gün uzadığını kabul etmek gerekir. Zira düzenlemeden başka bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.
Hâkimin HMK’nın 140/5. maddesi uyarınca verdiği süre iki haftalık kesin süredir. Bu süre 13.3.2020 tarihi itibariyle henüz dolmamışsa süre, 30.04.2020 tarihinden itibaren 15 gün uzamış sayılmalıdır.
[b]6) Tartışmalı Olan Konular
a) Maaş ve Ücret Haczinin Durumu
[/b]
7226 sayılı Kanun ve 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uygulanmış hacizlerin kaldırılmasına imkân vermemektedir.
Maaş ve ücret haczinin 23.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasında yapılması mümkün değildir. Ancak daha önce yapılan hacizler nedeniyle 23.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasında maaş kesintisi yapılmasının mümkün olup olmadığı tartışmalıdır. Maaş kesintisi bir tür muhafaza tedbiri niteliğinde olduğundan, bu süre içinde maaş kesintisinin yapılmaması gerekir.
[b]b) Haciz İhbarnamelerinin Durumu[/b]
Borçlunun üçüncü kişilerdeki taşınır mal, hak alacaklarının haczini düzenleyen İİK’nın 89. maddesi uyarınca 23.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasında işlem yapılması mümkün değildir.
Birinci veya ikinci haciz ihbarnamesi gönderildikten sonra henüz itiraz süresi geçmeden 7226 sayılı Kanun ve 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında öngörülen süreler durmuşsa, itiraz süresi 30.4.2020 tarihinden sonra işleyecektir. 
Üçüncü haciz ihbarnamesi tebliğ edildikten sonra menfi tespit davası açmak için öngörülen süre 23.3.2020 – 30.4.2020 tarihleri içine denk gelirse, menfi tespit davası açma ve dava açıldığına ilişkin belge sunma süresi 30.4.2020 tarihinden itibaren 15 gün olarak uygulanmalıdır. 
[b]c) İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte İİK’nın 150/b Maddesi Uyarınca Yapılan Bildirimin Durumu[/b]
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan bütün takipler ve bu takiplerdeki bütün taraf ve takip işlemleri Cumhurbaşkanlığı’nın 2279 sayılı bu Kararı’nda ve 7226 sayılı Kanun’da yer alan yasaklama kapsamına girmektedir. Karar ile Kanun ile, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan bütün takiplerin durdurulmasına ve takiplerle ilgili hiçbir taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına karar verilmiştir.
Bu düzenlemelerin sonucu olarak, ipotekli taşınmazlarla ilgili kira bedellerinin icra dosyasına ödenmesi işlemi yasaklandığından, 22.03.2020 – 30.4.2020 tarihleri arasındaki kira bedellerinin icra dosyasına değil, kiralayana ödenmesi gerekmektedir. [b]01.04.2020[/b]
[b]Prof. Dr. Adnan DEYNEKLİ ([/b]Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi)